• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Ağustos
2008
Anasayfa
Bizde Hiç mi Suç Yok? Yazdır E-posta
Perşembe, 29 Mayıs 2008

Bizde Hiç mi Suç Yok?

 

 

Resul Kürşat Şahsi

 

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   

 

Bugünlerde yayında olan bir televizyon dizisi hakkında, Ülkücü hareketi karaladığı ve olaylara yanlı yaklaştığı, komünist propaganda ve yalanları içerdiği gerekçesi ile çeşitli vesilelerle Ülküdaşların tepkilerine şahit oluyoruz. O diziyi hiç seyretmedim ancak Ülküdaşların haklılığına inanıyorum.

 

Komünistler bu yalanları on yıllardır söylerler. Onların bu yalanları söylemelerini yadırgamak bence oldukça yersiz bir davranıştır, zira Rus uşaklarının, ümitlerini tarihe gömen bir hareket hakkında doğru konuşmalarını beklemek yersiz olurdu. Diğer komünist propagandalarda olduğu gibi o dizide de KGB Başkanının “Güneydeki sivil direnişi kıramadığımız için Sovyetler dağıldı” itirafına yer vereceklerini sanmıyorum. Gezmişlerle çağdaş, Avrupa’daki komünist öğrenci hareketlerinin kısa sürede son bulmasına karşın, Türkiye’de bu kadar uzun sürmesinin sebebinin o dizide irdeleneceğini de sanmıyorum. Hele ki, o devirde Sovyet Rusya tarafından işgal edilememiş tek bağımsız Türk toprağının Türkiye olduğu ve esasında mücadelenin Komünizmle değil, Rus yayılmacılığı ile yapıldığı, Türkiye’yi “düşürmede” izlenilecek yolların birçok komünist dergide basıldığı gerçeğine de asla o dizide vermeyecekler. Yıldıray Çiçek’in sorduğu “ 5000 Ülkücü’yü uzaylılar mı öldürdü?” sorusu  gayet yerindedir. Gördüğüm gerçek odur ki; Türk Milliyetçiliği tarihi bir haklı olma ve haklı çıkma tarihidir. Türk Milliyetçiliğinin savunulmaya ihtiyacı yoktur; Tarihi gerçekler objektif olarak ortaya konulduğu taktirde Türk Milliyetçiliği tarihi kendini savunmaya yeterlidir.

 

Ancak, bu gerçekler bizi temize çıkarmaz. Sözüm ne şehitlere, ne gazileredir. Sözüm ne vuranlara ne vurulup şehit olanlaradır. Sözüm Ülkücü hareketi tanımayıp kendini Ülkücü olarak tanımlayan Ülkücü Türk Gençliği’nedir. Ne yazık ki Ülküdaşların önemli bir kısmı söz konusu mücadele hakkında sadece kulaktan dolma bir fikre sahiptir. Söz konusu mücadele ile ilgili toplumun genelinde hakim olan saçma sapan “Sağ-sol çatışması” “kardeş kavgası” tabirleri Ülküdaşlarımızın büyük bölümü tarafından, kabul edilip kullanılır olmuştur. Biz Ülkücülerin bilgi yetersizliği sadece bu konuda değildir. Kulaktan dolma bilgi sahiplerinin bilgilendirmesiyle fikir sahibi olma durumumuz aşağı yukarı fikir sistemimizle ilgili her konuda kendini gösteriyor. Sloganın fikrin üstüne çıkması, fikirden ve doğrudan daha muteber hale gelmesi durumumu da bizimle ilgili her konudadır. Şu gerçeği ifade etmeliyim ki; Yazanının ve fikir üreteninin bunca çok olduğu, fikir kaynakları bunca çok olan, ancak okuyanı ve bileni bunca az bir fikir sistemini tarihin gördüğünü sanmıyorum, gerçek bu kadar acıdır. Geçtiğimiz günlerde bir Ülkü Ocağında “Bizde de yazar var mı yahu” şeklinde bir cümle işittim. Benzer cümleleri daha önce de duymuştum. Bir ilimizin semt ocağına mensup Ülküdaşımızın ol ilin merkez ocağında ; “Yahu buralarda 9 Işık ‘tan bahsediyorsunuz, bizim ocakta kimsenin bundan haberi yok, yazıp verin bize de anlatalım” şeklinde yakınan bir Ülküdaşla karşılaşmıştım. Birkaç ay önce bir ilin bir üniversitesinin mensuplarına yönelttiğim (yaklaşık 50 kişilik bir fakülte teşkilatı) “) “9 Işık nedir?” sorusuna “Ünlü bir romanın adı” ,“Bir Türk Destanı” gibi cevaplar aldım. O gruptan bu soruyu doğru cevaplayan sadece bir kişi oldu. Yine aynı gruba yönelttiğim “Türk Milliyetçiliği nedir?” sorusuna elle tutulur bir-iki cevaptan fazlası gelmedi.  Bunlar kimi Ülküdaşlara uç örnekler gibi görünebilir, ama gerçek odur ki bunlar halimizin tasviridir. Ocaklarda-teşkilatlarda aktif görev yapan Ülküdaşlar bu gibi durumlara her gün şahit oluyorlardır. Naylon yazar Soner Yalçın’ın bütün kitaplarını satın alan biz Ülkücüler, Erol Güngör’ün adını biliriz ya da bilmeyiz. Suçlu arayan bir mantık bu durumu ocakların pasifliğine yorabilir. Ancak bu kanaatimce tam olarak ocakların pasifliği ile ilgili değil, Ülkücülerin okumadaki yetersizliği ile ilgilidir. Zaten ocağa kısıtlı bir zaman ayıran gencin kendisini yetiştirme eğiliminde olmaması durumunda bu zaman diliminde ocakta fikren yetişmesi mümkün değildir. Yani bu durumun sebebi biziz, başka kimse değil. Ayrıca bu acı tablo küreselleşmenin kimliksizleştirme hedefinin Ülkücü hareket üzerinde ne derece başarılı olduğunu gösterir. Biz Ülkücüler, ciğerlerimizi patlatırcasına slogan atsak da, kapitalist canavarın başarısı ortadadır; Komünist Rus yayılmacılığını yenen Ülkücü Hareket Kapitalizm ve Küreselleşmeye karşı olan mücadelesinde kan kaybetmekte ve başarısızlığa uğramaktadır.

 

Bu bağlamda, bizce dahi doğru bilinmeyen Türk Milliyetçiliği’nin, Türk Milliyetçiliğinin ezeli düşmanların tarafından doğru anlatılmasını beklemek, kesinlikle haksızlıktır. O dizi önemli değildir, bir propagandadır ve bir propaganda başka bir propaganda ile yıkılır. Ancak şu soruyu kendimize yönetmeliyiz ki; O dizi ile ilgili olarak ya da başka bir vesile ile bize 1980 öncesi Türk Ülkücülerinin mücadelesini anlatmamızı isteyen sıradan bir arkadaşımıza vereceğimiz cevap, o arkadaşımızı Türk Ülkücülerinin haklılığı noktasında yeterince aydınlatacak mıdır? Yada Türk Milliyetçiliği ile alakalı herhangi bir konuda kendimizi aydınlatacak objektif bilgiye ne kadar sahibiz? Bu derece cehalete bulanmış bir hareketin gençleri olarak Türkiye’yi yönetmeyi ne kadar hak ediyoruz, Turan davamızda ne kadar gerçekçiyiz, sorularını da kendimize yönetmeliyiz. Artırılabilecek bu sorulara vereceğimiz cevaplar, eğer samimi bir Türk Milliyetçisi isek bizi bilmeye ve bilhassa okumaya yöneltecektir.

 

Elbette ki, Ülküdaşlarımız arasında Ülkücü fikir sistemini kavramış, çokça okuyan, aydın binlercesi vardır. Bunlar fikriyatımızın yüz akları olmakla birlikte ne yazık ki sayıları Ülkücü Hareket’in genel görüntüsünü değiştirecek kadar değildir. Ayrıca sloganın fikrin önüne geçmesinin zamanımızda her fikir hareketinde görülüyor olması, kulaktan dolmanın her fikir hareketinde tercih edilen öğrenme biçimi olması da kendimizi tanımamamızın gerekçesi olamaz, olmamalıdır. Ülkücü bir adam, kendisini her hangi başka bir fikrin mensubu ile bence karşılaştıramaz, karşılaştırmamalıdır.

 

“Baba” filminin sanıyorum 3. bölümünde oradaki papazın Al Pacino’ya söylediği halimizi bir anlamda tasviridir. Hatırladığım kadarı ile anlatayım;

 

Al Pacino günah çıkarmaya gittiği papaza hayatında işlediğinin düşündüğü bütün günahları anlatır. Papaz yakındaki havuzdan bir taş alır ve kırar, taşın içi kurudur. Papaz; Biz Avrupalılar yüzyıllardır Hıristiyan’ız ve Hıristiyanlığın içindeyiz, ancak suyun içindeki bu taş gibi Hıristiyanlık içimize işlememiş” der. Bu cümleyi günümüzdeki Ülkücü Hareketle alakalı olarak düşünüp değerlendirmemizin gerekliliğine inanmaktayım.

 

Ol televizyon dizisinin içeriğini doğru yorumlamak ve ilgili tarihlerdeki olayları anlamamız bakımından Hakkı Öznur’un Derin Sol adlı eserini okumamızda fayda görüyorum, mutlaka okunmalı ve okutulmalıdır. Konuyla ilgili Ülkücü yazarlarca yazılmış onlarca eser vardır.

 

 Erhan Öztunç un konu ile ilgili “Ülkücüler Oniki Eylül’ü Anlatiyor” adlı eseri sanıyorum son basılan eserdir.

 

            Televizyonlarda yayınlanan, milli kimliği yok etmeye yönelik, bilhassa toplumun çökerten ahlaksızlığın yaygınlaştırmak başka bir amacı olmadığını düşündüğüm onlarca dizi, film vs. vardır. Medyamız ne yazık ki milletimizi kimliksizleştirme silahı olarak kullanılagelmektedir. Milletimiz ve milli varlığımız açısından bu yayınlar yukarıda bahsettiğim diziden çok daha tehlikelidir. Çoluk çocuk, bir millet yıllardır bu yayınları seyrediyoruz. Gerçektende milli varlığımız bu dönemde olduğu kadar Türk Tarihi’nin hiçbir döneminde tehdit altında olmamıştı. Daha büyük tehlike bizce bu tehdidin fark edilmemesi ve hiçbir tedbir alınmamasıdır.

 

Kün Tuğ Bolgıl Kök Kurıkan…

                                                          

                                                                      

Yorum (4)add feed
kemal karakaş: teşekkür ederim
teşekkür ederim
inşallah iyi olur her şey bitmez bu mücadele
1

Ağustos 16, 2008
R.Dündar Tanrıverdi: Metot
Ülkücü Haareketin yetiştirdiği çok değerli fikir ve mücadele adamları vardır.
Ancak bunların yeterince değerlendirildiğini söylemek mümkün değil.
Ayrıca bizde film,tiyatro vs.gibi propaganda araçlarını kullanmadığımız müddetçe sızlanır dururuz.
2

Haziran 01, 2008
urungu: ...
pardon ama Kün Tuğ Bolgıl Kök Kurıkan… nedemek acaba bu arada yazı çok hoş olmuş emeğinize sağlık ülkücü hareket engellenemez.ama yetişmekte olan ülkücüler bilgili ve bilinçli olursa.
3

Haziran 01, 2008
Neval Kavcar: Alparslan Türkeş
Ülkücülerin mutlaka okuması gereken 10 kitap tespit edilmelidir. Bizler üniversitede okurken, Ocak okumamiz için kitap ödevi verirdi. Okunan o kitabin özeti, en az 40 kişilik grupların toplandığı ortamlarda anlatılırdı. Ki bahsettiğim dönem 80 öncesidir. Üstelik İzmir'dir.
4

Mayıs 31, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Bizde Hiç mi Suç Yok? - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI