| Öğretmenlerimiz... |
|
|
| Salı, 04 Mart 2008 | |
|
Öğretmenlerimiz…
Sinan Yıldırım
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Çileyi ve fedakarlığı destanlaştıran, vazife ve hizmet anlayışını maddeden manaya ulaştıran bir avuç kahraman var bu dünyada.
Herkesin bir şeyler öğrenmesini sağlayan, geçmişten geleceğe ırmak misali bilginin ve değerlerin akıp gitmesine vesile olan, insanı kendisiyle buluşturan, insanı insanlarla buluşturan ve insanı hakikatle buluşturan bir avuç kahraman bu.
Sevgiyi, saygıyı, iyiliği, doğruluğu ve daha pek çok güzel duyguyu öğreten o bir avuç kahramanın kim olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz aslında.
Çocukluğumuzdan bugünlere kadar bizlere emek veren öğretmenlerimizden başkası değil o bir avuç kahraman…
Bugün o bir avuç kahramanın yani öğretmenlerimizin günü. Bu özel günde geleceğimizin teminatı olan dünya tatlısı çocuklarımızı yetiştiren değerli öğretmenlerimiz hakkında ne kadar güzel sözler söylersek söyleyelim yine de yetmez onların kahramanlıklarını anlatmaya.
Öğretmenlerimize duyulacak sevginin ve saygının en anlamlı özetini Hz. Ali ( r.a. ) “ Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. ” sözüyle ifade etmiş ve her şeyi en güzel şekilde ifade etmiştir. Bir harfle başlayan hayat binlerce harfle devam etmekte ve hayatın şifresi olan bilginin gücü ve önemi zamanla daha da artmaktadır.
Hayat bir öğrenme ve öğretme sürecidir…
Hayat acısıyla tatlısıyla bir mücadele sürecidir…
Hayat yanlışıyla doğrusuyla hayatı öğrenme sürecidir…
Hayat akıl, yürek ve ruhla şekillenen maddiyat ve maneviyat sürecidir…
Ve hayat bütün bunların toplamı olan bir eğitim – öğretim sürecidir…
Bu süreç önce ailemizde başlar ve daha sonra okullarda devam eder. Anne ve babalarımızın bizlere öğrettiklerinin yanında bir de öğretmenlerimizin öğrettikleri vardır. Öğretmenlerimizle ilk olarak okullarda tanışırız ve önce A, B, C diyerek başlarlar bir şeyler öğretmeye.
Okullarımız, aileden sonra bizlerin eğitim ve öğretimi ile birinci derecede ilgilenen bir kurumdur. Hatta bizlerin eğitiminde aileden daha da etkili olan ve kalıcı davranışlar kazandıran bir kurumdur. Bu açıdan öğretmenlerimiz, anne ve babalarımızdan sonra bizlerin eğitim ve öğretim görevini devralmış vekil insanlardır.
Her şeyin ötesinde öğretmenlerimiz Peygamberî bir mesleğin yegane temsilcileridir.
Eğitim - Öğretim süreci okumak, yazmak, öğrenmek, anlamak, yorumlamak ve uygulamak gibi zihinsel ve ruhsal bir ilerleme üzerine kuruludur ve bu ilerleme aralıksız olarak devam eder. Eğitim – Öğretim bir insanın yeniden şekillenmesini ve değişip dönüşmesini sağlar.
Küçük yaşlarda başlayan bu yeniden şekillenme ve değişip dönüşme sürecinde temel görev öğretmenlerindir ve öğretmenler iyi insan ve iyi vatandaş yetiştirmek için büyük bir çaba içerisinde görevlerini ifa ederler.
Alfabe ile başlayan bu süreç zamanla daha bilimsel bir hale gelir ve yoğun bir eğitim – öğretim süreci başlar. İlkokul çağlarından üniversite çağlarına kadar yaklaşık 15 yıllık bir zaman diliminde sürekli bir şekilde öğretmenlerimizle karşılıklı iletişim halinde oluruz.
Bizlere neler öğretmezler ki o ulvi şahsiyetler ?
Sevgiyi, saygıyı, doğruluğu, iyiliği, dürüstlüğü, çalışkanlığı, cesareti ve daha pek çok güzel davranışı…
Sonra Türkçe’ yi, matematiği, fen bilimlerini, coğrafyayı, tarihi ve diğer ilimleri…
Bize dair ne varsa bütün milli ve manevi değerlerimizi öğreniriz fedakar öğretmenlerimizden.
Bu özel günün tarihçesi yine Büyük Atatürk’ ün liderliğine ama eğitici liderliğine uzanır.
24 Kasım 1928’ de Cumhuriyetimizin kurucusu Eşsiz Lider ve Büyük Kahraman Atatürk, Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul etmiş ve Başöğretmen olarak Büyük Türk Milleti’ nin kalbinde ayrı bir sevgiye mazhar olmuştur.
Atatürk' ün 100. Doğum yıldönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım’ ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
Öğrencileri, öğretmenleri ve okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrar, sınıflara girer, sıralara oturur ve öğrencilerle birlikte ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorar ve eğitim konusuyla yakından ilgilenirdi. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatır ve başöğretmen olarak cumhuriyetin temeli olan Yüksek Türk Kültürünün kökleşmesi için olağan üstü bir çaba gösterirdi.
Atatürk, öğretmenlerin Kurtuluş Savaşı' nda nasıl canla başla çalıştıklarını ve cumhuriyetin kuruluşunda nasıl büyük fedakarlıklar yaptıklarını yakından izlemiş ve görmüştür. Kutsal vatan topraklarının emperyalist batılı düşmanlar tarafından işgal edildiği sırada yüreği vatan, millet ve istiklal sevgisiyle dolu olan öğretmenler Öğüt Kurulları oluşturmuşlar ve mensubu oldukları Türk Milleti’ ne Milli Mücadele’ nin önemini anlatmışlar, milli ve manevi değerleri aşılayarak gerekli olan alt yapıyı hazırlamışlardır. Öğüt Kurulları’ nın yanında fedakar öğretmenler o dönemde 14 eğitim kuruluşu ile birlikte Milli Kongre Cephesini kurmuşlardır. Milli Kongre Cephesi, Yunanlıların İzmir' i işgal ettikleri günlerde Sultanahmet Mitingini hazırlamış ve bu mitingin konuşmalarının çoğunu öğretmenler yapmıştır.
Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Milli Mücadele’ de ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşunda gösterdikleri çabayı ve çektikleri çileyi her zaman övmüştür. Atatürk, binlerce şehit kanıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ nin inşasında ve inkılapların gerçekleşmesinde öğretmenlere büyük görevler düştüğüne inanmış ve bunu her vesileyle vurgulamıştır.
Atatürk ; ‘‘ Öğretmenler ! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır ’’ sözüyle Türkiye Cumhuriyeti’ nin geleceğinin teminatı olan Türk Gençliğinin yetişmesinde öğretmenlerin vazifesinin ne kadar kutsal olduğunu ifade etmiştir.
Milli ve Manevi Değerlerin öğretilmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin ilelebet yaşamasında Milli Eğitim ordusunun görev ve sorumluluğu yüksektir. Bu görev ve sorumluluğun bilincinde olan öğretmenlerimiz, çektikleri her türlü çileye ve yaşadıkları bütün maddi – manevi sorunlara rağmen ‘‘ Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür ’’ nesiller yetiştirme ülküsüyle hareket etmekte ve öğretmenlerimizin bu uğurda ne kadar büyük çaba sarfettiğini herkes görmektedir. Bunun en büyük ispatı bütün iç ve dış ihanetlere ve düşmanlıklara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’ nin bugünlere ulaşmasıdır.
Büyük Millet, Büyük Devlet olmamız için eğitimin yaygınlaşması gerektiğine inanan Başöğretmen Atatürk ;
" Milletleri kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir." sözüyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.
Öğretmenlerimizin görevleri maddiyatın çok çok ötesinde manevi bir görevdir ve bir çocuğun ruhunu ilmik ilmik milli ve manevi değerlerle işlemekle ilgilidir. Tertemiz ve berrak bir su misali olan akıllarımızı ve ruhlarımızı insana dair bütün güzel ve iyi duygularla donatan, bizlere sevginin her şey olduğunu öğreten, kimlik ve kişilik kazandıran, umutlarımızı hayatımızın en umutsuz günlerine serpiştiren öğretmenlerimize bir karşılık veya bir değer biçmek imkansızdır. Bazen arkadaşımız, bazen ağabeyimiz, bazen annemiz, bazen babamız ve her zaman bütün bunların toplamı olan öğretmenlerimize bizlere verdikleri emeğin karşılığını ancak çalışkan, başarılı, iyi ve örnek bir insan olarak ödeyebiliriz.
Milli ve Manevi Değerlerini bilen, yaşayan ve yaşatan, damarlarındaki asil kanın ve kutsal vatan topraklarının altında kefensiz yatan binlerce şehidimizin anlamını hisseden ve özümseyen, emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti’ ni koruyan ve yükselten bir neslin yetişmesine vesile olan yine ve ancak öğretmenlerimizdir. Böylesine kutsal bir görevi ifa eden öğretmenlerimizin değil kırk yıl binlerce yıl kölesi olunsa yine de yetmez bizlerdeki hakkını ödemeye.
Türk Milleti’ nin geleceğinin teminatı olan gençliğimizi yetiştiren öğretmenlerimizin hizmetleri ve fedakarlıkları harf harf destanlaşmış ve bu destan özellikle de terörle mücadele sürecinde şehit olan öğretmenlerimizle yüreklerimize kazınmıştır. Yükselen ve dimdik ayakta kalmayı başaran Türkiye Cumhuriyeti’ nin mimarı olan eğitim ordusunun kahraman şehit öğretmenlerini asla unutmamak ve her duamızda o kahraman şehit öğretmenlerimize de yer vermek asli bir görevdir bizler için.
Bu özel günde tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’ nü kutlar, her bir öğretmenimize sevgi ve şükranlarımı sunarım.
Yine bu özel gün vesilesiyle Başöğretmen ATATÜRK’ ü ve Türk Milleti’ nin istiklali ve istikbali için görevlerini ifa ederken şehit olan aziz öğretmenlerimizi ve tüm şehitlerimizi bir kez daha şükran ve minnetle anıyor, Yüce Allah ( c.c. )’ tan rahmet, muhterem ailelerine, Milli Eğitim camiasına ve Büyük Türk Milleti’ ne sabır ve başsağlığı diliyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’ ni kuran ve yaşatan Kahraman Öğretmenlerimiz ! Vatan size minnettardır ve sizlerin kahramanlıklarını asla unutmayacaktır.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene !
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
|
| Siyon Protokolleri ve Siyasetin Çirkin Yüzü ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Madalyonun Diğer Yüzü | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarih Bilinci | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Vesayete Kin Kusan Alçak Velayetçiler | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Rektör Atamaları ve İstifalar | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarımdaki Fiyat Artışlarının Sebepleri | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Birileri Terörle Mücadele Etmiyor ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Bence Aydınlık Bir Geleceğe... | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Lions ve Rotary Olabilmek Ne Demek? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Kararın Ardından... | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Bizde Hiç mi Suç Yok? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Mehmet Âkif İnan | |
| Diğer Yazıları |