|
Gündemi Anlamak ve Anlatabilmek
Batuhan ÇOLAK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Türkiye, hemen hemen her yıl yaz aylarında siyasi ve sosyal olaylar bakımından kısır bir dönem geçirir.
Bu durumun tam tersi bir seyir izleyen 2008 yılının yaz ayları, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin siyasi ve sosyal açıdan en hızlı ve geniş kapsamlı olayların yaşandığı yaz aylarından biri olarak hatırlanacaktır.

AKP’nin kapatılma davası, birçok emekli general, gazeteci, sivil toplum örgütü yöneticisinin ‘Ergenekon’ adı verilen operasyonlarla tutuklanması, gözaltına alınması... Halkın yeşil alan gördü mü kaçmasına sebep olan ‘kene vakaları’… Türk Milli Futbol Takımı’nın yarı final başarısı ve bu başarının hemen ardından gelen Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın ani vefatı ve son olarak İstanbul’daki ABD Konsolosluğu’na düzenlenen saldırı…
Görüldüğü gibi yazmakta dahi uzun satırlar dökmemize sebep olan olayların hemen hemen hepsi 30 gün içerisinde meydana geldi. Öyle ki televizyonu her açtığımızda ilginç bir manzarayla karşılaşıyoruz. Çünkü izlemeye başladığımız hiçbir program normal seyrinde gitmiyor (bilhassa haber kanalları), sürekli araya giren ‘son dakikalar’, ‘ani gelişmeler’, ‘canlı bağlantılar’ sıradan bir haber kanalında yaşanması gereken olayların çok çok ötesinde.
En heyecanlı film sahnelerini bile arattırmayan gündemdeki olaylar sayesinde, Türk insanın vaziyet tanımı: şaşkınlık…
Tüm bu olayların arasında gelecek nesil için önemli gelişmelerde yaşanmıyor değil. Örnek vermek gerekirse; hayatında ‘ergenekon’ sözcüğü ilk kez bu operasyonlar sayesinde duyan çocuklarımız, atalarının en önemli efsanelerinden biri olan ‘Ergenekon Efsanesini’, belli bir bilince geldiğinde ‘büyük bir operasyon’ şeklinde anımsaması muhtemeldir.
Ancak 3.dünya ülkelerinde bu kadar can alabilecek ‘kene’ vakaları sayesinde, yeşil alanlardan korkan bir nesilin yetişmesi de, yine muhtemel gelecek tahminleri arasındadır. Ve hepsinden önemlisi ABD konsolosluğu görevlilerinin kaçarken, görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışan Türk güvenlik kuvvetlerinin şehit edilişi hem neslimizin, hem de gelecek nesillerimizin unutamayacağı sahneler arasındadır.
Tüm bu yazdıklarımızla anlatmak istediğimiz konu şudur; bugün görünce şaşırdığımız olayların hepsi, gelecek nesillerimiz için yeni kelime anlamları ve yeni tanımlamalar olabilecektir. Bu yeni kelime anlamları ve hayat tecrübelerinin olumsuz nitelikler taşımaması için, çocuklarımıza ve gençliğimiz milli kültür öğelerimizi, sembollerimizi iyi ifade edebilmek gerekmektedir. Bunu yaparken de gündemi doğru analiz etmek ve gençlerimize bu yollu çıkarımlar sunmak son derece doğru bir yoldur.
Yaşanılan karmaşa ortamının genç beyinleri olumsuz etkilememesi için, Türk Tarihini Orta Asya’dan başlayarak hatırlamak (bilhassa efsaneleri), yaşadığımız olayları anlamlandırıp, anlatabilmek uygun bir yol haritası olacaktır.
Yorum () |
 |
|
|
|
|