|
Hangi Devlet?

Tunahan Dumanlı
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Türkiye ilginç bir memleket. Yaşanan olaylardan mı ilginç, yoksa biz mi çok değişik bir milletiz de ondan mı böyle ilginçlikler yaşanıyor orasını bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, ülkemizde yaşanan her ilginç olayın bir faturası oluyor ve her seferinde bunu ödeyen hep biz oluyoruz.
İlginçliklerden bir tanesi, Türkiye’de hakkında en çok atılıp tutulan kavramlardan olan Devlettir. Aslında Devlet değil de ona olan bakış açısıdır ilginç olan. Herkes kendisine göre bir Devlet anlatır. Kendi anlayışlarına göre Devlete amaç ve görev yüklerler. Kendi anlayışlarına uygun davranırsa, Devlet pek bir makbuldür. Aksi olursa Devlet tu kakadır. Oysa Devletin amaç ve görevleri anayasada açıkça belirtilmiştir. Anayasa’nın beşinci maddesi şöyle demektedir:
MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
5. maddeyi okuyunca ister istemez gülümsedim. Devlete yukarıdaki görevlerin verildiği ülkemizde, ikinci Akp iktidarının yaşanması ilginç ve trajikomik bir olay değil midir? Amerika’ya hala “Dost ve Müttefik” diyenler, kırmızı çizgilerini yalayıp yutanlar, Türk kelimesine tahammül edemeyenler, etnik milliyetçiliğin borazanlığını yapanlar, kurtuluşu yabancılarda ve onların sermayelerinde görenler, ekonomisini sağa sola peşkeş çekenler, babalar gibi satanlar, ülkesini pazarlamayı kendilerine görev bilenler, başkalarının projelerine eşbaşkan olanlar, askerinin başına çuval geçirenlere bir nota dahi veremeyenler, ulusal güvenliğini okyanusun öte tarafına havale edenler, sizce bağımsızlıktan ve üniter yapıdan yana olabilirler mi? Peki bu zihniyete sahip kişiler Devleti nasıl yönetebilir? Doğrusu ve mantıklı olanı bu tip kişilerin Devleti yönetmemesidir. Buradan başka bir noktaya değinmek istiyorum. Devletin amaç ve görevleri ile çelişen bir zihniyetin, nasıl ikinci kez iktidar olabildiği sorusu akıllardan çıkmamalıdır. Devlet, kendisini değiştirmek ve dönüştürmek isteyen bir anlayışa karşı nasıl oluyor da bu kadar savunmasız kalabiliyor? Hiç mi savunma mekanizması yoktur? Bu Devlet seçimle mi kurulmuştur da seçimle değiştirilsin, yıkılsın?
Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin öncelikli sorunu, kendisine yönelik tehditleri doğru sıralayamamasıdır. Devletin varlığına yönelik tehditler her geçen gün artarken, bu tehditlere seyirci kalınamaz, kalınmamalı. Bugün Türkiye’de kısa vadede iç tehdit, dış tehdidin önüne geçmiştir. Bu tehditlerin ortadan kaldırılması ve Devletin güvenliğinin yeniden tahsis edilmesi isteniyorsa, bu işe Ankara’dan, Meclis’ten başlamak gerekmektedir.
Yorum () |
 |
|
|
|
|