| Uzlaşma ve Laiklik Ekseninde Baş Örtüsü Sorunu ve Çözümü |
|
|
| Salı, 04 Mart 2008 | |
|
Uzlaşma ve Laiklik Ekseninde Baş Örtüsü Sorunu ve Çözümü
Sinan Yıldırım Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Ülkemizin en önemli sorunlarından biri olarak kamuoyuna lanse edilen ama etki alanı itibariyle tali bir sorun olan baş örtüsü sorunuyla ilgili son günlerde yaşanan tartışmalara baktığımızda sorunun çözümünün yine çözümsüzlüğe doğru sürüklenmek istendiğini görüyoruz. Sayın Başbakan’ ın Medeniyetler İttifakı Projesi kapsamında gittiği İspanya’ da yaptığı açıklamalar bir anda ülkemizin gündemine oturmuş ve artçı depremleri de beraberinde getirmiştir. Baş örtüsü sorununun çözümüyle ilgili olarak Başbakan bu sorunun çözüleceğine dair açıklamalar yapmış ve bununla ilgili olarak her kesimden farklı düşünceler ortaya atılmıştır. Temel Hak ve Özgürlükler kapsamında üniversitelerde baş örtüsü sorununun olmaması gerektiğini ifade eden ve siyasi simge dahi olsa baş örtüsü yasağının kaldırılmasını savunan Başbakan gerek iktidar gücüyle gerekse de son seçimlerde aldığı % İktidarların görevi ülkenin içerisinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve siyasal sorunları çözmektir. Bu sorunların çözümü bazen tek başına bazen de toplumsal uzlaşmayla olabilir. Toplumsal uzlaşma aramak iktidarın kendi tasarrufundadır ve isterse bu yönteme de başvurmayabilir ama ülkenin birlik ve beraberliğini, huzur ve istikrarını bozmak istemeyen her iktidar toplumsal uzlaşma erdemini göstermelidir. Baş örtüsü sorunu da toplumsal uzlaşma aranması gereken bir sorundur. Bir tarafta cumhuriyetin temel ilkelerinin ve özellikle de laiklik ilkesinin zarar göreceğini savunanlar diğer tarafta ise baş örtüsünün temel bir hak ve özgürlük olduğunu savunanlar var. Önce şunu herkesin bilmesi lazım. Bu ülkede aklı başında her Türk Vatandaşı Cumhuriyete ve Atatürkçü Düşünce Sistemine gönülden bağlıdır ve asla cumhuriyetin temel ilkeleriyle sorun yaşamamaktadır. Bunun en büyük ispatı ise bütün dahili ve harici bedbahlara ve ihanetlere rağmen Türkiye Cumhuriyeti’ nin ve Temel Değerlerinin yok olmadan bugünlere ulaşabilmesidir. Netice itibariyle Türk Milleti, Cumhuriyeti ve Atatürk’ ü özümsemiş ve benimsemiştir. Sorun aslında baş örtüsü değildir. Sorun kendisini Cumhuriyetin veya özgürlüklerin yegane savunucusu olarak gören bir avuç azınlığın çıkarmış olduğu yaygaradır. Demokrasi çözümlerin ana adresidir. Ülkemizde yaşanan her türlü sorun ancak demokrasi çerçevesinde ve karşılıklı uzlaşma ekseninde çözüme kavuşacaktır. Başbakan iktidar partisi olarak aradan geçen kayıp 5 yıla rağmen bu sorunu çözmek istemektedir. Tabanının baskısı ve beklentisi AKP’ yi çözüm için zorlamaktadır. Başbakan Erdoğan’ ın İspanya’ da dile getirdiği baş örtüsü sorununun çözümüne dair sert düşüncelerinin ardından ülkemizde kopan fırtına toplumsal uzlaşmayı toplumsal gerginliğe ve çatışmaya doğru sürükleme noktasına getirmiştir. Art arda hem muhalefet partilerinden hem üniversitelerden hem de yargıdan yükselen sesler bir anda ortamı inanılmaz bir şekilde gergin hale getirmiştir. Muhalefet partilerinden özellikle CHP’ nin sert söylemleri ve Başbakan’ a yönelik ağır suçlamaları karşılıklı çatışma iklimine dönüşmüştür. Üniversite rektörlerinin konu hakkında yaptığı açıklamaları ise adeta çözümsüzlüğü yeniden çözüm olarak sunmaktadır. Ve nihayetinde yargının ve özellikle de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının refleksi devlet kurumları arasında istenmeyen bir uyumsuzluğun göstergesi haline gelmiştir. Baş örtüsü sorunu ancak meclis çatısı altında demokratik bir şekilde çözülebilir. Yüce Meclisimizin laiklik ve uzlaşma ekseninde baş örtüsü sorununu çözme gayretleri AKP ve MHP arasında sağlanan görüş birliği ile önemli bir ivme kazanmış olsa da bu toplumun geneline yayılmadığı sürece tartışmaların ve korkuların sona ermesi asla mümkün değildir. AKP ve MHP arasında gerçekleşen uzlaşma milli hassasiyetleri olan bütün siyasi partilere de indirgenmeli ve ayrıca sivil toplum kuruluşları ile devlet kurumlarının da bu uzlaşmaya katılması sağlanmalıdır. Özellikle laiklik eksenindeki endişelerin giderilmesini sağlayacak asli unsur AKP hükümeti ve Başbakan’ dır. Maalesef kendilerini laik cumhuriyetin tek ve gerçek savunucuları olarak gören bazı aydınlar katılaşmış ideolojik düşünce yapılarından dolayı aslında AKP’ yi değil daha çok MHP’ yi potansiyel bir tehdit olarak görme paranoyasından kurtulamamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti yalnızca sol tandanslı aydınlara ve yazarlara ait değildir. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş felsefesiyle, laik ve demokratik yapısıyla ve Atatürkçü Düşünce Sistemiyle milletimizin tamamına aittir. Bu tartışmalara baktığımızda ülkemizde ne yazık ki sadece din değil aynı zamanda laikliğinde bir siyasal rant alanı haline geldiğini görmekteyiz. Sorunun çözümü için çok önemli adımlar atılmaya başlanmıştır ve tali bir kanayan yara olan baş örtüsüyle üniversitelerde eğitim-öğretim görme engelinin kaldırılması ne mutlu ki Milliyetçi Hareket Partisi’ nin çabalarıyla sağlanmıştır. MHP’ nin ve Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ’ nin baş örtüsü sorununun çözümüyle ilgili olarak izlemiş olduğu siyaset ve ortaya koyduğu çözüm önerisi oynanan bütün oyunları bozmuştur. Büyük bir risk alma pahasına MHP baş örtüsü sorununda çözümün ana adresi olmuştur ve ülkemiz suni tartışmalarla güç ve zaman kaybından MHP vesilesiyle kurtulmuştur. Yaşana tartışmalar esnasında gözden kaçan bir konuyu da ayrıca belirtmek istiyorum. Bu konu Cumhurbaşkanı’ nın izlemesi gereken tutumla ilgilidir. Devlet kurumlarının ahenk içerisinde çalışmasıyla ilgili olarak anayasal görev ve sorumluluğu bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL bu ve benzeri konularda uzlaştırıcı ve birleştirici bir tavır sergilemesi toplumun genel beklentisidir. Yasama, yürütme ve yargı kurumları arasında oluşacak her türlü sorunun çözümü öncelikle cumhurbaşkanlığı makamına aittir. Baş örtüsü sorununun muhataplarından olan üniversitelerimizin ve Yüksek Öğretim Kurulu’ nun siyasi iktidar ile yaşayacağı fikir ve uygulama ayrılıklarında tarafları bir araya getirerek ortak noktada buluşmalarını sağlamak cumhurbaşkanının temel görevleri arasındadır. Umulur ki Sayın Cumhurbaşkanı anayasal görev ve yetkilerini kullanır ve gerginliklerin en aza inmesini sağlar. Türk Milleti yaşadığı öncelikli sorunların yani işsizliğin, yoksulluğun, terörün ve ekonomik krizin çözülmesini beklemektedir. Tali sorunların çözümü için böylesine sert ve gergin tartışmaların yaşanması milletimizi endişeye ve karamsarlığa sürüklemektedir. Ülkemizi ilgilendiren bütün sorunların çözümü ancak ve ancak ortak temel değerler ekseninde olmalıdır. Zamanın hızla akıp gittiği ve dünyanın adeta kürselleşme baskısıyla acımasızlaştığı günümüzde Türkiye Cumhuriyeti kendi iç sorunlarını güç, enerji ve zaman kaybı yaşamadan çözmeye mecburdur. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
|
| Türk Olmak ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Soykırım İddialarına Bakış ve Genel Bir Değerlendirme | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarih Bilinci | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Vesayete Kin Kusan Alçak Velayetçiler | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarımdaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Birileri Terörle Mücadele Etmiyor ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Rusya mı ? ABD mi ? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Lions ve Rotary Olabilmek Ne Demek? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Kararın Ardından... | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Bizde Hiç mi Suç Yok? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Mehmet Âkif İnan | |
| Diğer Yazıları |