|
Tarih Kıyımı

Tunahan Dumanlı
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Geçenlerde okuduğum bir haberi ve sonrasında düşündüklerimi paylaşmak istiyorum. Haber, Suudi yönetiminin Osmanlı’dan kalan eserleri yok etmesi ile ilgiliydi. Suudi Arabistan yönetiminin Ecyad Kalesi, cumbalı Türk evleri, garlar, köprüler ve cami minarelerinin ardından 2. Abdülhamit'in kendi parasıyla, fakir hacılar için yaptırdığı binayı da yıkmasından ve yerine bir otopark yapılmasından bahsediyordu.[1]
Olayın birkaç yönü vardır. Malumunuz Araplar ve Arap yarımadası yüzyıllarca Osmanlı hakimiyetinde kaldı. İmparatorluğun gerileme ve çöküş döneminde her yeri saran ayrılıkçı hareketler Araplarda da görülüyordu. Balkan savaşını(1912-1913) fırsat olarak gören Arap yarımadasındaki Suud ailesi; Hail, Mekke ve Cidde’den sonra 1926’da Hicaz’ı ele geçirdi ve Vahabi imam Abdülaziz b. Suud, Suudi Arabistan kralı seçildi.[2] Bu tarihsel bilgiyi vermemdeki amaç, Arabistan’ın bizden ayrılalı daha 100 yıl bile olmadığını göstermekti. Tarihsel bilgiler vermeye devam edip sıkıcı olmak istemem ancak Arapların 1. Dünya Savaşındaki tutumları, ki benim nazarımda yaptıkları ihanettir, ve sonrasındaki tavırları sorgulanmaya değerdir. Kendilerine adaletle hükmeden, huzur sağlayan ve İslam’ı yüzyıllarca haçlılara ve haçlı zihniyetine karşı korumuş olan Osmanlı’nın askerlerini İngilizlerle birlikte kesenler nasıl bir haleti ruhiye içerisindeydi acaba? Bu konuda “İngilizler, emperyalist amaçları için Arapları kandırdı ve kışkırttı” fikrine ne kadar inanabiliriz? Hadi zamanında İngilizler kışkırttı diyelim. Bütün o tarihi eserleri yıkarken de mi İngilizler kışkırttı? Türk’e ve Türk’e dair her şeye tahammülsüzlük ne zaman ve niçin bu boyutlara ulaştı? Kanaatimce bu soruların yanıtlanması önem arz etmektedir.
Bütün bunlardan başka beni rahatsız eden diğer bir nokta ise, Arapların petrol gibi bir nimete sahip olmalarına rağmen ne İslam’a ne de insanlığa katkılarının olmamasıdır. Söyler misiniz bana, Suudilerin petrol sayesinde emek harcamadan kazandıkları paralarla sürdükleri sefa dışında neyini duydunuz? Yanı başlarında ve dünyanın birçok yerinde onbinlerce Müslüman ölüm-kalım savaşı verirken, lüksün ve şatafatın doruklarında yaşamak nasıl bir şeydir acaba? Bu söylediklerimin kıskançlıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur. İslam’a ve insanlığa büyük hizmetler etmiş bir medeniyetin mirasçısı olarak sadece bu bencilliği anlamakta zorluk çekiyorum.
İşin bir de Türkiye boyutu var tabi. Bütün bu kültürel katliamlar yapılırken acaba Türkiye ne yapmıştır? Sadece Arabistan ve Orta doğu’daki eserler için değil, aynı zamanda Balkanlardaki ve Kafkaslardaki kültürel miraslarımız vahşice yok edilirken yöneticilerimiz ne yaptı acaba? Yada bir şey yaptılar mı? Netice itibariyle ortada bir gerçek var ki, eserlerimizin yok olması engellenememiştir.
Anlattıklarım, Türkiye’nin mevcut durumu göz önünde bulundurunca belki önemsizmiş gibi gelebilir. Yada ufak bir ayrıntı olarak algılanabilir ancak büyük devlet olmanın gereklerinden birisi de, kültürel mirasınıza ve değerlerinize sahip çıkmaktır bana göre. Nasıl ki ağaçlar kökleri sayesinde beslenip ayakta duruyorlarsa, Milletler de tarihleri, kültürleri ve kültürel varlıkları ile ayakta kalırlar.
Yorum () |
 |
|
|
|
|