Anasayfa
PKK Her Yerde Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008

PKK Her Yerde

Sinan Yıldırım

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

1984’ ten bugüne kadar ülkemizde her türlü kanlı eylemi gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ ni etnik milliyetçilik ekseninde bölmek ve sözde kürdistan devletini kurmak isteyen pkk terör örgütünün nerede olduğunu idrak edemeyen zihniyetler türedi son zamanlarda.

Bu zihniyetler her nedense pkk teröristlerinin ve yandaşlarının nerelerde faaliyet gösterdiklerini kendi ihanet anatomilerinden dolayı anlamamakta ve terörün kaynağının sadece dağlarda olduğunu ifade etmektedirler.

Pkk terör örgütünün bugünkü yapılanmasına bakarsak ne yazık ki siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ülkemizin her tarafında yandaşlarıyla birlikte ihanet faaliyetlerini yürütmekte olduğunu görürüz.

Pkk terör örgütünün siyasi alandaki ihanet faaliyetlerini etnik milliyetçiliğe ve bölücülüğe dayalı sözde kürt sorunu söylemini savunan Demokratik Toplum Partisi yürütmekte ve maalesef bu sözde siyasi parti Yüce Meclisimizin çatısı altında dokunulmazlık zırhına bürünerek rahat rahat hareket edebilmektedir.

Dtp ye karşı kapatma davası açılmakla birlikte bu geç kalınmış bir karardır ve dtp liler şimdiye kadar fazlasıyla ülkemizin iç huzuruna zarar vermiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizden aldıkları oyları kendi bölücü amaçları doğrultusunda kullanan ve değişik illerde düzenledikleri toplantı ve mitinglerle Türkiye Cumhuriyeti’ ne yönelik hain amaçlarını açıklayan dtp nin sözde milletvekilleri dillerine doladıkları sözde kürt sorunu söylemiyle İmralı’ daki terörist başının sözcülüğünü yapmaktadır. Dtp nin son kongresinde genel başkan seçilen Nurettin Demirtaş’ ın söz ve davranışlarına bakarsak tamamen pkk terör örgütünün güdümünde hareket ettiğini ve Milli Hassasiyetlerimiz konusunda kışkırtıcı bir tavır izleyerek iç çatışma ortamı oluşturmak istediğini görürüz. Yaklaşan yerel seçimler öncesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki Türk Vatandaşlarımızdan daha fazla oy alabilmek için kendilerini devlet baskısına uğramış gibi göstererek Mağduriyet Psikolojisini kullanan dtp li sözde milletvekillerinin oyunları karşısında terörle mücadele kapsamında gerekli önlemler alınmalı ve bölge halkı bilinçlendirilmelidir.

Sözde milletvekili Sırrı Sakık’ ın, Yüce Meclisimizin bizim vergilerimizle kendisine tahsis ettiği kırmızı plakalı makam aracıyla Mersin ilimize gitmesi ve orada utanmadan, mecliste ettiği yemini unutarak kin ve nefret duygularıyla pkk terör örgütünün düzenlemiş olduğu yasadışı mitinge katılması ülkemiz açısından çok elim bir durumdur. Böylesine vahim bir tablo dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.

Bu durum karşısında devletimizin yasal açıdan her türlü işlemi yaparak Sırrı Sakık ile diğer sözde milletvekili özde pkk vekili olan bütün dtp lilerin dokunulmazlıklarını kaldırması gerekir. Milliyetçi Hareket Partisi’ nin vatana ihanet konusunda dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik yasa değişikliği teklifi gerçekten takdire şayan bir davranıştır. Bu davranış Yüce Meclisimizde ne yazık ki gereken desteği bulamamış ve yasa değişikliği gerçekleşememiştir. Pkk terör örgütü dağdan ovaya ve hatta şehre indirilerek siyasallaştırılmak istenirken ve bu amaçla terör örgütü mensuplarına af getirme çabaları başlatılırken Türk Milleti’ nin tepkisi hiç düşünülmemektedir. Büyük Türk Milleti kendi varlığına ve istikbaline yönelik her türlü iç ve dış ihaneti mutlaka bozacaktır.

Pkk terör örgütünün ekonomik alandaki ihanet faaliyetlerini mafya unsurları yürütmekte ve uyuşturucu, silah, insan kaçakçılığı ile diğer yasadışı işlerle terör örgütü büyük paralar kazanmaktadır.

Bunun yanında terör örgütü başı Abdullah Öcalan’ ın özellikle büyük şehirlerde pkk yandaşlarına ticaretle uğraşmalarını emretmesi ve pkk sermayesini oluşturarak sözde kürdistan devletinin ekonomik alt yapısını kurmaya çalışması dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Pkk nın her türlü ekonomik desteği sağladığı dış kaynaklara bakacak olursak özellikle Irak’ ın kuzeyinde Barzani-Talabani aşiretlerinin ve ABD – AB – İsrail üçgenin başrolde olduğunu görürüz. Irak’ ın ABD tarafından işgaliyle birlikte Irak Ordusuna ait bazı silahların pkk terör örgütüne rüşvet karşılığında verildiği ülkemizin istihbarat kurumları tarafından tespit edilmiştir. Uyuşturucu kaçakçılığını büyük ölçüde elinde bulunduran pkk mafyasının bu alandan milyonlarca dolar kazandığını ve yine AB devletlerinin de pkk nın uyuşturucu kaçakçılığına göz yumduğunu artık hepimiz biliyoruz. Hiçbir terör örgütü ekonomik güce sahip olmadan böylesine rahat hareket edemez ve örgüt militanlarına sadece ideolojik bağlamda eylem yaptıramaz. Milyonlarca dolarlık bir ekonomiye sahip olan pkk terör örgütünün ekonomik kaynaklarının kurutulması için devletimiz her türlü çabayı gösterirken yine maalesef uluslar arası arenada yalnız bırakılmış ve özellikle AB ülkelerindeki banka hesaplarına ciddi anlamda müdahale edilmemiştir. Bu durum bile Türkiye – AB ilişkilerinin çarpık, samimiyetsiz ve sakat olduğunu göstermektedir. ABD ise terör örgütünün Irak’ ın kuzeyinden Habur Sınır Kapısı yoluyla ülkemize giriş - çıkışlarına izin vermiş ve mazot kaçakçılığını teröristlerin uğraş alanı haline getirmiştir. ABD’ nin bir yandan sınır ötesi operasyona sözde destek vererek anlık istihbarat sağlaması diğer yandan ise pkk terör örgütünün ekonomik ve terörist faaliyetlerine göz yumması ülkemizin diplomatik alanda yaşadığı garabetin en acı göstergesidir.

Pkk terör örgütünün sosyal alandaki ihanet faaliyetlerini ise yasal boşluklardan ve AB uyum yasalarından faydalanan bir kısım dernek, vakıf ve basın – yayın araçları ile sözde sanatçılar yürütmekte ve böylece psikolojik harp teknikleri kullanılmaktadır.

İnsan Hakları adı altında faaliyet gösteren bazı dernek ve vakıflar pkk adına bütün yasadışı sosyal faaliyetlerin merkezi haline gelmiş ve örgüte militan kazandırmak için şehirdeki eğitim kamplarına dönüşmüştür. Üniversitelerimizde okumak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizden gelen öğrencilerimizin üniversite içerisinde bölücü unsurlar tarafından hemen kuşatma altına alınması ve beyinleri yıkanarak dağlara gönderilmesi dernek ve vakıflar yoluyla yapılmakta ve bu süreç aralıksız devam etmektedir. Pkk terör örgütünün ülkemiz içerisinde alenen destek gördüğü bir gerçektir ve örgüt militanlarının çoğunluğu ülkemiz içerisinde yaşayan gençlerden oluşmaktadır. Bu gençler sosyalist-komünist söylemlerle belli radikal bölücü oluşumlarda bir araya getirilmekte ve beyinleri yıkanarak zamanla eli kanlı terörist haline dönüştürülmektedir. Bu oluşumlar Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizdeki köylerden büyük şehirlere ve üniversitelere kadar yayılmış, organize bir şekilde terör örgütü yuvaları ve ihanet merkezleri haline gelmiştir. Haberdokuz.com’ un Üniversitelerdeki Bölücü Yapılanma ve pkk terör örgütünün öğrenci sendikası adı altında ODTÜ gibi güzide bir üniversitemizde alt yapı oluşturmak istemesine dair özel haberlerini okuyacak olursak sosyal alanlardan birisi olan eğitim alanında da faaliyet gösterdiğine şahit oluruz. Bu iki özel haberde yer alan bölücü faaliyetlerin durdurulmasıyla ilgili yasal işlemlerin devletimizin güvenlik kurumları tarafından yapıldığını ve terörle mücadelenin etkin bir şekilde yürütüldüğünü umuyoruz.

Basın – yayın kuruluşlarına bakacak olursak iki manzara çıkıyor karşımıza. Birinci manzarada hiçbir kanundan ve güvenlik kurumundan çekinmeden alenen pkk terör örgütünün propagandasını ve tetikçiliğini yapanlar var. İkinci manzarada ise bilerek veya bilmeyerek sözde kürt sorunu söylemleriyle pkk ekseninde görüşler ifade eden basın – yayın kuruluşları var.

Pkk adına alenen tetikçilik yapan hain basın – yayın kuruluşları hakkında çok fazla yazmaya gerek yok. Netice itibariyle pkk ya yardım ve yataklık eden basın – yayın kuruluşlarının okur sayısı zaten bellidir ve hepsi de terör örgütünün mensubu veya sempatizanıdır. Asıl tehlike ülke çapında yayın yapan ve sözde kürt sorunu söylemleriyle Türkiye Cumhuriyeti’ nin altını oyan büyük medya kuruluşlarıdır. Pkk terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan dahil tüm eli kanlı teröristlere af getirilerek teröristlerin dağdan düz ovaya, düz ovadan şehre, şehirden meclise dtp gibi bölücü partilerin çatısı altında taşınması gerektiğini savunan ve bu amaçla yazı yazan veya program yapan bazı sözde gazeteciler ve aydınlar ABD – AB – İsrail – Pkk ekseninde hareket etmektedir. Art arda yükselen terör örgütü mensuplarına etkin pişmanlık yasası ve af söylemleri ve bunun terörler mücadelede önemli bir aşama olacağı görüşleri terörle mücadele noktasında hem şehitlerimize hem Türk Silahlı Kuvvetleri’ mize hem de aziz milletimize yönelik bir kan bozukluğudur ve ihanettir. Sınır ötesi operasyonların sadece teröristle mücadele olduğunu ve asıl amacın terörle mücadele olması gerektiğini süslü kelimelerle ifade eden sözde vatansever aydınlar yüklenmiş oldukları ihanet aktörlüğünü en güzel şekilde icra etmektedir.

Pkk terörünü insan hakları ekseninde kamuoyunda şirin göstermek isteyen sözde sanatçıların ilk atası Yılmaz Güney’ dir. Yasaklanan Yol ve Duvar filmlerinde etnik bölücülüğün izlerine rastladığımız Yılmaz Güney’ in Yol filmi Fransa’ da Cannes Film Festivali’ nde Altın Palmiye ödülünü almıştır. Hepimizin bildiği gibi Türk Düşmanlığı ABD ve AB ülkelerinde her zaman prim yapmıştır ve gereken ilgi ve desteği fazlasıyla görmüştür. Yılmaz Güney’ in ölümüyle yarım bıraktığı ihanet tetikçiliğini Ahmet Kaya devralmış ve ‘‘ Apo’ yu Özledim ’’ diyerek Türk Milleti’ ne kinini kusmuştur. Bugün ise Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya adlı hainlerin mezarlarının bulunduğu Fransa’ nın başkenti Paris’ i kastederek ‘‘ İki ciğerim de Paris’ te kaldı ’’ diyen İbrahim Tatlıses’ i pkk ekseninde görüyoruz. Zaten yüz hatlarıyla terörist başı Abdullah Öcalan’ ı andıran İbrahim Tatlıses’ le ilgili pkk’ ya yardım ve yataklık suçlamasıyla pek çok adli süreç yaşanmış ve bu davalar Türk Milleti’ nin vicdanında ‘‘

İbrahim Tatlıses pkk lı ’’ kararıyla sonuçlanmıştır.

Manzaraya genel olarak bakacak olursak Türkiye Cumhuriyeti’ nin istiklalinin ve istikbalinin tehdit ve kuşatma altında olduğunu ve bu amaçla bölücü terör örgütü pkk nın taşeron olarak kullanıldığını görürüz. Taşeron terör örgütü pkk her yerdedir ve operasyonların kapsamı sadece dağdaki teröristlerle sınırlı kalmamalıdır. Pkk ya her kim destek veriyorsa gereken yapılmalıdır ve terörle mücadelede bütün yük Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin omzuna yüklenmemelidir.

Ülkemiz içerisinde ve dışarısında alenen veya gizli bir şekilde her alanda faaliyet gösteren pkk terör örgütünün ve destekçilerinin başarıya ulaşamayacağı kesindir.

Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti ezelden ebede kadar var olmaya ve Milli Kimliğini korumaya devam edecektir.

NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE !

 


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (0)add
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >
 

Alp Ergenekon