Milli Meseleler, Milli Duruş ve Terörle Mücadele…

Sinan Yıldırım
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Her devletin kendisine göre milli meseleleri ve milli politikaları vardır. Kendi geleceğine yön vermek ve milli stratejiler belirlemek isteyen devletler öncelikle milli meselelerini çözüme kavuşturmak mecburiyetindedir.
Hiçbir devlet başka devletlerin yol göstericiliği ve politik yönlendirmeleri ile milli meselelerine çözüm bulamaz. Bu şekilde izlenecek yol veya yöntem sadece acziyetin ve zavallılığın göstergesi olur. Büyük devlet olmak için akıl, cesaret ve özgüven gibi daha pek çok üstün vasıflar gereklidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ ni kuran irade akıl, cesaret ve özgüven sahibi olan büyük insanların iradesidir. Yaşanılan her türlü olumsuzluğa ve zorluğa rağmen inancını ve umudunu kaybetmeyen Atatürk ve silah arkadaşları Türk Milleti’ nden aldıkları ışıkla ve güçle büyük zaferler kazanmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ ni kurmuştur.
Atatürk ve silah arkadaşları Milli Mücadele için yola çıkarken tüm dünyaya meydan okumuşlar ve dahili ve harici bedbahlar karşısında asla geri adım atmayıp örnek bir Milli Duruş sergilemişlerdir. Milli Duruş için Türk Milleti’ nin milli ve tarihi değerlerini özde iyi anlamak ve her şeye rağmen Türklük bilincine sahip olmak gereklidir.
Sıradan bir kişi veya kurumun Milli Duruş sergileyebilmesi için sadece sözler yeterli değildir. Aslolan icraat noktasında ilkeli ve sürekli bir şekilde Milli Duruş sergileyebilmektir.
Türk Milleti tarihinin hiçbir döneminde kimliğinden, kişiliğinden ve manevi değerlerinden taviz vermemiştir, eğilip bükülmemiştir ve her türlü mesele karşısında dik durmuştur. Böylesine ulvi değerleri ve birikimi olan bir milletin yöneticileri de aynı davranışları sergilemelidir.
Asya’ dan Avrupa’ ya kadar büyük bir coğrafyada at koşturan ve kurduğu devletleri güçlü liderlerin Milli Duruş’ larıyla tarihin altın sayfalarına yazdıran Türk Milleti bundan sonra da istiklalini ve istikbalini emanet ettiği her kademedeki devlet erkanından iç ve dış bütün meseleler karşısında yine aynı Milli Duruş’ u göstermelerini beklemektedir ve asla tarih önünde utanılacak bir durumla karşılaşmak istememektedir.
Hakikat o ki Türk Milleti her türlü Milli Mesele karşısında önce arslan olup sonra yavaş yavaş kuzuya dönen aciz bir devlet yöneticisinin utancını yaşayacak kadar küçük ve basit bir millet değildir.
Yakın tarihimize bakacak olursak Milli Mücadele yıllarında kazanılan askeri başarıların ardından imzalan anlaşmalar ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluş belgesi olan Lozan Barış Anlaşması Milli Duruş’ un birer yansımasıdır. Lozan görüşmeleri esnasında işgalci emperyalist devletlerin her türlü tehdidi ve baskısı karşısında asla geri adım atmayan ve Misak-ı Milli’ den hiçbir şekilde taviz vermeyen Türk Devlet Adamlarının ve özellikle de Atatürk’ ün göstermiş olduğu tavır her şeyi özetleyen ve Milli Duruş kavramını net bir şekilde açıklayan tarihimizin en güzide örneğidir. Bu güzide örnekten hareketle günümüze bakarsak ne yazık ki son zamanlarda yaşadığımız iç ve dış sorunlar karşısında aynı tavrı göremiyoruz söz sahibi kişi ve kurumlardan.
1980’ den sonra yaşadığımız Milli Meselelere bakacak olursak ülkemizin gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden iki önemli konu var. Bunlar PKK ve uzantısı olan siyasi partiler ile bu siyasi partilerin günümüzdeki devamı olan DTP. Biri bölücü terör örgütü olarak dağlarda faaliyet gösteriyor diğeri ise bölücü parti örgütü olarak meclisimizde faaliyet gösteriyor. Bu iki örgütün faaliyetleri Türkiye Cumhuriyeti’ nin Milli Birlik ve Beraberliğini tehdit etmekte ve ülkemiz gizli bir şekilde bölünme uçurumuna doğru sürüklenmektedir.
Böylesine vahim bir tablo karşısında Milli Duruş sergilemenin ve dahili ve harici bedbahlara karşı gereken gözdağını vermenin tam sırasıdır.
Sergilenecek olan Milli Duruş politik çıkar elde etmek veya hamaset yapmak demek değildir.
Sergilenecek olan Milli Duruş demokrasiye ve insan haklarına aykırı davranmak demek değildir.
Sergilenecek olan Milli Duruş iç çatışma ve kaos ortamı oluşturmak demek değildir.
Sergilenecek olan Milli Duruş diplomatik yolları tıkamak ve dengeleri sarsmak demek değildir.
Ve sergilenecek olan Milli Duruş asla ve asla savaş çığırtkanlığı yapmak demek değildir.
Türkiye Cumhuriyeti’ nin istiklalini ve istikbalini korumak ve kollamak görevinde olanlar damarlarındaki asil kanın gereği olarak Milli Duruş sergilemek ve ihanet aktörlerine çok sert bir şekilde müdahale etmek mecburiyetindedir.
Bunun yolu önce yasal yollardan gerekli tedbirleri alarak demokrasi ve insan hakları konularında milli güvenliğimizi ön plana çıkaran yeni düzenlemeler yapmaktan geçer. Türk Milleti’ nin birlik ve beraberliğini bozan ve bozacak olan her türlü kişi, kurum ve oluşuma karşı zaman kaybetmeksizin yeni bir terörle mücadele kanunu çıkarılmalı ve ivedilikle yasal yönden cezai işlemlere başvurulmalıdır.
Hiçbir demokratik batılı ülkede bölücülük ve ihanet cezasız kalmamaktadır ve ihanet odaklarına bizde olduğu kadar hoşgörü ve anlayış gösterilmemektedir.
Özellikle ABD’ de meydana 11 Eylül olayından sonra başta ABD olmak üzere bütün batılı ülkeler yeni bir terörle mücadele konsepti belirlemişler ve hukuki açıdan bizdeki olağanüstü hal uygulamasının da ötesinde çok sert cezaları içeren terörle mücadele kanunları çıkarmışlardır. Daha havaalanlarında ve gümrüklerde başlayan terörle mücadele kanunu uygulamaları adeta ırkçı ve dışlayıcı bir şekilde kendini göstermektedir. Ve hatta devletimizin en üst düzeydeki yöneticileri ABD’ ye ve AB ülkelerine gittikleri zaman havaalanlarındaki güvenlik görevlilerince rencide edici ve gurur kırıcı davranışlara maruz kalmakta ve diplomatik nezaket ve uluslar arası hukuk kurallarının dışına çıkılarak üstleri aranmaktadır. Böylesine sert ve paranoya önlemler alan batılı sözde demokratik ülkelerde uygulanan terörle mücadele kanunlarının aynısı – onlar gibi ırkçı ve dışlayıcı olmamak şartıyla - bizim ülkemizde de uygulanmalıdır.
Milli Meclisimiz bu konuda yeni bir düzenlemeye gitmeli ve ülkemiz ihanet aktörlerinin her türlü şer senaryosunu rahatça sergiledikleri aciz bir ülke görünümünden kurtarılmalıdır. İşte bu Milli Meclisimizin Milli Duruş sergilemesinin en güzide örneklerinden birisi olacak ve tarihteki yerini alacaktır. Milli Mücadele yıllarında ilk T.B.M.M. tarafından çıkarılan ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin devamını ve bekasını sağlayan Hıyanet-i Vataniye Kanunu ( 29 Nisan 1920 ) ile o dönemlerde kurulan İstiklal Mahkemeleri ( ilk olarak 11 Eylül 1920’ de Firariler Kanunu olarak çıkmış ve 18 Eylül 1920’ de İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur ) bugünlerimiz için tarihi bir vesikadır.
Milli Mücadele yılları her açıdan Milli Duruş örnekleriyle doludur ve Türk Devlet Erkanı tarafından tekrar tekrar okunup özümsenmelidir.
Yaşamakta olduğumuz terör sorununun çözümüne yönelik bir diğer yol ise terör örgütleriyle yapılacak olan mücadelede güvenlik güçlerimizin her açıdan desteklenmesidir. Vatan, Millet ve Bayrak uğruna dağlarda ve her yerde canla başla görev yapan ve bu uğurda şehit ve gazi olan kahraman güvenlik güçlerimizin yanında olmak bütün herkesin milli görev ve sorumluluğudur. Yasal alt yapı sağlandıktan sonra lojistik destek sağlanmalı ve kahraman güvenlik güçlerimize moral ve özgüven aşılanmalıdır. Bu açıdan yine Milli Duruş sergilenmeli ve terörle mücadelede asla geri adım atılmamalıdır. Terör örgütlerini ve uzantısı olan siyasi partileri muhatap almak veya ‘‘ silahı bırakın siyaset yapın ’’ demek Milli Meselelerimiz karşısında teslimiyetçiliktir ve Türk Milleti’ ne ihanettir. Böylesi bir teslimiyetçiliğe ve ihanete hiç kimsenin ve hiçbir kurumun hakkı yoktur.
Milli Meselelerin çözümü ve terörle mücadelenin başarıya ulaşmasının yegane yolu Milli Duruş sergilemektir.
İç ve dış baskılar ve tehditler karşısında cesur ve kararlı bir şekilde Milli Duruş sergileyen herkes Büyük Türk Milleti’ nin kalbinde taht kurmuş ve asla unutulmamıştır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Kahraman Atatürk’ ün Misak-ı Milli’ nin bir parçası olan Hatay konusunda sergilemiş olduğu Milli Duruş sonucu Hatay anavatan Türkiye’ ye katılmıştır. Bu tarihi örnek, son zamanlarda sürekli olarak tartışılan Irak’ ın kuzeyine yönelik operasyon konusunda ve Musul – Kerkük Meselesinde doğru ve kalıcı bir çözümü sağlamak için günümüz Türk Devlet Erkanına yeterlidir.
Milli Duruş sergilemek için muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Bu asil kan kendisini Türk Milleti’ nin özde bir mensubu olarak gören herkeste vardır. Bu kanı taşımayan hiç kimse hiçbir Milli Mesele karşısında Milli Duruş sergileyemez. Sadece ve sadece anlık şovenist duygularla ahkam keser, laf üretir, nutuk atar ve sadece kendisini kandırır.
Büyük Türk Milleti, Milli Duruş sergileyen ve sergilemeyen herkesi çok iyi analiz edebilecek ve zamanı geldiğinde dersini verebilecek milli ve tarihi birikime sahiptir.
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene !
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|