• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Ağustos
2008
Anasayfa
Yoğun Gündem Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008

Yoğun Gündem

Tunahan Dumanlı

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Türkiye’de gündemi takip etmek bazen gerçekten zorlaşıyor. Türban tartışması daha bitmemişken Ergenekon operasyonu çıktı ortaya. Yunanistan başbakanının ziyareti, dünya piyasalarında yaşananlar ve bunun bize yansımaları derken bir hareketliliktir gidiyor. Her biri başlı başına bir olay.Yaşanan gelişmelere bir göz atalım.

Başbakan Erdoğan, Medeniyetler İttifakı Forum Toplantısı için gittiği İspanya’da katıldığı bir toplantı sonrası kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Gazetecilerin türban serbestisi ile ilgili sorularına “Siyasi simge olarak türban takmak suç mu? Simgelere, sembollere bir yasak getirebilir misiniz?[1]” şeklinde cevap vermesi üzerine de değim yerindeyse fırtına koptu. Bu türban çıkışını neden bir yurtdışı gezisi sırasında yapma gereği duydu? Orası da başka bir muamma. Ama daha da önemli olanı, Başbakan’ın türbanı siyasi bir simge olarak kabul etmesidir. Yıllarca bu söyleme karşı çıkanların, bugün türbanı siyasi simge kabul etmeleri mühim bir kilometre taşıdır. Demek ki uzun zamandır ülke gündemini meşgul eden türban tartışmalarından birileri rant sağlamaktaymış. Birilerinin ekmek kapısıymış. Türbanı, türban takanların hak ve özgürlüğü olarak değil; iktidar olmak için siyasi bir malzeme, bir araç olarak görmektelermiş. Bu durumu izah etmek yerine işi pişkinliğe vurup “Simge olsa ne olur ki?” demeleri ise insana pes dedirtiyor açıkçası. Burada aslında türban tartışmalarından hala kendilerine çıkar sağlamayı düşündüklerini görebiliriz. İkinci kez iktidar olmalarına rağmen yıllardır herhangi bir somut öneride bulunmadan, sadece işin edebiyat kısmında başarılı olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu noktada, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin önerisi ise; hükümetin türban konusunu daha fazla suiistimal etmesinin önüne geçen ve Akp’nin hareket alanını daraltan önemli bir adımdır. MHP’nin teklifi, hükümetin ne kadar samimi olduğunu gösterecektir. Teknik çalışmaları devam eden anayasa değişikliği hayata geçerse; bir zamanlar her Cuma namazı çıkışı cami avlularında türban eylemi yapan, fakat ne hikmetse Akp döneminde, türban sorunu çözülmediği halde, ortadan yok olan türbanlılar da MHP sayesinde üniversitelere girebileceklerdir.

Diğer bir konu “Ergenekon Operasyonu”. Basından tanıdığımız birçok isminde içinde bulunduğu otuzu aşkın kişinin; Ümraniye soruşturması, Hrant Dink cinayeti, Danıştay'a yapılan saldırı, Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası atılması, iki kilise rahibine yapılan saldırı olaylarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındıkları belirtildi.[2] Ardından da İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile soruşturma ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. Elbette ki suçlu olduğu ispatlananlar doğal olarak gereken cezaları alacaklardır. Bu ayrı bir konu. Ancak yakın geçmişte örneklerini gördüğümüz gibi, bu tip soruşturmalar ne hikmetse “Vurun milliyetçilere, vurun ulusalcılara” şeklinde özetlenebilecek bir çerçevede sürmektedir. Türklük, milliyetçilik ve ulusalcılık kelimeleri çete, yasadışı yapılanma, suç gibi kelimelerle aynı cümleler içinde kullanılmakta ve insanların bilinçaltına sürekli bir bombardıman yapılmaktadır. Yaşanan son olayda bunun bariz bir örneğini görmek mümkündür. Emniyet ve Savcılığın yazışmalarında operasyonla gözaltına alınanların kurdukları yapılanmadan ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ olarak bahsedilmektedir.[3] Ergenekon nedir? Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatan bir Türk destanıdır.[4] Peki hemen yanındaki kelime nedir? Terör Örgütü Umarım yeterince açık olmuştur.

Tabi bu tip operasyonların psikolojik harp unsuru olmasında basının göz ardı edilemeyecek bir rolü bulunmaktadır. Özellikle belirli bir kesimin bu haberlere mal bulmuş Mağribi gibi sarılması gayet düşündürücüdür. Ayağına taş takılsa milliyetçilerden bilenler ve Devlet’e her vesile ile sövmeyi görev edinenlerin oluşturduğu koro, yüksek perdeden o bildiğimiz şarkılarını söylemeye çoktan başlamışlardı. “Susurlukta kaçan fırsat bu sefer değerlendirilsin”, “Olayların üstüne gidilsin”, “Bak şu Derin Devlete”, “Bu milliyetçilik zaten tu kaka bir şey” nağmeleri de şevkle dillendirilmektedir.

Ben de kendi adıma hodri meydan diyorum. Madem bu ülkede teröristlere kadar herkesin düşünce özgürlüğü var, benim yazacaklarım da pekala bu kapsamda değerlendirilebilir. Gerek son operasyon, gerekse de öncekiler olsun; hepsi milliyetçileri yıldırmak, sindirmek amacıyla “Akp Derin Devleti”nin yürüttüğü bir projedir. Milliyetçileri çeşitli vesileler ile yıpratmak, gözden düşürmek ve toplum nezdinde şaibeli, karanlık kişiler olarak göstermek bu projenin esas gayesidir. Kamuoyu, “Derin Devlet” tartışmalarına “Akp Derin Devleti”ni de ivedilikle eklemelidir.

Bir diğer konu ise Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in resmi Türkiye ziyaretidir. 49 yıl aradan sonra ilk defa bir Yunan Başbakanı ülkemize gelmiştir. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından, Başbakan Erdoğan ve Karamanlis ortak basın toplantısı düzenlediler. Ege denizinin barış denizi olmasından, önümüzdeki dönemi fırsatlar penceresi olarak görmeye kadar çeşitli dostluk mesajları verildi.[5] Peki bu mesajların bir anlamı var mıydı? Yada gerçekleşme olasılıkları? Kıbrıs, kıta sahanlığı, patrikhane-ruhban okulu gibi birçok sorun ortada iken, verilen dostluk(!) mesajlarının bir kıymetiharbiyesi var mıdır?

Türkiye ve Yunanistan arasında birçok sorun vardır. Yunanistan ve Rum tarafı Londra ve Zürich anlaşmalarına aykırı olarak, Güney Kıbrıs’ı adanın tek unsuruymuş gibi AB üyesi yapmış, Kuzey Kıbrıs Türk’ünü hiçe saymışken dostluktan söz edilebilir mi? 1932’de çıkardığı bir Kraliyet Kararnamesi’yle Ege’deki hava sahasını 6 milden 10 mile çıkaran ve 6-10 mil arasında kalan hava sahasına giren Türk jetleri ile “it dalaşı”na giren, Uluslararası Deniz Hukuku anlaşmasına dayanarak kara sularını 6 milden 12 mile çıkarma hakkı olduğunu iddia eden Yunanistan ile dostluk mümkün müdür? Türkiye bunu casus belli (savaş nedeni) olarak kabul edeceğini açıklamış bulunuyor. Ayrıca kıta sahanlığı, kimlikleri tespit edilemeyen ada ve adacıklar (Kardak vb) gibi sorunlar da mevcuttur. Yunanistan, Ege’deki saldırgan tutumundan ve artık peşinde koşmaktan vazgeçmesi gereken “Megalo İdea” gibi hezeyanlarından kurtulmadıkça Ege’de bir barıştan söz etmek mümkün değildir.

Son olarak dünya piyasalarında yaşanan ve birçoklarına göre “kriz habercisi” niteliğindeki gelişmelere değinmek istiyorum. Amerika’da baş gösteren ve riskli konut kredilerinden kaynaklanan gelişmeler doğrultusunda finans piyasalarını sarsan gelişmeler yaşanmaktadır. Dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından Merrill Lynch, Citigroup, UBS ve Morgan Stanley milyarlarca dolarlık zarar açıklamışlardır.[6] Bu durum dünya borsalarında önemli düşüşlere sebep olmuştur. Her ne kadar ABD’nin “Şirket kurtarma planı”[7] kapsamında zor durumdaki şirketlere yönelik 15 milyar dolarlık destek paketi çalışması açıklaması dünya borsalarında prim yaptırsa da, önümüzdeki günlerin “kriz” beklentisi içinde geçeceği aşikardır. Bu beklentinin gerçekleşmesi halinde, Türkiye’nin 2001’deki gibi veya daha zorlu bir krizle karşılaşmayacağını Hükümet garanti edebiliyor mu? Yada en az zararla atlatmanın yollarını düşünüyor mudur? Türban tartışmasından fırsat kalırsa göreceğiz…


 


[1] CNN TÜRK

[2] MİLLİYET

[3] ENSONHABER

[4] VİKİPEDİ

[5] CNN TÜRK

[6] BBCTurkish

[7] MİLLİYET

 

 

Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Yoğun Gündem - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI