Prof.Dr. İbrahim Arslanoğlu

 
Rektörlük Seçimleri
 
Diğer Yazıları

Mehmet Derebeyoğlu

 
Ergenekon Çıkış
 
Diğer Yazıları

Muhammet Yılmaz

 
Örtülen Tarih
 
Diğer Yazıları

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Paralarını Bayrak, Ofislerini Vatan Yapanlar Yazdır E-posta
Çarşamba, 23 Nisan 2008

Paralarını Bayrak, Ofislerini Vatan Yapanlar

 

 

Sinan YILDIRIM

 

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Maneviyatın bayraktarlığını yaparak insanlığa bütün ulvi değerleri öğreten ve ismini İMAN, VATAN ve İSTİKLAL ile özdeşleştiren Büyük Türk Milleti ne acıdır ki son yıllarda maneviyattan maddiyata doğru adım adım sürüklenmektedir.

 

Tarihin akışına yön veren, destanlar yazan, zaferler kazanan, çağ kapatıp çağ açan ve istiklali uğruna sayısız devletler kuran aziz milletimiz karanlık bir uçuruma doğru sürükleniyor farkında olmadan.

 

Bu sürüklenme ne bölücü tehditlerle ne irticai tehditlerle ne de siyasi, sosyal veya ekonomik bir başka tehditlerle değil maalesef maneviyatın maddiyata dönüşmesi tehdidiyle gerçekleşiyor

 

Bu acı ve bir o kadar da utandıran dönüşümün pek çok örneklerini yaşıyoruz bu cennet vatanda.

 

Bir ihale uğruna el öpenler, diz çökenler, yalvaranlar, gururunu ayaklar altına alanlar ve bütün ahlaki değerleri hiçe sayanlar art arda yeşermeye başladı bu cennet vatanda.

 

Türk Milleti, her türlü tehdidi ve zorluğu ancak ve ancak maneviyatıyla aşabilmiştir.

 

Türk Milleti, tarihinin bütün karanlıklarından aydınlığa ancak ve ancak maneviyatıyla çıkabilmiştir.

 

Türk Milleti bütün ihanet ve kuşatma zincirlerini ancak ve ancak maneviyatıyla kırabilmiştir.

 

Türk Milleti dünden bugüne varlığını ancak ve ancak maneviyatıyla sürdürebilmiştir.

 

Ve Türk Milleti bugünden yarına varlığını ancak ve ancak maneviyatıyla sürdürebilecektir.

 

Bütün bu hakikatler karşısında bir başka hakikat daha var.

 

Bu hakikat ise son yıllarda Türk Milleti’ nin bünyesine sirayet eden ve içten içe bütün varlığımızı kemiren maddiyat hastalığıdır ve bu hastalığın Türk Milleti’ nin istiklalini ve istikbalini tehdit etmesidir.

 

Yaradılış ve yaşama gayesini unutanlar ve kendini ölümsüz sananlar için ;

 

Maddiyat bazen makam mevkidir.

 

Maddiyat bazen şan şöhrettir.

 

Maddiyat bazen para puldur.

 

Maddiyat bazen Çin’ dir.

 

Maddiyat bazen Bizans’ tır.

 

Maddiyat bazen Avrupa Birliği’ dir.

 

Maddiyat bazen Amerika Birleşik Devletleri’ dir.

 

Maddiyat bazen İsrail’ dir.

 

Ve bedbahtlar için maddiyat her zaman dünyadır, dünyadır ve dünyadır…

 

İşte kimlikten, kişilikten ve ahlaki değerlerden yoksun olanlar için maddiyat bu kadar şeytanidir. Şu kısacık hayatta anlık mutluluklar uğruna her türlü insansızlığı ve insafsızlığı sergileyenler için maddiyat o kadar önemlidir ki göze perde iner, kalbe mühür vurulur ve ruh şeytanın saltanatına köle olur.

 

Halbuki Yaradılış ve Yaşama gayesini bilerek damarlarında ve ruhunda Türklüğü yaşayanlar ve her daim yaşatanlar için ;

 

Maneviyat her zaman İman’ dır.

 

Maneviyat her zaman Vatan’ dır.

 

Maneviyat her zaman İstiklal’ dir.

 

Maneviyat her zaman Hira Dağı’ dır.

 

Maneviyat her zaman Malazgirt Zaferi’ dir.

 

Maneviyat her zaman Çanakkale Destanı’ dır.

 

Maneviyat her zaman Büyük Taarruz’ dur.

 

Maneviyat her zaman TÜRK’ tür.

 

Ve TÜRK için Maneviyat her zaman Ahirettir, Ahirettir ve Ahirettir…

 

Anlatmak zordur kendisini maneviyata adamışları.

 

Anlamak ise çile ister, emek ister, zaman ister, fedakarlık ister ve yaşamak ister…

 

Böylesine zordur maneviyat insanı olmak.

 

Ne mutlu ki Büyük Türk Milleti zor olanı her zaman başarmıştır ve dünden bugüne Maneviyatın bayraktarlığını yaparak bugünlere kadar gelebilmiştir.

 

Acaba bugünlere gelebilen bu büyük millet yarınlara erebilecek midir ?

 

Açıkçası ben pek iyimser değilim. Umutluyum ama iyimser değilim.

 

Bir olay yaşadım ve bu olay beni daha da karamsarlığa sürükledi.

 

Hepimizin malumu olduğu üzere Milli Bayramlarda devlet ve özel sektör kurumları ile binalarına Türk Bayrağı asılır. Bu son derece ulvi ve asil bir uygulamadır. Her Türk insanına şeref ve onur verir bu uygulama. Rengini şehit kanlarımızdan alan şanlı bayrağımızı evlerimize, iş yerlerimize ve devlet kurumlarımıza asmak hem bir vatandaşlık görevidir hem de vicdani bir sorumluluktur.

 

Bu görev ve sorumluluğu gölgeleyen ve hatta bilinçsiz bir ihanete varan çok üzücü bir olaya şahit oldum. Tabi ben karakolluk bölümüne şahit oldum.

 

Olay ise şu şekilde vuku bulmuş.

 

Yaşadığım ilçede bulunan bir alışveriş merkezi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle Türk Bayrağı asarken alışveriş merkezinde bulunan bir iş adamı buna engel olmak istemiş ve karşılıklı hakaretler, küfürleşmeler başlamış. Devamında ise konu karakola yansıdı ve o iş adamı şikayet edildi hakarete ve küfre maruz kalanlar tarafından.

 

İş adamının hakaret ve küfür sebebi çok acı bir tablonun tezahürü. Alış veriş merkezine asılmak istenen Türk Bayrağı iş adamına ait ofisin camlarını kapatıyormuş ve bayrağı bir başka yere asmaları gerekiyormuş. Bu belki çok basit bir mesele olarak görünebilir ve hatta konuşmaya, yazmaya bile değmeyebilir.

 

Ama mesele bu kadar basit değil. Bir milletin en kutsal değerlerinden olan bayrak değil bir ofisi bütün dünyayı kapatsa bundan ancak gurur duyulur ve ‘‘ Başım Gözüm Üstüne ’’ denilir.

 

Oysa gururun ve bütün manevi duyguların yerini maddiyat almış.

 

Bir ofisin pek çok anlamı vardır iş adamları için.

 

Böyle iş adamları için ofis para imparatorluğunun yıkılmaz bir kalesi gibidir.

 

Böyle iş adamları için ofis gösterişin ve gücün en önemli merkezidir.

 

Ve böyle iş adamları için ofis ve hatta araba ve ev maddiyatın birer ifadesidir.

 

Maneviyatı kendisine rehber ve ülkü edinmiş iş adamları için ofis İman’ a, Vatan’ a ve İstiklale hizmetin birer aracıdır ve asla Bayraktan daha önemli değildir.

 

Paralarını Bayrak ve Ofislerini Vatan yapanlar gafletin, dalaletin ve ihanetin birer maşası olarak son yıllarda bu cennet vatanda birer ayrık otu misali türemeye ve her tarafta yer edinmeye başladılar.

 

Ölümü unutup, kabir azabını unutup, kul hakkını unutup ve ahireti unutup üzerlerinde yaşadıkları bu cennet Türk Vatanının bütün Milli ve Manevi Değerlerine yabancılaşan sözde iş adamlarının palazlanmasını ancak ve ancak bizim gibi Maneviyat İnsanları engelleyebilir.

 

Zaman söz değil icraat zamanıdır.

 

Zaman tembellik değil çalışmak zamanıdır.

 

Zaman anlamak değil uygulamak zamanıdır.

 

Zaman tüketmek değil üretmek zamanıdır.

 

Ve zaman İman, Vatan ve İstiklal uğruna gerçekten bir şeyler yapma zamanıdır…

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin açılışının ve Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ nın 88. yıl dönümü Büyük Türk Milleti’ ne ve başta Türk Çocukları olmak üzere tüm dünya çocuklarına kutlu olsun.

 

Böylesine güzel ve anlamlı bayramları bizlere armağan eden Büyük Lider Mustafa Kemal ATATÜRK’ ü ve Aziz Şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyor, Değerli Gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyorum.

 

Ne Mutlu Türk’üm Diyene !

Yorum (0) >> feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >