|
Operasyonlara Dair…

Tunahan Dumanlı
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki terörist yuvalarına yaptığı operasyonlar devam etmektedir. Hava harekatı ile önceden belirlenmiş hedeflerin tam isabet ile vurulduğu, çöken sığınak ve mağaralarda ölenler hariç 150-175 teröristin yok edildiği açıklanmıştır.[1]
Türk savaş uçaklarının başarıyla gerçekleştirdiği nokta atışların görüntülerini ise hepimiz televizyonda izledik. Düşmana korku, dosta güven veren bu görüntülerin televizyonda yayınlanması çok isabetli bir karar olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri, yaptığı bu operasyonla dünyada ancak birkaç ülke tarafından gerçekleştirilebilen bir hava harekatını başarabilecek imkan ve kabiliyette olduğunu göstermiştir. Yıllardır Amerikan veya İsrail savaş uçaklarının gerçekleştirdiği nokta atış görüntülerini izleyen/izlettirilen Türk milletinin, kendi savaş uçaklarını izlemesi özgüven tazelemek adına çok yerinde olmuştur.
Toplum psikolojisi üzerinde pozitif yansımaları olan bu olay sadece terör örgütünü ve teröristleri yılgınlığa, korkuya ve paniğe sevk etmekle kalmamış aynı zamanda terörü destekleyen ülkelere de çok önemli bir mesaj vermiştir.
Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bundan sonra yapacağı operasyonlarda yerli teknolojiye dayalı imkan ve kabiliyetlerini arttırması bu alandaki başarının sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. Bu durum; Türkiye’ye gelecekte daha bağımsız hareket etme fırsatı verecektir. Bu hedefe yönelik siyasi ve ekonomik politikaların güçlü argümanlarla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Operasyonlar boyunca ve sonrasında basının sergilediği tavra da dikkat etmekte yarar olduğunu düşünüyorum. Bütün basın “Amerika istihbaratı verdi, gittik ve vurduk”, “Amerika dost ve müttefik gibi davranıyor”, “Çuval artık geride kaldı” şeklinde özetlenebilecek bir söylemi ağızbirliği etmişçesine kullanıyor. İnsan şaşırmadan edemiyor tabi. Yıllarca çeşitli yollarla(Çekiç Güç gibi) pkk’ya kol kanat geren, terör örgütünün üst düzey yöneticileri ile komutanları görüşen ülke Amerika değil miydi? Büyük Ortadoğu Projesi olarak başlayan, sonrasında Genişletilmiş Ortadoğu Projesine dönüşen ve Müslüman coğrafyasını kendi sömürgeci anlayışlarına göre yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bu proje acaba hangi ülkenindi? Söz konusu proje doğrultusunda Ortadoğu’da, İsrail’den sonra, ikinci çıban başı olarak bir Kürt devleti amaçlayan kimdir?
İşte bu sorular karşısında insanın aklına ister istemez bir kurt düşüyor. Acaba pkk’nın bitirilmesine karşılık Türkiye’nin, yakın gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bazı gelişmelere göz yumması mı bekleniyor? Özal döneminde temelleri atılan ve Türkiye’nin çıkarları ile taban tabana zıt bazı oluşumların artık kurdele kesme zamanı mı gelmiştir? Sayın Erdoğan’ın “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, bir şeyler vermek karşılığı böyle bir işbirliğine girecek kadar şerefsiz değildir.[2]” şeklindeki çıkışı gerçeğin mi yoksa bir paniğin mi göstergesidir?
Türkiye, hem dışta hem de içte çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçmektedir. Özellikle önümüzdeki birkaç yıl içerisinde yaşanabilecek gelişmeler, Türkiye’nin gelecek on yıllarını etkileyebilir. Bunu gör(e)meyen yöneticilere ise tarih hak ettikleri sıfatı verecektir.
Yorum () |
 |
|
|
|
|