Türk’ün Yüreğindeki Ateş Irak’ın Kuzeyini Ne Zaman Yakacak ?
Sinan Yıldırım
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Ateş hep mi bizim yüreğimizi yakacak ?
Ve Türk’ ün yüreğindeki ateş ne zaman düşmanlarımızı yakmaya başlayacak ?
Ne mutlu ki, tarihin ihanet ve şer ateşleri bizi bu zamana kadar hiç küle çeviremedi.
Yaşadığımız ihanetler ve acılar yüreklerimizdeki ateşi kor haline getirse de biz hiç kül olmadık. Tarihin o zorlu ve acımasız sayfalarında yok olup gitmedik hiç. Hep varolduk ve hep tarihin en güçlü devletlerini kurduk. Zaferler kazandık, destanlar yazdık ve tarihe yön verdik. Devletsiz kalmadık, istiklalimizi kaybetmedik ve dünden bugüne hep Türk olarak yaşadık.
Türk isminin asaletini ve şerefini ayaklar altına aldırmadık. Kendi geleceğimize kendimiz yön verdik. Kimseden icazet almadık ve kimseye biat etmedik. Türk’ e dair her şeyi yine Türk’ ün kendi iradesi ve gücü belirledi.
Böylesine tarihi ve milli hassasiyetleri olan ve kendi varlığını kendi mücadelesiyle sürdüren bir millet hiçbir zaman milli güvenliğiyle ilgili konularda başkalarının aklına ve yönlendirmesine ihtiyaç duymamalıdır. Tarihin hakikatleri göz önüne alındığında hiçbir devletin ve hiçbir milletin bizim geleceğimize müdahale edecek kapasitesinin ve birikiminin olmadığı görülmektedir. İnsanlık tarihinin en köklü milleti olan ve sayısız devletler kuran Büyük Türk Milleti, mevcut şartlara ve tehditlere uygun olarak kendi milli stratejilerini üretebilecek ve uygulayabilecek bir alt yapıya sahiptir.
Bugün ülkemizde yaşanan ve her birimizi infial noktasına getiren pkk terörüne karşı mücadelede devletimizin aldığı sınır ötesi operasyon kararından sonra yaşanan diplomatik süreç ne yazık ki tarihimizin hakikatleriyle çelişmekte ve milli stratejilerimizi üretmenin yanında uygulayabilme gücümüzü gölgelemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti iç ve dış politikada asla teslimiyetçi ve aciz bir politika izlemeden kendi mevcudiyetini korumak ve yaşatmak için sınır ötesi operasyonu gerçekleştirmeye mecburdur. Gerçekleştirilmeyen bir sınır ötesi operasyonun tahribatı ülkemizin ciddiyetini ve kararlılığını uzun yıllar boyunca sorgulanır hale getirecektir.
Son günlerde sınır ötesi operasyonla ilgili art arda dışişleri düzeyinde yaşanan görüşmelerde ve toplantılarda sürekli yeni kararların alınması hem oyalama taktiğini yansıtmakta hem de terörle mücadele sürecini sekteye uğratmaktadır.
Tarih göstermiştir ki Türk Milleti’ nin düşmanları asla düşmanlıklarından ve ihanetlerinden vazgeçmemiştir. Türk ismini ve Türkiye Cumhuriyeti’ ni yok edip tarihin karanlıklarına hapsetmek isteyen dahili ve harici bedbahların ayak oyunlarına ve sinsi planlarına karşı uyanık, dikkatli ve temkinli olmak zorundayız. Unutmayalım ki, iyi niyet suistimale açıktır ve Türk’ ün iyi niyeti alenen suistimal edilmektedir. Irak’ lı ve ABD’ li yetkililerin yaptığı açıklamalara bakıldığı zaman bozuk plak misali aynı sözlerin söylendiği ve verilen sözlerin ciddi ve kalıcı bir şekilde icraata geçirilmediği görülmektedir. Irak’ ın kuzeyinde yuvalanan ve bütün eylemlerini buradan yöneten terör örgütü pkk’ ya yönelik tutuklama ve yasaklamaların bu zamana kadar başlamamış olması bu oyalama taktiğinin en güçlü ispatıdır. Irak’ ın kuzeyinde bulunan terör örgütü pkk büroları, ABD ve peşmerge güçleri tarafından kapatılmadığı gibi faaliyetlerinin desteklendiği bugün ülkemizin güvenlik güçleri tarafından ifade edilmektedir. Haber programlarında boy boy görüntüleri yayınlanan ve duvarlarında pkk terör örgütünün terörist elebaşlarının posterlerinin asılı olduğu terör bürolarının çok azının bizleri sadece oyalama amacıyla kapatıldığı görülmektedir. Terör örgütünün elebaşlarının tutuklanıp Türkiye’ ye teslim edilmemesi ve peşmerge lideri Talabani’ nin ‘‘ Bir Kürt kedisini bile vermem ’’ diyerek Büyük Türk Milleti’ ne meydan okuyan bir ifade kullanması bizimle dalga geçildiğini gösteren acı bir tablodur.
Yine peşmerge lideri Barzani’ nin ‘‘ sınır ötesi bir operasyona karşı kendimizi savunuruz ve Irak’ ın kuzeyini Türk Ordusu’na mezar ederiz ’’ şeklinde haddini aşan açıklamalar yapması Türkiye Cumhuriyeti’ nin tahammül sınırlarını zorlamakta ve milletimizin öfkesini zirveye çıkarmaktadır.
ABD’ li yetkililerin ise sürekli olarak diplomasiden söz edip sınır ötesi operasyona engel olmak istemesi pkk terörüne karşı yalnız olduğumuzu gözler önüne sermektedir. ABD’ nin El- Kaide’ ye karşı dünya çapında başlattığı sözde mücadelenin ve özde insanlık dışı işgallerin boyutu düşünüldüğünde Türkiye’ nin pkk terörüne karşı gösterdiği mücadelenin son derece haklı ve mantıklı olduğu ortaya çıkmaktadır. Okyanus ötesi operasyonlarla emperyalist çıkarları için dünyayı kan ve gözyaşı buhranına sürükleyen bir şer ülkesi olan ABD’ nin kendi zulmünü ve insansızlığını görmeden bizim haklı ve insani mücadelemizi engellemeye çalışması ülkemize yönelik kuşatmanın acımasızlığını ispatlamaktadır.
Terörle sözde mücadele amacıyla Afganistan ve Irak’ ı işgal eden ABD’ nin, komşumuz olan Irak’ ın kuzeyine Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin operasyon düzenlemesine karşı çıkmasının ardında başka sebepler bulunmaktadır. 1991 Körfez Savaşıyla başlayan Ortadoğu’ yu yeniden şekillendirme ve yeni devletçikler kurma projesinin en önemli hedeflerinden birisi olan sözde Kürt devleti kurma planının sekteye uğramasını istemeyen ABD, Irak’ ın kuzeyinde oluşturduğu yarı bağımsız Kürt Devleti’ nin varlığını tehdit edecek her türlü müdahaleye karşı çıkmaktadır. Ortadoğu coğrafyasını ve Irak’ ın kuzeyini kendi at çiftliği gibi gören ABD Başkanı Bush, Türkiye’ nin milli hassasiyetlerini anlamaktan yoksun bir zalimdir ve kendisiyle yapılacak olan her türlü görüşme ülkemiz açısından zaman kaybıdır.
Yaşanılan zaman kaybının ülkemize yaşattığı kayıp ise daha çok askerimizin şehit olmasıdır.
Tablonun böylesine acımasız ve kanlı olduğu coğrafyamızda Türkiye Cumhuriyeti’ nin devamı ve bekası için yapılması gereken hamle zaman kaybına ve bunun sonucunda askerlerimizin şehit olmasına izin vermemektir. Ne ABD’ nin ne de Irak’ lı peşmerge liderlerinin oyalama taktiklerine aldanmadan ve diplomasi sürecinin artık çare olmadığını görerek sınır ötesi operasyona başlanmalıdır.
Herkesin kafasına göre bir harita ve bir sınır çizdiği günümüz dünyasında Türkiye Cumhuriyeti’ de kendine yeni bir Misak-ı Milli sınırı çizmeli ve yüzünü batının AB ve ABD karanlığından doğunun TÜRK aydınlığına çevirmelidir.
Yaşadığımız her acıda ağlayan ve derdimize ortak olan yine biziz. Bizim dışımızdaki herkes ve her ülke sahte gözyaşları dökmekte, içi boş taziye mesajları yayınlamakta ve acılarımızı sözde paylaşmaktadır.
Millet olarak sözün bittiği yeri çoktan geride bıraktık.
Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti bir ihanet ve şer kuşatmasının tam ortasındadır ve düşmanlarımız ilk fırsatta bizi tarihten silmek için topyekün saldırıya geçeceklerdir. Bugünlerde yaşadığımız sadece yoklama atışlarıdır. Gücümüzü, milli birlik ve beraberliğimizi ve varolma irademizi sorgulayan bu yoklama atışlarının devamı büyük bir Haçlı Seferi olacaktır. Tarihin kin ve intikam tohumlarını ülkemiz topraklarına kanlı elleriyle eken dahili ve harici bedbahlar tohumların yeşerdiğini gördükçe iştahları kabarmakta, özgüvenleri ve cesaretleri artmaktadır.
Dahili bedbahlar AB ve ABD tetikçisi olan terör örgütleri ve dış destekli sermaye grupları, sözde aydınlar, gazeteciler, yazarlar ve her kesimden satılık sözde Türk Vatandaşlarıdır. Bunlar tarihi misyonlarını yerine getiren ve ihanetleri kişilikleriyle özdeşleşen zavallı Damat Feritlerdir, Şeyh Saitlerdir ve Abdullah Öcalanlardır.
Harici bedbahlar ise başta AB ve ABD üzere Türk’ ün gücünden korkan bütün dış unsurlardır. Bu unsurların beslendikleri ana kaynak kanlı haçlı ve yahudi zihniyetidir. İnsanlık tarihindeki en vahşi katliamları ve soykırımları gerçekleştiren ve ayak bastıkları her yeri kan ve gözyaşı gölüne çeviren bu insanlık dışı zihniyetin ezelden ebede kadar en büyük düşmanı Büyük Türk Milleti’ dir.
Terör örgütü pkk ise dahili ve harici bedbahların tetikçiliğini yapan kanlı bir örgüttür ve her türlü dahili ve harici desteği almaktadır. Irak’ ın kuzeyine yönelik operasyonu yaparken bu tarihi gerçekleri görmeli ve operasyonun sınırını olabildiğince geniş tutmalıyız.
Tarih devletlerin varoluş veya yokoluş sahnesidir.
İnsanlığın en asil ve en güzide milleti olan Türk Milleti bu zamana kadar varolmayı başarmış ve her türlü ihaneti bertaraf edebilmiştir. Bundan sonra da mevcudiyetimiz varolmaya devam edecektir. Bunun için hem millet hem de devlet olarak dahili ve harici bedbahların oyunlarına karşı tarihi hassasiyetlerimizin ve milli reflekslerimizin ışığında ciddi ve kararlı tedbirler almalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti’ nin iç ve dış itibarının ve gücünün sorgulanmasına asla müsaade edilmemelidir ve artık Türk’ ün yüreğindeki ateş Türk’ ü değil düşmanları yakmalıdır.
Türk’ ün yüreğindeki ateş Malazgirt’ te Anadolu’ nun kapılarını yakmıştır.
Türk’ ün yüreğindeki ateş İstanbul’ da surları yakmıştır.
Türk’ ün yüreğindeki ateş Çanakkale’ de denizleri yakmıştır.
Türk’ ün yüreğindeki ateş Sakarya’ da bedbahları yakmıştır.
Türk’ ün yüreğindeki ateş Kıbrıs’ ta dağları yakmıştır.
Ve şimdi Türk’ ün yüreğindeki ateş Irak’ ın kuzeyini yakmalıdır.
Türk’ ün yüreğindeki ateş Irak’ ın kuzeyini ve gerekirse tüm dünyayı yakmadıkça Türk’ ün istiklali ve istikbali tehlikededir.
Büyük Türk Milliyetçisi ve Devlet Adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün döneminde izlenen Milli Politikalar ve Stratejiler bugünü ve yarını şekillendirmemizde bizler için tarihi ve milli bir yol haritasıdır.
Geleceğimizin büyük zaferleri ve destanları, tarihimizin büyük zaferlerinde ve destanlarında görülmektedir.
Umudumuzu kaybetmeden, büyük hayaller kurarak ve kendimize güvenerek yeni bir Türkiye ve yeni bir dünya oluşturmak bizim elimizde.
Büyük Türk Milleti olarak biz Hakk’ ın Hakimiyetini gerçekleştirmiş yegane milletiz ve inşallah bundan sonra da gerçekleştirmek nasip olur.
Tarihimiz buyunca Türk Milleti’ nin devamı ve bekası için hayatlarını seve seve feda eden kahraman şehitlerimizi sevgi ve şükranla anıyor, aziz ruhlarına Yüce Allah’ tan rahmet, muhterem ailelerine, kahraman ordumuza ve yüce milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Kahraman Şehitlerimiz ! Vatan size minnettardır ve sizlerin kahramanlıklarını asla unutmayacaktır.
Yüce Allah ( c.c.) Büyük Türk Milleti’ ni ve Kahraman Mehmetçiklerimizi korusun ve muzaffer eylesin.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene !
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|