Anasayfa arrow Yazarlar arrow Sinan Yıldırım arrow Maneviyat İnsanı
Maneviyat İnsanı Yazdır E-posta
Pazar, 31 Ağustos 2008

Maneviyat İnsanı

 

Sinan YILDIRIM
 
 
İnsanoğlu hayatı boyunca pek çok insan tanır ve tanıdığı her insanda ayrı özellikler görür. Doğduğu günden hayata veda edip ahirete intikal ettiği güne kadar tanıdığı her yeni insan yeni bir tecrübe, yeni bir ufuktur insanoğlu için.
 
Hayat gerçekten çok acımasız ve çok zor bir süreçtir. Adaletin çok fazla olmadığı, güçlünün ve gücün adaletsizliğinin hakim olduğu, milli ve manevi değerlerin büyük ölçüde tahribata uğradığı ve maddiyatın bütün değerlerimizi ele geçirdiği bir dünyada yaşıyoruz.
 
Ne Hz. Peygamber Efendimiz ( S.A.V. ) dönemindeki asr-ı saadet, ne Hz. Ömer ( R.A. ) dönemindeki adalet ne de Fatih Sultan Mehmet Han dönemindeki hoşgörü kalmadı günümüzde.
 
Yeni Firavunlar, yeni Ebu Cehiller ve yeni zalimler olabildiğince sardı etrafımızı.
 
Herkes bu hayatta bir şeyler için mücadele eder ve bir şeyler için bedel öder.
 
Aslolan İman, Vatan ve İstiklal için mücadele etmektir ve bu kutsal değerler uğruna bedel ödemektir.
 
Bu ise ancak Maneviyat İnsanlarına özgü bir davranıştır.
 
Kime sorsan bu kutsal değerler için kendince bedel ödemiştir. Yıpranmıştır, acılar çekmiştir, ağlamıştır, ihanete uğramıştır, yalnız bırakılmıştır ve hatta ölümlerden dönmüştür.
 
Hikayeleri vardır, hatıraları vardır ama çoğu yalandır, çoğunda menfaat vardır.
 
Az bedel ödemişlerdir ama çok fazla ödülünü almışlardır.
 
Lüks arabaları olmuştur, erişilmez makamları olmuştur, hesabını tutamadıkları paraları olmuştur ve bin defa sorsan hep Dava Adamı olmuşlardır, hep Dava Adamı olmuşlardır…
 
Sanırlar ki herkes kendilerine saygı duyuyor ve herkes kendilerini seviyor. Halbuki hiç kimse onlara saygı duymaz, onları sevmez ve hatta onların yüzünü bile görmek istemez. Kendileri gibi çevreleri de sahtekarlarla ve sözde Dava Adamlarıyla doludur. Bu acı gerçeği görmezler ya da görmek istemezler. Kafalarında kurdukları ve adeta hakikat haline getirdikleri o riya ve yalan dolu sahte dünyaya o kadar kapılmışlardır ki gözlerine perde inmiştir, kalplerine mühür vurulmuştur. Tam bir girdaptır bu yaşananlar. Ve daha da kötüsü bu girdap bütün insanlığı kuşatmıştır.
 
Çıkmak zor değil bu girdaptan.
 
Böylesi bir girdaptan çıkmak için elbette umutlu olacağız ve elbette mücadele edeceğiz.
 
Umutlarımızın başlangıcı çevremizdeki birkaç Maneviyat İnsanının kalbidir.
 
Mücadelemizin başlangıcı ise çevremizdeki bu Maneviyat İnsanlarının bizleri aydınlatan umutlardır.
 
O halde yalanın, zulmün ve maddiyatın hükümran olduğu bu üç günlük dünyada ardından gideceğimiz Maneviyat İnsanlarının değerini çok iyi bilmeliyiz.
 
Maneviyat İnsanı olmak sözle olmuyor, nutuk atmakla olmuyor, öyle uzaklardan vaaz vermekle hiç olmuyor. Sözde değil özde Maneviyat İnsanı olabilmek ayrı bir marifet, ayrı bir üstadlık ve ayrı bir şahsiyet ister.
 
Aklımızın, kalbimizin ve hayatımızın ışığı olup yolumuzu aydınlatacak ve hayat tecrübesiyle bizlere rehber olacak Maneviyat İnsanlarından birisini tanıma fırsatım oldu bu yalan dünyada.
 
Menfaat nedir bilmeyen, yalanı hayatından silip atmış, adaleti kendisine şiar edinmiş ve nefsini Hakk’ a teslim etmiş bir Maneviyat İnsanı kendisi.
 
Yıllarca Yüce Devletimize hizmet etmiş, birçok defa ölümle karşı karşıya kalmış ve üstün görev anlayışıyla devlet görevini tamamlamış bir Maneviyat İnsanı kendisi.
 
Yüce Türk Devleti’ nin emrinde ve hizmetinde görevini namusuyla ve şerefiyle ifa ederken hem vatanına hem de inandığı Türk Milliyetçiliği davasına canla başla hizmet etmiş bir Maneviyat İnsanı kendisi.
 
Emekliliğinden sonra elinde avcunda ne varsa hepsini ticarete yatırmış ama ticaretin bütün kirli oyunlarına karşı tek başına mücadele etmiş bir Maneviyat İnsanı kendisi.
 
Ve eğilmemiş, bükülmemiş, el öpmemiş, diz çökmemiş, haram yememiş, zalim olmamış ve kendisine gönül verenleri asla yolda bırakmamış bir Maneviyat İnsanı kendisi.
 
Bu övgü dolu cümlelerde ne bir abartı ne de bir yalan yok velhasıl.
 
Sadece ve sadece hakikat var. Bu sözler birilerine yabancı gelebilir ve bu sözler birilerini rahatsız edebilir. Ama kim ne söylerse söylesin hakikati asla yok edemezler ve hakikati asla gizleyemezler.
 
Kul bilmese de Allah bilir hakikati.
 
Tanımaktan gurur duyduğum bu Maneviyat İnsanı ;
 
Gün geldi derdime hem ortak oldu hem derman oldu.
 
Gün geldi yoluma hem yoldaş oldu hem ışık oldu.
 
Ve gün geldi aklıma hem akıl oldu hem rehber oldu.
 
Bu Maneviyat İnsanının ismi İsmail Hakkı AYTAŞ.
 
Aslında şaşırıyordum kendisine. Nasıl olmuştu da bu kahpe ve yalan dünyada her şeye rağmen temiz ve dürüst kalabilmişti ?
 
Soruyordum ; ‘‘ İsmail Ağabey nasıl başardın bunu ? ’’ diye.
 
Cevabı kısa ve özdü. ‘‘ Bugünün yarını, bu dünyanın öbür dünyası var. Ölüm var ve ölümden sonrası var. Bütün bunlar varken ve hepsinden öte imanım varken ne nefsime teslim olurum ne de şeytana teslim olurum. ’’
 
Bu kısa ve öz cevabıyla Yüce Allah’ ın ( C.C. ) ve Hz. Peygamber Efendimizin ( S.A.V. ) bütün emirlerini birkaç kelamda açıklayıvermişti İsmail Ağabey.
 
Çok insan tanıdım bu yalan dünyada. Yalan ruhlarını ele geçirmiş.
 
Çok insan tanıdım bu kalleş dünyada . Kalleşlik hayatlarını ele geçirmiş.
 
Çok insan tanıdım bu riyakar dünyada. Riyakarlık düşüncelerini ele geçirmiş.
 
Çok insan tanıdım bu utanmaz dünyada. Utanmazlık yüzlerini ele geçirmiş.
 
Ve çok insan tanıdım bu zalim dünyada. Zalimlik kalplerini ele geçirmiş ve zulüm kalplerini taşa çevirmiş.
 
Ve bir Maneviyat İnsanı tanıdım bütün bunlara meydan okuyan...
 
Yalanı ruhundan,
 
Kalleşliği hayatından,
 
Riyakarlığı düşüncelerinden,
 
Utanmazlığı yüzünden
 
Ve zulmü kalbinden söküp atmış...
 
Ticaretle uğraşıyor ama zengin olamamış bir türlü. Çevresi var, itibarı var, gücü var ve imkanı var.
 
Neden mi zengin olamamış ?
 
Birilerinin elini öpmediği ve haramı ticaretine karıştırmadığı için !
 
Hani sözde helal kazanıyorum diyerek özde haram kazanan iş adamları vardır ya. Lafa gelince mangalda kül bırakmazlar. Sabah kalkarlar Bismillah derler ama işin başına varınca ne Bismillah kalır ne de Allah kalır. Şeytan hemen arkadaşı olmuştur böylelerinin. Çok şükür Allah’ a, İsmail Hakkı Ağabey böyle değil.
 
Şeytanla araları çok kötüdür ve şeytan nefret eder İsmail Hakkı Ağabey’ den. 
 
Kolay değil bu devirde şeytanla düşman olmak ve şeytanla savaşmak. Zor iş. Nefis haram ister ve nefis günah işlemek ister ama nerde. Şeytan bir türlü nefsini ele geçirememiştir İsmail Hakkı Ağabeyin.
 
Elbette günahları vardır İsmail Hakkı Ağabeyin ama öyle kul hakkıymış, mazlum hakkıymış yok hamd olsun.
 
Bu yazıyı sözde Maneviyat İnsanlarına bir ders olması için yazdım. İlk defa kişiye özel bir yazı yazıyorum. Bu zamana kadar hep ülke meselelerine dair yazılar yazdım.
 
Şeyh Edebali Hazretlerinin çok güzel bir sözü var ;
 
‘‘ İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ’’
 
Evet önce insanı ama Maneviyat İnsanlarını yaşatalım.
 
Maneviyat İnsanlarını yaşatmadığımız sürece ülkemizi, devletimizi ve milletimizi yaşatamayacağımızı kendimce anlatmak istedim.
 
Ölümü ve Ahireti unutarak kendilerini yalnızca dünyanın nimetlerine ve maddiyata adayan insanlara şu Ayet-i Kerime’ yi hatırlatmak isterim.
 
Yüce Allah buyuruyor ki ;
 
De ki : " Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah' a döndürüleceksiniz de, o size yapmakta olduklarınızı haber verecektir. "
 
( CUMA SURESİ – 8. AYET-İ KERİME )
 
Duam o ki, hayatımız boyunca hep böyle Maneviyat İnsanları tanıyalım. İnsanlık ve maneviyat neredeyse yok olmak üzereyken ve herkes bir çıkış yolu ararken böyle mümtaz şahsiyetlerin varlığı karanlıkları aydınlatıyor.
 
İnadına maneviyat diyenlerin zaferine tanık olacağımız günleri görmeyi diliyorum Cenabı Hakk’ tan.
 
Ve İsmail Hakkı AYTAŞ Ağabeyim için yazdığım bu yazının benzerlerini ileride de hem yazmayı hem yaşamayı diliyorum Cenab-ı Hakk’ tan.
 
İyi ki varsın İsmail Hakkı Ağabey…
 
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene !
 
NOT : Bu yazı vesilesiyle Mübarek Ramazan-ı Şerif’ in Türk-İslam Dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini, İslam Dünyasında akan kan ve gözyaşının durmasını Yüce Allah’ tan niyaz ederim.
 
 

Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (0)add
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image