| İlkesiz ve Ülküsüz Bir Millet Oluşturma Projesi |
|
|
| Salı, 04 Mart 2008 | |
|
İlkesiz ve Ülküsüz Bir Millet Oluşturma Projesi
Sinan Yıldırım
Ülkemizin içerisinde bulunduğu coğrafya sürekli bir çatışma ve bölünme tehdidi altındadır. Bu zor coğrafyada ayakta kalabilmenin ve tarih sahnesinde yok olmamanın temel şartı Büyük Millet ve Büyük Devlet olmaktan geçer. Büyük Millet olabilmek için de belli değerlere ve özelliklere sahip olmak gerekir.
Bir milleti millet yapan iki temel değer vardır. Bunlardan birincisi sosyal, kültürel ve tarihsel değerler diğeri ise kişisel ve ahlaki değerlerdir.
Sosyal, kültürel ve tarihsel değerler Dil Birliği, Soy Birliği, Tarih Birliği, Ülkü Birliği, Kültür Birliği ve Kader Birliği’ dir.
Bunlar zamana ve şartlara göre asla değişmez. Bir milletin kullandığı dili, mensubu olduğu soyu veya yaşamış olduğu tarihini değiştirmek neredeyse imkansızdır. Kültürel değerleri ve geleceğe dair ülküleri ise zamanla değişebilir ve dönüşebilir. Ama bu değişim ve dönüşümler milletin temel değerlerine uygun olmazsa yani özden uzaklaşırsa sonuçları yıkıcı olur ve bu yıkım sonucu oluşan tahribat kolay kolay telafi edilemez. Kültür Birliği dediğimiz olgu bir milletin geleneklerini, göreneklerini, yaşam tarzlarını, milli ve manevi değerlerini oluşturur.
Örneğin bizim milletimizin gelenek ve göreneklerinde büyüğe saygı ve hürmet vardır. Diyelim ki bunu gençlerimize öğretemedik. Bunun sonucunda ailedeki ve toplumdaki birlik ve beraberlik zarar görmeye başlar. Evlat babasına, annesine ve büyüklerine karşı isyankar ve sorumsuz olur ve sonuç olarak ailede dağılma ve kopma süreci başlar. Ailede meydana gelecek bu tahribat doğal olarak bütün bir topluma yani milletimize zarar verir.
Günümüzde bu tür trajedik olaylar gerek çevremizde gerekse ülkemizin genelinde yaşanmaktadır. Bizler her gün gazetelerde ve televizyonlarda aile içi sorunları izliyoruz ve bir Ülkücü olarak bunlardan endişe duyuyoruz.
Türk Milleti’ni bu noktaya getiren süreç nasıl başladı ve aile içi sorunların artmasındaki sebepler neler ?
Bunun cevabı ilkesiz ve ülküsüz bir millet oluşturma projesinde yatıyor.
Bu projenin ülkemizde iki aktörü var. Bunlar büyük sermaye gruplarına bağlı bankalar ile kitle iletişim araçları.
Projenin başarıya ulaşması için milletimiz, maddi açıdan borç batağına manevi açıdan ise ahlaksızlık batağına sürüklenme noktasına getirilmiştir. Kredi kartları, tüketici ve konut kredileri ve diğer krediler vasıtasıyla milletimiz gelirinin çok çok üstünde bir borçlanma döngüsü içerisine girmiş ve bunların geri ödenmesinde yaşadığı zorluklarla adeta küresel sermayenin ülkemiz içerisindeki tefeci bankalarıyla teslim alınmıştır. Yaşanılan ekonomik buhranlar doğal olarak aile içi sorunları arttırmış ve zincirleme bir şekilde bütün toplumu psikolojik olarak yıpratmıştır. Babaların, annelerin ev ekonomisinde yaşadığı sorunlar evlatları da olumsuz bir şekilde etkilemiştir.
Yaşanılan ekonomik zorluklar beraberinde manevi açıdan tahribatı ve ahlaksızlığı getirmiş, ekonomik sorunların sonucunda ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çeken aile bireyleri alkol, uyuşturucu, kapkaç, fuhuş ve yasadışı örgütlere militan olmak gibi tehlikeli yollara sapmışlardır. Son yıllarda suç oranlarındaki artışlar bunun en acı göstergesidir. Özellikle büyük şehirlerde artan suç ve suçlu oranları toplumda devletimize olan güveni de sarsmıştır. Görüldüğü gibi her şey domino taşları misali ardı ardına geliyor ve sosyal yıkımlara yol açıyor.
İlkesiz ve Ülküsüz Bir Millet Oluşturma Projesinin ikinci aktörü olan medya ise televizyonlar, gazeteler ve internet siteleri gibi kitle iletişim araçlarıyla manevi ahlaksızlığı ve tahribatı başlatmışlar ve bunun sonucunda milli ve manevi değerlerine yabancılaşmaya başlayan bir gençliğin oluşmasını sağlamışlardır. Kahraman Mehmetçiklerimizin şehadet haberleri geldiği zaman ülkemizdeki medya kuruluşlarının büyük çoğunluğunun duyarsızca ve sorumsuzca bir tavır sergilemesi bunun en bariz ve en acı örneklerinden bir tanesidir. Bu tavır milletimizin milli ve manevi değerlerini yok saymaktır ve hatta ihanettir. Bugün bu süreç tehlikeli bir şekilde bazen yavaş yavaş ve bazen de umulmadık bir hızla devam etmektedir. Tehlike sinsidir ve demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi ulvi kavramları kendisine maske yapmıştır.
Televizyonlarda yayınlanan okul, mafya ve sözde aşk ve aile dizileri insanımızı kendi öz değerlerinden uzaklaştırmakta, yayınlanan müzik ve magazin programları dedikodu, fitne, fesat ve yalancılık gibi kötü alışkanlıkların yayılmasını sağlamakta, kendi öz müziğimizi unutturmakta, sözde aile programları ile aile mahremiyeti ve aile içindeki sevgi, saygı ve anlayış tahrip edilmekte, bütün bunlardan daha da kötü olanı süreç kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.
Yaşanan bu tahribatın sonucunda ilkesi olmayan yani olaylara ve kişilere net, tutarlı, istikrarlı bakamayan, kimlikten, kişilikten ve ahlaki değerlerden yoksun bir millet oluşturulmaya başlanmıştır. İlke her insanda olması gereken temel bir kişilik özelliğidir. İlkesi olan insanlar ve milletler günübirlik yaşamazlar ve her türlü olay karşısında net bir tavır alırlar. İlke bir yol haritasıdır ve çıkılan yolda kişiler veya milletler dimdik yürürler, eğilip bükülmezler, engelleri aşarken minnet etmezler, temel değerlerden taviz vermeden kendi özüne uygun bir inanç ve azimle ilerlemeyi yaşam tarzı haline getirirler. Bu ilkeli olmanın kısa bir tarifidir. İlke kavramı hakkında daha pek çok şey yazılabilir, söylenebilir. Özet olarak ilkeli olmak hem iyi bir insan hem iyi bir dava adamı hem de iyi bir millet olmanın temel şartlarından birisidir.
Ülkü ise hepimizin çok iyi bildiği ulvi bir başka kavramdır.
Ülkü kısaca amaç, hedef demektir. Her insanın ve her milletin bir ülküsü vardır. Ülküler günübirlik değildir ve uzun bir zaman dilimi için geçerlidir. 10, 50, 100 ve hatta 1000 yıllıktır. Kişilerin ülküleri vardır, grupların ülküleri vardır ve milletlerin ülküleri vardır. Kişilerin ülküleri yaşadıkları hayata ve kendinden sonraki nesillere yöneliktir. Mutlu bir aile, hayırlı evlatlar ve iyi bir iş gibi. Kişiler bu ülkülerini gerçekleştirirken milli ve manevi değerleri esas almalıdır. Ahlak dışı yollarla haram para kazanarak, çocuklarını kötü yollara saptırarak ve bunları ekmek parası maskesine büründürerek yapmak son derece yanlış ve tehlikelidir. Bu toplumun temeline dinamit koymaktır ve milleti top yekün uçuruma sürüklemektir.
Ülkü ancak milli ve manevi değerlere uygun olarak milli ve ahlaki değerler ekseninde gerçekleştirilmelidir.
Amaca yani ülküye giden her yol mübahtır demek ülküsüzlüktür. İşte milletimizin yaşadığı bütün maddi ve manevi sorunlar ve tahribatlar ülküsüz bir millet oluşturma çabasına yönelik bir diğer hamledir. Büyük Millet ve Büyük Devlet Ülküsü yerine karnım doysun da bana ne devletten, milletten diyen bir toplum olmaya başladık. Tarihimizin bize yüklediği sorumluluğu unutmuş bir haldeyiz ve günü kurtarma derdine düşmüşüz. İnsanımız vatan, millet, bayrak ve ülkü mevhumlarına karşı atalarımız gibi kendini olağan üstü bir sorumluluk içerisinde görmüyor ve hissetmiyor. Ne Irak’ ta akan kan ve gözyaşı, ne pkk terörünün geldiği boyutlar, ne Balkanlarda, Çin’de yaşayan soydaşlarımızın çektiği çileler ve ne de Büyük Ortadoğu Projesi umrunda değil aziz milletimizin. Sadece ve sadece bugün karnım doysun da yarına Allah kerim diyen bir millet olmaya başladık yavaş yavaş.
İlkesiz ve Ülküsüz Bir Millet Oluşturma Projesinin gerçekleşmesi zor ama imkansız değil. Milletimizin damarlarındaki asil kan ve ruhundaki tarihi genler bu projenin gerçekleşmesini zorlaştırıyor ama imkansız hale getirmiyor. Dünya tarihi pek çok milletin dejenerasyonuna ve asimilasyonuna şahittir. Avar Türklerinin hristiyanlaşması ve Bulgarlaşması gibi. Bu milli ve manevi değerlerin tahribatıyla, değiştirilip dönüştürmesiyle gerçekleştirilmiştir. Önce ekonomik buhranlar, ardından manevi tahribat ve sonuçta ilkeden ve ülküden yoksun bir millet.
İlkelerimiz bazen Bilge Kağan’ da, bazen Şeyh Edebali’ de, bazen Yunus Emre’ de ve bazen de Mevlana’ da destanlaşır ve dünden bugüne gönülden gönüle akıp gider ırmak misali…
Ülkülerimiz bazen Mete Han’ da, bazen Sultan Alparslan’ da, bazen Osman Gazi’ de ve bazen de Mustafa Kemal’ de devletleşir ve dünden bugüne kıtadan kıtaya dalgalanır bayrak misali…
Ve ilkelerimiz ve ülkülerimiz Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’ le Dokuz Işık olur ve dünden bugüne ocaktan ocağa nakış nakış işlenir Türk Gençliğinin kalbine…
İlkesiz ve Ülküsüz Bir Millet oluşturmak amacıyla ülkemizde uygulanmak istenen bu şer projesinin gerçekleşmesini engelleyecek olan yegane güç Ülkücü Harekettir.
Ülkücü Hareketin savunmuş ve benimsemiş olduğu zaman ve mekan üstü Türk Milliyetçiliği ve Türk-İslam Ülküsü Davası bu şer ve ihanet projesinin panzehiridir.
Türk Milleti’ ni ve geleceğimiz olan Türk Gençliğini Ülkücü Hareketin ve Ülkü Ocaklarının etrafında toplarsak bu proje asla hedefine ulaşamayacaktır.
Dün olduğu gibi bundan sonra da Türk Milleti’ ne yönelik her türlü tehdidin ve projenin karşısında yine biz olacağız.
Unutmayalım ki, biz SON KALE ' yiz ve bu kale düşerse tarih bizi kendi sayfalarından siler ve sadece mazide kalan bir destan oluruz.
Hepinize sevgi ve selamlarımı sunarım.
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene !
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
|
| Türk Olmak ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Soykırım İddialarına Bakış ve Genel Bir Değerlendirme | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarih Bilinci | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Vesayete Kin Kusan Alçak Velayetçiler | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarımdaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Birileri Terörle Mücadele Etmiyor ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Rusya mı ? ABD mi ? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Lions ve Rotary Olabilmek Ne Demek? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Kararın Ardından... | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Bizde Hiç mi Suç Yok? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Mehmet Âkif İnan | |
| Diğer Yazıları |