Türk’e Küfrün Hukuki Yöntemleri

Sinan YILDIRIM
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Tarihin en karanlık günlerini bin bir çile ve zorlukla aşan ve bugünlere gelen Türk Milleti yeni bir karanlığın eşiğine doğru sürükleniyor.
Türklüğe ve Türk Milleti’ ne karşı kin ve nefret duygularını bir türlü yenemeyen dahili ve harici bedbahtlar tayfasının maalesef son yıllarda AB süreciyle birlikte yeniden saldırıya geçtiğini görüyoruz.
Alenen Türklüğe saldırabilmek için yeni bir oyunu sahneye koyan dahili ve harici bedbahtlar tayfasının yeni gündemi 301. madde.
Peki nedir bu 301. madde ve neden bu kadar çok tartışma konusu haline gelmiştir ?
301. MADDE’ nin mevcut içeriği şu şekildedir ;
1-) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2-) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
3-) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
4-) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Bu maddelere baktığımız zaman düşünce özgürlüğünü ve demokrasiyi sınırlandıran bir madde veya bir cümle göremiyoruz. Buradaki maddeler Türklüğü ve Türkiye Cumhuriyeti’ ni oluşturan temel değerleri korumaya yönelik maddelerden ibaret. Son derece tehlikeli ve zor bir coğrafyada yaşayan Türk Milleti’ nin kendi Milli ve Manevi Değerlerini koruması kadar doğal bir şey yoktur.
O halde sorun nedir ?
Sorun Türklüğe ve Türkiye Cumhuriyeti’ ne yönelik kin ve nefreti daha da yeşertmek ve meyvelerini daha rahat toplayabilmektir.
Bu amaçla 301. MADDE’ de yapılmak istenen değişiklik ise şu şekildedir ;
1-) Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2-) Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, 1. Fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
3-) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
4-) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması cumhurbaşkanının iznine bağlıdır.
Aradaki farka baktığımızda Türklük kavramı yerine Türk Milleti kavramının konulduğu ve cezaların süresinin düşürüldüğünü görürüz. Şimdi diyebilirsiniz ki ‘‘ pek fazla bir değişiklik yok. Boşuna gerginlik yaratıyorlar ’’ Halbuki mesele bu kadar basit bir mesele değil.
Meselenin iki farklı boyutu var.
Bunlar ;
- Türklük ile Türk Milleti arasında derin ve geniş bir anlam farkının olması ve bu anlam farkına paralel olarak Türk’ e küfrün daha da kolaylaşması
- Bu yasal değişikliğin ardından daha fazla yeni değişikliklerin yapılması ve son olarak 301. maddenin tamamen kaldırılmasıyla birlikte Türk’ e küfrün demokrasi ve düşünce özgürlüğü adına tamamen serbest bırakılması
Türklük kavramı muhtevası itibariyle Türk Milleti kavramından daha derin ve daha kapsamlı bir kavramdır. Türklük kavramı Türk Milleti’ ne ait bütün Milli, Manevi ve Tarihi Değerlerin toplamından oluşan bir kavramdır.
Türklük kavramının içerisinde Milli olan Soy, Dil, Millet kavramları vardır.
Türklük kavramı içerisinde Manevi olan Din ve Kültür kavramı vardır.
Türklük kavramı içerisinde Tarihi olan Devlet, Destan, Zafer, Savaş ve Türk Büyükleri kavramları vardır.
Şimdi bütün bu kavramların toplamı olan Türklük kavramının yerine Türk Milleti kavramının konulmak istenmesinin sebebini daha da iyi anlamamız gerekir. Şöyle bir örnek verecek olursak Türklük bir insanın bütün ruhsal ve bedensel yapısını ihtiva eder. Türk Milleti ise bir insanın sadece beynini ve kalbini ihtiva eder. Ruh ve beden bütünlüğü olmadan sadece beyin ve kalp hiçbir işlevi yerine getiremez. İşte meselenin özü bu kadar ciddi ve derindir. Amaç Türk’ ü ruhsuz ve bedensiz bir ceset haline getirmek ve bilinçaltlarındaki kin ve nefreti daha da gür bir şekilde ifade edebilmektir.
Bu kin ve nefretin ifadesi sadece sözde düşünce özgürlüğünde kalmayacak ve zaman içerisinde eylem noktasına gelecektir. Dahili ve harici bedbahtlar ilk zamanlarda Türklüğe ait bütün Milli, Manevi ve Tarihi Değerleri yıpratacaklar ve psikolojik harbi uygulayarak Türklüğün temel savunma reflekslerini tahrip edeceklerdir. Devamında ise Türklük tarihten silinmek istenecek ve Türk’ e dair bütün kazanımlar tek tek yok edilecektir. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti’ ni bölmek daha da kolaylaşacak ve hatta bölünecektir.
Yapılacak olan yasal değişikliğin ardından hem anayasamızda hem de yasalarımızda daha fazla değişiklik yapılması istenecek ve 301. madde kaldırılarak hem Türk Yargısı tamamen işlevini yitirmiş hale getirilecek hem de Türklük tamamen savunmasız bırakılacaktır.
Sözde aydınlar, siyasetçiler, yazarlar ve sözde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları çok rahat bir şekilde Türklük ve Türk Milleti için hakaret ve küfür dolu ifadeler kullanabilecektir. Orhan PAMUK ve Elif ŞAFAK gibi sözde yazarların ardından yenileri gelecek ve Türklük ve Türk Tarihi en acımasız saldırılara maruz kalacaktır.
Dünyada hiçbir millet ve hiçbir devlet ve hatta hiçbir kabile dahi kendisine küfrü kabul etmezken ve düşünce özgürlüğü adına serbest bırakmazken AKP iktidarındaki bu telaş ve hırs neden peki ?
Neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ ni yönetmekle yükümlü bir siyasi iktidar yönettiği devletin savunma reflekslerini ortadan kaldırmak istiyor ?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının AKP için açtığı kapatma davasının hemen ardından alelacele bir şekilde uzlaşma aranmadan 301. MADDE’ de yapılmak istenen değişiklik yeni gerginliklere ve kutuplaşmalara sebep olacaktır. Özellikle ekonomik krizin kapıda olduğu ve temel gıda maddelerinin kara borsaya düşmeye başladığı bu günlerde 301. MADDE tartışmaları gereksiz ve zamansız bir tartışma olarak ülkemizin gündemine oturmuştur.
Mevcut siyasi iktidar acaba 301. MADDE tartışmalarını tetikleyerek asıl gündemi gizlemek mi istiyor ya da kendisini kapatmak isteyen Türk Yargısından ve doğal olarak Türk Devletinden intikam mı almak istiyor ?
Bu sorunun cevabı mutlaka ortaya çıkarılmalıdır ve bu tehlikeli intikam düşüncesi mutlaka
engellenmelidir.
301. MADDE ile yapılmak istenenleri engellemek Türklüğün asli bir görevidir. Bu amaçla yapılan her türlü mücadele aziz milletimiz tarafından güçlü bir şekilde desteklenmeli ve Türklüğün yüksek değerleri ve yüksek karakteri ezelden ebede kadar korunmalı ve yaşatılmalıdır.
Türk Milleti’ nin yetiştirmiş olduğu en büyük Türk Milliyetçisi olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün şu sözü günümüz siyasetçileri için bir rehber olmalıdır.
‘ ‘Türk Birliği’ nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek. ’’
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene !
| Yorum () >> |
 |
|