Anasayfa
Kovma Alışkanlığı Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008

Kovma Alışkanlığı

Tunahan Dumanlı

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Başbakan hazretleri(!) seçim sonrası ilk röportajını, Aydın Doğan’ın Kanal D’sine verdi. Uğur Dündar’ın “Arena” sında çeşitli soruları yanıtladı. Program boyunca ekranda “Seçim sonrası ilk röportaj” yazısı vardı. Bu yazıyı salt habercilik başarısının ifadesi olarak değerlendirmek doğru olur mu? Yoksa “Başbakan ilk bize konuştu. Bizi tercih etti. Kendileriyle aramız iyidir.” mealinde mi değerlendirmek gerekir?. Bu ayrı bir tartışma konusu. Dikkatimi çeken bu noktayı paylaşmak istedim. Şimdi asıl konuya gelmek istiyorum.

Söz konusu programda Erdoğan, AB-Dullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “Bazıları çıkıp benim cumhurbaşkanım olamaz’ gibi ifadelerde bulunabilir. Maalesef edep adap bilmeyenler de var. Onu diyebilen insan önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım. Bu da benim hakkım. Çünkü bu ülkede cumhurbaşkanı kim olursa olsun hepimizin cumhurbaşkanıdır. Senin değilse o zaman çık buranın vatandaşlığından kimi seçiyorsan oraya git, oradaki cumhurbaşkanı senin cumhurbaşkanın olsun Ama bu ülkede yaşadığın sürece, Türkiye’nin 780 bin kilometre kare sınırı içinde yaşıyorsun. Buranın vatandaşısın. Buranın cumhurbaşkanı senin cumhurbaşkanındır. Başbakan’ı da Başbakanındır."

Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun’un 15 Ağustos tarihli köşe yazısına[1] cevaben Erdoğan’ın böyle bir açıklama yaptığı söyleniyor. Erdoğan’ın, bu sözleri sadece Bekir Coşkun’a söylediğini düşünmek ve bu olayı ikisinin arasındaki bir mesele olarak görmek büyük bir hata olur. İyimser bir ifadeyle; Akp’ye oy veren %46’nın hepsinin Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını istediğini varsayalım, bu durumda Akp’ye oy vermeyen %56 da Gül’ü istemiyor demektir. Başbakan’a göre bu durumda %56’lık kesim vatandaşlıktan çıkmalıymış.

AB-Dullah Gül’ün hem geçmişteki söylemleri hem de partisinin son 5 yılda yapmış olduğu icraatlar, insanların haklı endişeleri olmasına yeterde artar bile. Gül’ün; Devlet’in tepesine oturacağı, Başkomutan olacağı düşüncesi Devlet’in ve Millet’in bekasını zerre kadar düşünen herkesin rahatsız olması için geçerli bir sebeptir. Bu arada şunu da belirtmeliyim. Bekir Coşkun’un, Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkması doğrudur, hakkıdır. En nihayetinde kendi düşüncesidir. Ancak çıkış noktası olarak “Laiklik” kavramını temel alması yanlıştır. Birileri “Laiklik” diye bağırdıkça, birileri de hiç hak etmedikleri halde “Mağdur Müslüman” etiketiyle yaftalanmaktadır. Oluk oluk Müslüman kanı akmasına sebep olan BOP’un eşbaşkanı olmakla iftihar eden bu zihniyetin “Müslümanlık Maskesi”ni Laiklik tartışmaları pekiştirmemiş midir?

Önce çiftçilere “Ananı da al git” diyen sonra da Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkanlara ülkeyi terk etmelerini söyleyen ve bu gidişle kovmaktan ülkede adam bırakmayacak olan Erdoğan’a hatırlatmak istediğim bir konu var. 42 milyon seçmenin sadece 16 milyonu Akp’ye “Evet” demiştir. Size kocaman bir “Hayır” diyen 26 milyon seçmen vardır. Kaldı ki 16 milyonluk seçmen bile sizin Türk Milleti’nin ve Devleti’nin aleyhine olan icraatlarınızı haklı göster(e)mez. Mehmet Ali Birand’ın bir sözü vardı hani. “Türkiye, Türklere bırakılamayacak kadar değerlidir” diyordu. Ben de diyorum ki; Türkiye 16 milyon seçmene bırakılamayacak kadar değerlidir.

Kimse unutmasın; her hesabın tersi, her zulmün süresi vardır!

 


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (0)add
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >
 

Prof.Dr. İbrahim Arslanoğlu

 
Neden Milli Egemenlik ?
 
Diğer Yazıları
 

Resul Kürşat Şahsi

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol