Anasayfa arrow Yazarlar arrow Sinan Yıldırım arrow Bence Aydınlık Bir Geleceğe...
Bence Aydınlık Bir Geleceğe... Yazdır E-posta
Salı, 22 Temmuz 2008

Bence Aydınlık Bir Geleceğe…

 
Sinan Yıldırım
 
 
 
Daha önceki yazımda ‘KARANLIK BİR SONA MI YOKSA AYDINLIK BİR GELECEĞE Mİ ?’ sorusunun cevabını bulmaya çalışmıştım. Ülkemizin son yıllarda yaşadığı sorunları ve bu sorunların bizi nereye doğru sürüklediğini irdeleyerek yazımın sonunu şu cümleyle bitirmiştim;
 
‘‘ Büyük Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti, karanlık bir sona değil aydınlık bir geleceğe doğru adım adım ilerlemektedir ve bu ilerleyişi hiçbir dünyevi güç durduramayacaktır.
 
Benim inancım ve umudum budur… ’’
 
Son aylarda yaşadığımız AKP’ nin kapatılma Davası’ na ve Ergenekon Operasyonu’na rağmen ben yine de Aydınlık Bir Geleceğe dair inancımı ve umudumu korumaktayım.
 
AKP Hükümeti, Cumhuriyetimizin ilanından bugüne kadar kurulan 60. Hükümet olup elbette demokratik süreçle birlikte son bulacaktır ve yeni hükümetler kurularak Türkiye yeni gündem maddeleriyle meşgul olmaya devam edecektir. Her yeni hükümet kendi siyasi düşüncesine paralel olarak ülkeyi ve devleti yönetmeye devam edecek, bazen gerçek gündemle bazen de yapay gündemle zamanını ve enerjisini harcayacaktır.
 
Zamanını ve enerjisini yalnızca hükümetler harcamayacak elbet…
 
Hükümetlerle birlikte aziz milletimiz de siyasetin girdabında kendi düşünceleri ekseninde zamanını ve enerjisini harcayacaktır.
 
2002 seçimlerinden bugüne ülkemiz tek parti iktidarıyla yönetilmekte ve her yerde siyasi, ekonomik ve sosyal istikrar masalları anlatılmaktadır. Oysa 2002’ den bugüne ne siyasi istikrar ne ekonomik istikrar ne de sosyal istikrar oluşmamıştır.
 
Belki Çalık Holding için, Albayraklar Holding için ve diğer AKP destekçisi sermaye grupları için ekonomik istikrar oluşmuş olabilir.
 
Belki ABD için, AB için ve diğer AKP destekçisi uluslar arası güçler için siyasi istikrar oluşmuş olabilir.
 
Ve belki cemaatler için, tarikatlar için ve diğer AKP destekçisi toplumsal yapılar için sosyal istikrar oluşmuş olabilir.
 
Fakat ülkemiz ve milletimiz için gerçek anlamda herhangi bir istikrar oluşmamıştır. Tam tersine kutuplaşmalar ve çatışmalar daha da artmıştır.
 
AKP’ nin Kapatılması Davası ile Ergenekon Operasyonunun Hukuk Devleti İlkesine uygun olarak yürümesi gerekirken maalesef karşılıklı hesaplaşma manzarası ortaya çıkmıştır. Her iki davada görev ve sorumluluğu bulunan Sayın Cumhuriyet Savcılarımız ne yazık ki hedef tahtasına oturtulmuştur.
 
Kapatma Davasını açan Sayın Başsavcı ile Ergenekon Operasyonunu yürüten Sayın Savcı toplumsal kutuplaşmanın ve çatışmanın birer argümanı haline getirilmiştir. Halbuki her ikisi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin birer Hukuk Adamıdır ve kendi yetkileri çerçevesinde görevlerini yapmaktadır.
 
CHP zihniyetine göre AKP’ ye Kapatma Davası açan Sayın Cumhuriyet Başsavcısı kahramandır ve Hukuk sadece CHP eksenli olmalıdır.
 
AKP zihniyetine göre Ergenekon Operasyonu’ nu yürüten Sayın Cumhuriyet Savcısı kahramandır ve Hukuk sadece AKP eksenli olmalıdır.
 
Bu zihniyetler bilmelidir ki, Hukuk hiçbir siyasi zihniyetin ekseninde olmamalıdır.
 
Hukuk, eşitlik ve tarafsızlık zihniyetinin ekseninde olmalıdır.
 
Ve Hukukta temel zihniyet ‘‘ Adalet, Mülkün Temelidir ’’ olmalıdır.
 
Buradaki sorun siyasetin hesaplaşmaya ve çözümsüzlüğe sürüklenmesinden ve hukuku siyasallaştırma çabalarından kaynaklanmaktadır.
 
Ülkemizde yaşanan her olayı kendi siyasi amaçları doğrultusunda ölçüsüz bir şekilde kullanan ve toplumsal uzlaşmayı tahrip eden siyasilerin varlığı Türkiye’ mizin ilerlemesine, gelişmesine ve büyümesine engel olmaktadır.
 
Bir tarafta laiklikten başka siyasi rantı bulunmayan CHP, diğer tarafta ise dinden başka siyasi rantı bulunmayan AKP var.
 
Bu iki siyasi parti milletimizin benimsemiş ve özümsemiş olduğu ortak temel değerleri kendi amaçları doğrultusunda kullanmakta ve Türk Milleti’ ni umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklemektedir.
 
CHP’ nin sloganı kalıplaşmış ‘‘ Cumhuriyet elden gidiyor ’’ sloganıdır.
 
CHP’ ye baktığımızda Büyük Atatürk’ ün partisi olmasına rağmen bir türlü tek başına iktidara gelememiştir. Halbuki Büyük Kahraman ve Lider Atatürk bütün milletimizin ortak temel değeridir ve vazgeçilmezidir. Bu gerçeğe rağmen CHP son yıllarda kısır döngü haline getirdiği parti içi hizipleşmelerden ve laiklik dışındaki siyasi üretimsizlikten kurtulamamıştır.
Akşamdan sabaha cumhuriyet ve laikle ilgili korku senaryoları yazan bugünkü CHP kadroları ülkemizin içerisinde bulunduğu kaotik durumun AKP ile birlikte diğer sorumlusudur.
 
AKP’ nin sloganı ise kalıplaşmış ‘‘ Din elden gidiyor ’’ sloganıdır.
 
AKP, ülkemizin 2002’ den bugüne son 6 yılına damgasını vurmuş bir siyasi partidir ve son yıllarda yaşadığımız bütün siyasal, ekonomik ve sosyal sorunların baş aktörüdür. Tek başına iktidar olması sebebiyle başarısızlıklarına sebep arama lüksü ve alternatifi yoktur. Milletimiz yaşadığı büyük ekonomik krizin ardından AKP’ yi ve Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ ı bir umut olarak görmüş ve tek başına ( 2002’ de % 34,5 oy ve 2007’ de % 47 oy ) iktidara taşımıştır. Bu son derece ağır ve zor bir sorumluluk istemektedir. Bu oy oranlarının anlamı umuttur, güvendir, istikrardır, iştir, aştır, ekmektir ve aydınlık bir gelecektir.
 
Peki AKP ne yapmıştır ?
 
Milletimizin kendisine gösterdiği teveccühü ve güveni yapay gündem maddeleriyle suistimal etmiş ve sorunları çözmek yerine daha da sorunları daha da derinleştirmiştir.
 
  • Enflasyonun düştüğü balonu sönmüştür.
 
  • İşsizliğin azaldığı balonu sönmüştür.
 
  • Ekonominin büyüdüğü balonu sönmüştür.
 
  • AB’ ye üyelik balonu sönmüştür.
 
  • Sonuçta AKP’ nin balonu sönmüştür.
 
  • Ve ampulü de patlamıştır.
 
Böylesine karanlık ve umutsuz bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz halde ben yine de ülkemizin geleceğinin aydınlık olacağına inanıyorum.
 
Neden mi?
 
26 Ağustos 1071’ den bugüne bir bakalım.
 
Önce Anadolu’ nun Türkleşmesi süreci başlamış ve 1075’ te Türkiye Selçuklu Devleti kurulmuş.
 
1243 Kösedağ Savaşı ile yıkılan Türkiye Selçuklu Devleti’ nin hemen ardından 1299’ da Osmanlı Beyliği kurulmuş.
 
1299’ da küçük bir beylik olan Osmanlı Beyliği, 1453’ te İstanbul’ u fethetmiş ve çağ kapatıp çağ açan büyük bir Cihan Devleti olmuş.
 
Kanuni Sultan Süleyman’ la birlikte üç büyük kıtanın en kudretli devleti haline gelen Osmanlı Devleti, 1529’ da Viyana kapılarına dayanmış.
 
1683’ teki İkinci Viyana Kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasıyla birlikte yaklaşık 300 yıl süren bir gerileme ve çöküş dönemi yaşanmış.
 
Büyük Cihan Devleti 1900’ lü yıllara gelindiğinde Hasta Adam ilan edilmiş.
 
Bu Hasta Adam 18 Mart 1915’ te Türk ve Dünya tarihinin en büyük destanlarından biri olan Çanakkale Geçilmez destanını yazmış.
 
Birinci Dünya Savaşı’ nın ardında toprakları işgal edilen ve yokluklar içinde kalan Büyük Türk Milleti bu işgale boyun eğmemiş.
 
Mustafa Kemal ATATÜRK adında bir kahraman ve bir lider çıkmış ortaya.
 
Önce Kurtuluş Savaşı ve düşmanın denize dökülmesi, ardından 29 Ekim 1923’ te Hasta Adam Osmanlı’ nın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti.
 
Ve o günden bugüne sayısız ihanete, saldırıya ve kuşatmaya rağmen ayakta kalan Genç Türkiye Cumhuriyeti’ nin zorlu yaşam mücadelesi…
 
Öyle bir mücadele ki bu anlamak için yaşamak, yaşamak için Türk olmak gerek.
 
Bugüne baktığımızda bütün karalamalara ve yıpratmalara rağmen dünyanın en güçlü ordularından birisine sahibiz.
 
Bugüne baktığımızda bütün yolsuzluklara ve krizlere rağmen dünyanın en güçlü ekonomilerinden birisine sahibiz.
 
Bugüne baktığımızda bütün ülküsüzleştirme ve ilkesizleştirme politikalarına rağmen dünyanın genç ve dinamik nüfuslarından birisine sahibiz.
 
Bugüne baktığımızda bütün zorluklara, yokluklara ve acılara rağmen ülkesini sevmekten ve ülkesine bağlılıktan asla vazgeçmeyen asil bir millete sahibiz.
 
Ve bugüne baktığımızda bütün ihanetlere ve saldırılara rağmen eşsiz güzellikleri ve zengin doğal kaynakları olan bir Türkiye Cumhuriyeti’ ne sahibiz.
 
İşte bu sahip olduklarımız bizim için bir umut ve bir inanç kaynağıdır.
 
İşte bu sahip olduklarımız bizim için bir heyecan ve bir mutluluk kaynağıdır.
 
İşte bu sahip olduklarımız bizim için bir yaşama ve yaşatma kaynağıdır.
 
Ezelden ebede kadar yaşayacak olan Türk Milleti’ dir.
 
Ezelden ebede kadar yaşatılacak olan Türkiye Cumhuriyeti’ dir.
 
Aydınlık Bir Geleceğimizin olacağına inanmamın sebebi işte bunlardır….
 
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene !
 
 
 

Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (0)add
Yorum yazın
quote
bold
italicize