• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

29
Ağustos
2008
Anasayfa
Hangi Devlet? Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008

Hangi Devlet?

Tunahan Dumanlı

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Türkiye ilginç bir memleket. Yaşanan olaylardan mı ilginç, yoksa biz mi çok değişik bir milletiz de ondan mı böyle ilginçlikler yaşanıyor orasını bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, ülkemizde yaşanan her ilginç olayın bir faturası oluyor ve her seferinde bunu ödeyen hep biz oluyoruz.

İlginçliklerden bir tanesi, Türkiye’de hakkında en çok atılıp tutulan kavramlardan olan Devlettir. Aslında Devlet değil de ona olan bakış açısıdır ilginç olan. Herkes kendisine göre bir Devlet anlatır. Kendi anlayışlarına göre Devlete amaç ve görev yüklerler. Kendi anlayışlarına uygun davranırsa, Devlet pek bir makbuldür. Aksi olursa Devlet tu kakadır. Oysa Devletin amaç ve görevleri anayasada açıkça belirtilmiştir. Anayasa’nın beşinci maddesi şöyle demektedir:

MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

5. maddeyi okuyunca ister istemez gülümsedim. Devlete yukarıdaki görevlerin verildiği ülkemizde, ikinci Akp iktidarının yaşanması ilginç ve trajikomik bir olay değil midir? Amerika’ya hala “Dost ve Müttefik” diyenler, kırmızı çizgilerini yalayıp yutanlar, Türk kelimesine tahammül edemeyenler, etnik milliyetçiliğin borazanlığını yapanlar, kurtuluşu yabancılarda ve onların sermayelerinde görenler, ekonomisini sağa sola peşkeş çekenler, babalar gibi satanlar, ülkesini pazarlamayı kendilerine görev bilenler, başkalarının projelerine eşbaşkan olanlar, askerinin başına çuval geçirenlere bir nota dahi veremeyenler, ulusal güvenliğini okyanusun öte tarafına havale edenler, sizce bağımsızlıktan ve üniter yapıdan yana olabilirler mi? Peki bu zihniyete sahip kişiler Devleti nasıl yönetebilir? Doğrusu ve mantıklı olanı bu tip kişilerin Devleti yönetmemesidir. Buradan başka bir noktaya değinmek istiyorum. Devletin amaç ve görevleri ile çelişen bir zihniyetin, nasıl ikinci kez iktidar olabildiği sorusu akıllardan çıkmamalıdır. Devlet, kendisini değiştirmek ve dönüştürmek isteyen bir anlayışa karşı nasıl oluyor da bu kadar savunmasız kalabiliyor? Hiç mi savunma mekanizması yoktur? Bu Devlet seçimle mi kurulmuştur da seçimle değiştirilsin, yıkılsın?

Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin öncelikli sorunu, kendisine yönelik tehditleri doğru sıralayamamasıdır. Devletin varlığına yönelik tehditler her geçen gün artarken, bu tehditlere seyirci kalınamaz, kalınmamalı. Bugün Türkiye’de kısa vadede iç tehdit, dış tehdidin önüne geçmiştir. Bu tehditlerin ortadan kaldırılması ve Devletin güvenliğinin yeniden tahsis edilmesi isteniyorsa, bu işe Ankara’dan, Meclis’ten başlamak gerekmektedir.

 

Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Hangi Devlet? - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI