• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

29
Ağustos
2008
Anasayfa
Ilımlı Düşmanlık, Ilımlı İslam ve Ilımlı Bölücülük Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008

Ilımlı Düşmanlık, Ilımlı İslam ve Ilımlı Bölücülük

Sinan Yıldırım

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Herhangi bir tehlikeyi veya tehdidi zamanla ılımlı hale getirmek yani özün mahiyetini koruyarak sadece şekilsel olarak değiştirip dönüştürmek son derece akıllıca bir yöntemdir. Bu yöntem vesilesiyle sinsice ve hiç kimsenin fark edemeyeceği bir şekilde her türlü zulüm ve işgal gerçekleştirilebilir.

Silaha başvurmadan ve alenen düşmanlık yapmadan hedef ülkeler ve o ülke içerisindeki bütün kişi ve kurumlar zamanla yeniden şekillendirilebilir ve hatta ele geçirebilir bu yöntemle.

Milli, manevi ve tarihi değerleri güçlü olan ve direkt olarak düşmanca tutumlarla tasfiye edilemeyen bir millet ılımlı yöntemlerle çok rahat bir şekilde siyasi, ekonomik ve kültürel yönlerden teslim alınabilir, işgal edilebilir ve tarihten tasfiye edilebilir.

Ilımlı işgal ve tasfiye yöntemi en fazla ülkemizde uygulanmakta ve Türk Varlığı büyük bir kuşatma ve ihanet harekatıyla yok edilmek istenmektedir. Bu yöntem sistematik bir şekilde uzun vadeli şer planı olarak yeniden yapılandırılmış ve planın uygulanması için dahili ve harici bütün bedbahlardan müteşekkil saldırı cephesi oluşturulmuştur.

ABD ve AB başta olmak üzere bütün harici bedbahların ezelden ebede kadar sürecek olan Türk düşmanlığı kin ve intikam duygularıyla tükenmeksizin devam etmektedir. Günümüzde bu düşmanlık sert söylem ve davranışlardan ziyade daha yumuşak söylem ve davranışlara bürünmüş ve Ilımlı Düşmanlık Stratejisine dönüşmüştür.

Ilımlı Düşmanlık Stratejisi kullanılarak Türkiye Cumhuriyeti ile harici bedbahlar arasında sözde dostluk, müttefiklik ve stratejik ortaklık gibi içi boş yakınlaşmalar başlamış, dahili bedbahlar kullanılarak ülkemizde ortak milli değerlerin ayrıştırılmasıyla iç çatışmaların yaşanmasına zemin hazırlanmıştır. Bu iç çatışmalar ilk önce fikir tartışmalarıyla başlamış ve hızla değişik konularda sürekli bir kaos ve çözümsüzlük ortamı oluşturulmuştur. Bu konulardan en önemlisi ise sözde Kürt Sorunudur ve esas itibariyle etnik bölünme ve federatif veya tam bağımsız bir Kürt Devleti oluşturma projesidir. Projenin ana gövdesini Büyük Ortadoğu Projesi oluşturmaktadır ve ABD - AB - İsrail - İhanet Aktörleri projenin mimarı ve uygulayıcısıdır.

Ülkemizde daha önceleri de bir iç çatışma ortamı yaşanmıştır ve bu asla bölücülük noktasında olmamıştır. 1980 öncesi genç kuşaklar arasında yaşanan fikir mücadelelerinde dahi ülke bütünlüğü tartışılmamış ve herkes kendine göre başka bir Türkiye hayal ederek karşılıklı çatışma içerisine girmiştir. Bu çatışmada bir tarafta Türk Milleti’ nin Milli ve Manevi Değerlerinin tam tersini savunan radikal sol düşünce ve diğer tarafta ise tamamen Milli ve Manevi Değerleri savunan Ülkücü düşünce vardı. Sonuçta ne yazık ki 12 Eylül darbesiyle birlikte her iki düşünce ve özellikle de Ülkücü Düşünce ağır bir bedel ödeyerek bir süreliğine pasifleştirilmiş ve ülkemiz Ilımlı Düşmanların Ilımlı Tetikçilerine teslim edilmiştir. Ülkücü Düşüncenin yerini Teslimiyetçi ve Maddiyatçı Düşünce almış ve böylece Milli Refleksler bir bir ele geçirilmiştir.

Milli Refleksleri ele geçirmeyi amaçlayan Ilımlı Düşmanlık Stratejisinin ülkemizde iki sac ayağı bulunmaktadır. Bunlar Ilımlı İslam ve Ilımlı Bölücülük.

Her ikisi de özellikle 1980’ lerden sonra pratiğe dökülmüş ve bu amaçla ihanet aktörleri yetiştirilmiştir.

Ilımlı İslam Projesi’ nin ilk uygulamaları Turgut ÖZAL döneminde hayata geçirilmiş ve böylece Milli Hassasiyetler zorlanarak Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluş felsefesi zamanla yıpratılmıştır. Okyanus ötesinden gelen dalgalar tsunami etkisi yaparak ülkemizde onarımı zor hasarlar meydana getirmiştir.

Ilımlı İslam’ ın Yüce Dinimiz İslam’ la uzaktan yakından ilgisi yoktur ve asla İslamiyet’ in özü değildir. Ilımlı İslam denilen safsata tamamen hristiyanlar ve yahudiler tarafından şekillendirilen ve proje haline getirilip ülkemiz gündemine yerleştirilen bir Şeytan Uydurmasıdır. Bütün İslam Coğrafyasında ve merkez olan Türkiye Cumhuriyeti’ nde uygulanmak istenen bu Şeytan Uydurması projenin kökleri Haçlı Seferleri’ ne dayanmakta ve emperyalist güçler yarım kalmış hesaplaşmayı tamamlamak istemektedirler. Ilımlı İslam Projesi Türk Düşmanı olan bütün dahili ve harici bedbahların önemli bir saldırı silahıdır. Milletimizin dini duyguları sömürülerek İslam adına sözde mücadele eden siyasi oluşumlar ve cemaatler Cumhuriyetimizin temel niteliklerini zorlamak ve değiştirmek istemektedir.

Başörtüsü sorununun çözümünden ziyade çözümsüzlüğünü isteyen, laiklikle dinsizliği özdeşleştiren, din ve vicdan özgürlüğünü cumhuriyete ve Atatürk’ e saldırı aracı olarak kullanan Ilımlı İslam tetikçileri bilinçaltlarındaki kin ve nefret duygularını alenileştirmiş ve böylece gerçek niyetlerini ortaya çıkarmıştır.

Şeytani planlarını uygulamak için Türk Silahlı Kuvvetleri’ ni yıpratmak ve Vatanseverliği ve Atatürkçü Düşünceyi çağ dışı olarak göstermek için ellerindeki bütün imkanları ve özellikle de ZAMAN’ ın YENİ ŞAFAK’ larına ulaşanları kullanan Ilımlı İslam tetikçileri ABD - AB - İsrail güdümünde hareket etmektedir. Dinler arası diyalog safsataları ile sözde demokrasi ve hoşgörü hikayeleri okuyan siyasiler ve cemaatçiler milletimizin nabzına göre şerbet vermeyi de çok iyi bilmektedirler. Ellerindeki medya gücünü kullanarak televizyon kanallarında bazen şehit programları bazen ahiret programları yayınlamakta ve sürekli bir şekilde milli ve manevi duyguları sömürmektedir.

Daha önce hristiyan klübü olarak gördükleri Avrupa Birliği’ ne can-ı gönülden üye olmak istemeleri, şeytanın temsilcisi olarak gördükleri ABD’ yi stratejik ortak olarak ziyaret etmeleri ve zalim olarak niteledikleri İsrail’ e sadakat bildirmeleri Ilımlı İslam’ ın küresel ayağını göstermektedir. Şeytanın her türlü vesvesesine ve kandırmacasına nefsini teslim eden Ilımlı İslam’ ın Müslüman tebaası Haçlı Zihniyetinin Türkiye Mümessili olarak görevlerini en üst seviyelerde ifa etmektedir.

Bu şeytani süreç aralıksız devam etmektedir ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin Milli Hassasiyetleri ve Milli Refleksleri tamamen imha edilinceye kadar kesintiye uğramadan devam edecektir.

Ilımlı Bölücülük Projesi ise 1984’ te ortaya çıkan pkk terör örgütünün günümüzde taktik değiştirerek kanlı misyonunun bir kısmını dtp’ ye yüklemesiyle ülkemizde uygulanmaya başlanmıştır.

Terör örgütü başının ABD tarafından Türk Devletine teslim edilmesiyle ilk aşaması gerçekleştirilen Ilımlı Bölücülük çalışmaları zamanla hızlı bir şekilde taraftar kazanmış ve Büyük Ortadoğu Projesi ile emperyalist güçlerin desteğini arkasına almıştır.

Terör sorununun Kürt Sorunu olarak ifade edilmesiyle Ilımlı Bölücülük’ ün aşamalarından biri daha gerçekleştirilmiş ve ayrılıkçı Terör Sorunu sözde demokratik bir sorun olarak isimlendirilmiştir. AB süreciyle başlayan teslimiyetçilikle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ nin istiklalinin ve istikbalinin teminatı olan yasalar ve kurumlar zayıflatılmış, Terörle Mücadele süreci zaafiyete uğratılmış, AB kriterleri uğruna bölücü unsurlara demokrasi ve insan hakları adına destek olunmuştur. Irak’ ın ABD tarafından işgaliyle bölgede 2. İsrail Devleti olarak planlanan Sözde Kürt Devleti’ nin Türkiye topraklarında kalan bölümünün ele geçirilmesi için Barzani – Talabani destekli dtp – pkk koalisyonunun faaliyetleri yoğunlaştırılarak terör tırmandırılmış ve kaos ortamı oluşturulmuştur. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Irak, Suriye, İran ve Türkiye toprakları içerisinde kalan Kürt kökenli kardeşlerimizin üzerinden kendi emperyalist çıkarlarını gerçekleştirmek isteyen ABD – AB – İsrail şer ittifakı bu amaçla özellikle Irak’ ın kuzeyini kullanmaktadır.

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan dtp – pkk eksenli tartışmalara göz atacak olursak şunları görürüz ;

- Avrupa Birliği sevdası uğruna yıkıcı ve bölücü her türlü unsurla ve özellikle de terörle mücadele sekteye uğramış, insan hakları ve demokrasi gibi ulvi kavramlar kullanılarak üniter yapımız tehdit edilmeye başlanmıştır.

- Terör örgütünün basından ve provokasyondan sorumlu tetikçisi Leyla ZANA ve arkadaşlarının serbest bırakılmasıyla cesaretlenen dahili bedbahlar bölücü emellerini daha gür bir şekilde ifade etmeye başlamıştır.

- ABD – AB – İsrail destekli bir kısım medya Ilımlı İslamcılar ve Ilımlı Bölücüler arasında paylaşılmış ve bir şer koalisyonu oluşmuştur. Bu koalisyon psikolojik harbin en etkili tekniklerini kullanarak Terör Sorununu sözde Kürt Sorunu olarak ülkemiz gündemine lanse etmiştir.

- Bölücülüğün siyasi adresi olan dtp nin bağımsız adaylarla seçime girmesi ve Yüce Meclisimizde ne yazık ki pkk terör örgütünü temsil etme cüretini göstermesi ve buna karşı yasal tedbirlerin zamanında alınmaması devletimizin ciddiyetine ve gücüne gölge düşürmüştür.

- Sınır ötesi operasyon konusunda diplomatik sürecin uzaması ve operasyonun gecikmesi Kahraman Askerlerimizin zorlu kış şartlarında görevini ve etkinliğini zorlaştırmış ve terörle mücadelede başarıyı zaman açısından olumsuz yönde etkilemiştir.

- Türk Milleti’ nin ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin bekasını ve devamını sağlamakla görevli olan kurum ve kuruluşlar yasal açıdan zayıflatılmış ve böylece bölücünün iştahı kabarmıştır.

- Dağlarda eline Şehit kanı bulaşmış olan teröristleri düz ovadan daha da ileri bir nokta olan şehirlere inmeye ve devamında Meclisimizde siyaset yapmaya davet eden dahili bedbahlar Milli Hassasiyetlerimizin sabrını zorlayarak siyasi terörist olmaya başlamışlardır.

- Türk Milleti’ ni ve Türkiye Cumhuriyeti’ ni tarihten silme ve yok etme süreci Ilımlı Düşmanlık Stratejisi ile hız kazanmış ve dahili bedbahlar harici bedbahların desteğini alarak Ilımlı İslam ve Ilımlı Bölücülük politikasıyla Milli, Üniter ve Laik Cumhuriyetle hesaplaşmasını tamamlamakta kararlı olduğunu göstermiştir.

Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en zor ve en tehlikeli günlerini yaşamakta ve karanlık bir tünelde umutla Işık beklemektedir. Maddi ve manevi açıdan yıpratılmış, hırpalanmış ve uçuruma doğru sürüklenmiş olan aziz milletimiz içerisinde bulunduğu kaotik ortamın ve şer cenderesinin tehlikesini çok fazla kavrayamamış ve düşmanın örtülü taarruzuna maruz kalmıştır.

Tarihimiz boyunca 16 Büyük Türk Devleti kuran Yüce Milletimiz 17. Türk Devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti’ ni kurmuştur. Tarihimizi iyi ve doğru okuyacak olursak bütün Türk Devletleri sinsice hep içeriden yıkılmıştır. İçimizdeki işbirlikçi ve teslimiyetçi ihanet odaklarının devletimizin her kademesinde ve özel sektörde makam sahibi olmaları maalesef Türkiye Cumhuriyeti’ nin 84. yılında da aralıksız devam etmektedir.

Hakikat o ki, Türkiye Cumhuriyeti ders alınmayan Türk Tarihinin tekerrürüne maruz kalmaya doğru sürüklenmekte ve emperyalist kuşatmanın zincirleriyle prangaya vurulmaktadır. Buna karşı yeniden Kuvay-i Milliye ruhuyla Türk Milleti damarlarındaki asil kanın sorumluluğunu hissederek kuşatmanın zincirlerini kırmaya mecburdur.

Yüce Allah ( c.c.) Büyük Türk Milleti’ ni ve Kahraman Mehmetçiklerimizi korusun ve muzaffer eylesin.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene

 

 

Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Ilımlı Düşmanlık, Ilımlı İslam ve Ilımlı Bölücülük - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI