| Türkmeneli'nin Dünü, Bugünü |
|
|
| Pazartesi, 03 Mart 2008 | |
|
Türkmeneli'nin Dünü, Bugünü
Resul Kürşat Şahsi
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Ülke güvenliği bir ülkenin siyasi sınırları dâhilinde değil, ülke sınırları dışında başlar. Başta ABD olmak üzere birçok ülke bu güvenlik desturu ile hareket etmekte, sınırlarından kilometrelerce uzakta bulunan ülkelerde faaliyet göstermektedirler. Söz konusu Türkiye Cumhuriyeti, son büyük Türk Devleti olunca elbette ki aklımıza sınırlarımız dışındaki başka devletlerin bayrağı altında yaşayan, ancak büyük Türk Milleti’ne mensup Türkler gelmektedir. Biz bu yazımızda, sınırlarımızın hemen dışında, misak-ı milli sınırlarımız dâhilinde yaşayan Kerkük, Musul, Erbil, Süleymaniye, Telafer Türklüğünü, Irak Türklüğünü inceleyeceğiz.
Bölge, I. Dünya Savaşı sonlarına kadar Batılı kaynaklarda genellikle, Irak'tan ayrı olarak, yukarı "El-Cezire" bölgesi içinde gösterilmekteydi. I. Dünya Savaşı'ndan sonra ise bölge, siyasî sebepler yüzünden, bir başka deyişle İngiltere'nin menfaatleri gereğince, Irak'ın parçası olarak kabul edildi ve öyle tanımlandı. Bu tanımlamanın günümüzde de geçerli olması benzer menfaatlerle ilgilidir.
Türk varlığının 6000 yıldan beri barındıran bölge Sümerler ve Turukkular gibi Öntürk boylarının yanı sıra çeşitli dönemlerde Gök oğuzlar, Pelasg Türkleri, Messaget Türkleri, Mitanni öntürk boyu, Ogur Artuklar/Urartular, Hunlar, Hazarlar gibi Türk boylarının yerleşimine açık olmuş, büyük Türk yerleşimine VIII. Abbasi Halifesi Harun Reşit’in muhafaza birliğini Türklerden oluşturması, 1040 Dandanakan savaşı sonrası gerçekleşen yoğun Türk göçleri ile açılmıştır. Son bin yıldır Türk’ün öz toprağı olan bölge ilk kez 1055-1056 yıllarında Selçuklu Devleti ile siyasi olarak bir Türk devletine bağlandı. Bu tarihten itibaren Türk göçlerine çok daha yoğun olarak açık olan bölge, I. Dünya Savaşı sonuna kadar değişik Türk devlet, beylik ve atabeylikleri tarafından yönetildi .Osmanlı Devleti’nden önce bölge hepsi de Türk devlet ve beylikleri olan Zengiler, Timurlular, Akkoyunlular ve Safevilerin hakimiyetinde kaldı. Bölge Osmanlı hâkimiyetini Yavuz Sultan Selim'in 1514 tarihli Çaldıran Seferi ile tanıdı. 1534-1535 yıllarında Kanunu Sultan Süleyman’ın gerçekleştirdiği Bağdat Seferi'yle bölgedeki Osmanlı hakimiyeti pekiştirildi.. Osmanlı’nın bölgeyi fethedip Musul merkez olmak üzere Kerkük, Musul, Süleymaniye sancaklarını kurdu. Avrupa devletlerinin bölgedeki emelleri bölgenin petrol yatağı olduğunun anlaşılması ile başlamıştır. Günümüze dek süregelen işgal ve örtülü işgalin temel nedeni budur. Özellikle İngiltere, 1910'lu yılların başından itibaren, gerek petrol kaynakları gerekse Hindistan yolu açısından taşıdığı stratejik yol nedeniyle Irak'ın geneline ve özellikle de Musul vilayetine göz dikti. I. Dünya Savaşı, Avrupalı sömürgeci devletlerin hayallerini gerçekleştirmeleri için büyük bir fırsat oldu. Henüz savaş devam ederken İngiltere ve Fransa, gizlice imzalanan Sykes-Picot Anlaşması ile Ortadoğu'yu bölüşmüşler, Irak'ın İngiliz sömürgesi olması karara bağlanmıştı. Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya safında savaşa katılması, İngiltere ile Osmanlı'yı Ortadoğu'da karşı karşıya getirdi. İngiliz saldırısı ile açılan Irak Cephesi'nde, Hindistan'dan gönderilen İngiliz kuvvetleri Basra'ya çıkarak kısa zamanda Bağdat'a kadar ilerlediler. Ancak Osmanlı Orduları İngiliz ilerleyişini durdurdu ve Irak Cephesi'nde önemli başarılar elde etti. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesinde Kerkük, Musul hala Türk kuvvetlerinin kontrolünde idi. Ancak İngilizlerin Mütareke kurallarından “bütün kuvvetlerin yerinde kalması” hükmünü ihlal etmesi ile bölge Türk devletinden koparılmıştır. Bu olay sonrasında İngiltere ile gerçekleştirilen görüşmelerden, Türk tarafı bölgenin Türk olduğunu kanıtladığı, iki kere bölge halkının kaderini kendi tayin etmesi için referandum teklif ettiği halde ne İngilizler, ne de Milletler Cemiyeti buna yanaşmamış, saçma gerekçelerle bundan kaçınmışlardır. İngilizler görüşmelerde genel olarak bölgenin nüfusunun çoğunun Kürt olduğunu savundular, ancak referandumdan ısrarla kaçınmaları bunu böyle olmadığının açık göstergesidir. İngilizlerin bu tutumu yine Mondros mütarekesinin milletlerin kendi kaderini tayin hakkı maddesine aykırı idi. Türk devletinin savaştan yeni çıkmış olması, iç isyanlar gibi sebeplerle bu bölgedeki haklarımızdan vazgeçmek durumunda bırakıldık. Nihayetinde bölge 5 Haziran 1926 tarihli Ankara anlaşması ile İngiliz mandasındaki Irak devletine bırakılmak zorunda kalmış, yine aynı anlaşmada yer alan “bölgeden çıkan petrolün %10'unun 25 yıl süreyle Türkiye'ye bırakılması” hakkından Türkiye, 500 bin İngiliz lirasına karşılık vazgeçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün mütareke tarihinden önce söylediği aşağıdaki cümleleri önemlidir. "Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, İskenderun'un cenubundan (güneyinden) geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!" Bu karalılık mütarekeden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra da devam etmiş, hatta birkaç kere bölgeyi geri almak üzeri askeri harekat planı hazırlanmış olsa bile dönemin şartları gereği bu planlar uygulanmaya konulamamıştır. Ancak ne yazık ki aynı kararlılığı Atatürk’ün ölümünden sonraki Türkiye Cumhuriyeti’nde görmemiz mümkün olmamıştır. 1925’te ilan edilen anayasada hiçbir etnik gruptan söz edilmediği gibi Türkmenlerden de söz edilmemiştir. Ancak 1932de Irak devletinin İngiliz mandasından çıkarak bağımsızlığını kazandığı günlerde Irak’ın Milletler Cemiyetine verdiği beyannamede; Irak Türkmenlerinin haklarının korunacağı, varlıklarının tanınacağı, kendi dillerinde eğitim yapmalarına izin verileceği, Türk dilinin Türk bölgelerinde resmi dil olmasının ötesinde, bu bölgelerde görev yapacak memurların mümkün olduğunca Türk kökenli olacağı konularında güvenceler verilmiştir. Çeşitli değişiklikler geçiren bu anayasa, krallık rejiminin yıkılması ve cumhuriyetin kurulması ile yerini 1958 Anayasasına bırakmıştır. Yeni anayasa Irak’ı bir yandan Arap anavatanının bir parçası, diğer yandan ise Arapların ve Kürtlerin vatanı olarak gösterirken anayasada Türkmenlerden söz edilmemiştir. Bölgenin ABD tarafından işgaline kadar geçen dönemde Türkmenler Arap milliyetçilerinin asimilasyon, yok sayma, imha politikaları ile karşı karşıya kalmıştır. ABD’nin Irak’ı işgali akabinde Türkmenlerin siyasi konumlarında bir gelişme olmamış, Kürtler ve Araplar Irak Devleti’nin sahibi görünürken, Türkmenlerin hiçbir yerde esamesi okunmamaktadır. Bölgenin Osmanlı’dan koparılması sonrası Türkmenlere uygulanan zulüm artarak devam etmektedir. Şehirlerin nüfus yapısını değiştirmek için Türk kentlerine akın akın Kürtler göç ettirilmektedir. Türkler, peşmerge çakalları tarafından göçe zorlanmaktadırlar. Bunun yanında peşmergelerin uygulaması muhtemel bir katliam hareketine karşı Türkmenlerin yanında hiçbir siyasi güç yoktur. Türkiye bu katliamı beklememelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin içi boş birkaç sözden gayrı bir Kuzey Irak politikasının olup olmadığı sır olmaya devam etmektedir Türk’ün öz kardeşi Irak Türkü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisine sahip çıkmasını beklemektedir. Türkiye kardeşine sahip çıkmalıdır. Unutulmamalıdır ki Kuzey Irak Türklüğü Türkiye için en az Kıbrıs Türkleri kadar önemlidir. Kıbrıs için 1974’te yapılan harekâtın ve sahiplenmeniz benzerinin Kuzey Irak Türklüğü için yapılması Türkiye için bir zorunluluktur. Türkiye Atatürk’ün gösterdiği hedefe, Kerkük’e, Musul’a, Telafer’e varmalıdır. Unutulmamalıdır ki Irak Türklüğünün simgesi niteliğinde Kerkük, Türk için ikinci Çanakkale’dir, geçilmemelidir. Kün Tuğ Bolgıl Kök Kurıkan. Kaynaklar: Suphi Saatçi; Tarihî Gelişimi İçinde Irak'ta Türk Varlığı
Kadir Mısıroğlu; Musul Meselesi ve Irak Türkleri, İstanbul
Kâzım Karabekir; Paşaların Kavgası, İstanbul
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri; Cilt I
Mim Kemal Öke; Kerkük-Musul Dosyası, İstanbul, 1991
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
|
| Türk Olmak ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Soykırım İddialarına Bakış ve Genel Bir Değerlendirme | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarih Bilinci | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Vesayete Kin Kusan Alçak Velayetçiler | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Tarımdaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Birileri Terörle Mücadele Etmiyor ! | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Rusya mı ? ABD mi ? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Lions ve Rotary Olabilmek Ne Demek? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Kararın Ardından... | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Bizde Hiç mi Suç Yok? | |
| Diğer Yazıları |
![]() |
|
| Mehmet Âkif İnan | |
| Diğer Yazıları |