• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

21
Temmuz
2008
Anasayfa
Tasviye... Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008

Tasviye…

 

Murat Çavga
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
Geçen İstanbul’da işim dolayısıyla Kum kapı’dan Beyazıt ’a gitmem gerekiyordu. Vaktim olduğundan yolu yürüyerek gitme kararı aldım. Sokak aralarına daldığımda kendimi bir an Amerika’daki Harlem sokaklarında sandım. İstanbul ‘un o eski güzide mekânlarını Afrika kökenli birçok siyahî göçmen yurt edinmiş.
 
Semtte yürüdükçe tarihi bilgimi yokladım. Yol boyunca gördüğüm yıkık dökük Osmanlı hamamları, çeşmeleri hemen semtin tarihini dokusunu aklıma getirdi. Semt yüzyıllar önce Yeniçeri sübyan ocaklarının bulunduğu bölge idi.. Yani Osmanlının ilk zamanlar vurucu gücü olan askerlerinin savaş olmadığı zamanlarda barındığı,savaş talimleri yaptığı bir yer.
 
Malum Yeniçeri ocaklarının kaldırılmasında, tarihte önemli vazifeler üstlenmiş bu askeri birliklerin içerisindeki bozuşma ve kokuşmuşluğun sebebi olduğu gibi savaşa giden askerlere para sağlayan ve vergi veren Galata Ermeni ve Yahudi zenginlerinin saraya düzenli bir ordu kurulması için tazyiklerinin de olduğu unutulmamalı. Böylece askere giden ve savaşlarda ölen ve yaralı kalan yeniçerilerin maaşları kendi vergilerinden değil, Osmanlı devletinin has kasasından ödenecek ve ticaretle servetlerine servet katan tacirler ağır savaş vergilerinden kurtulmuş olacaktı. Neticede böyle oldu. Başıbozukluğun ve sürekli problem çıkaran yeniçeri ağalarının başkaldırmaları neticesinde fetihlerde önemli vazifeler üstlenmiş bu askeri birlikler Vakay-ı Hayriye olayı ile silinerek tarih sürecinde yerlerini aldılar.
 
Kumkapı ile Beyazıt arasına daha sonraları Ermeni asıllı vatandaşlar yerleşmeye başlamışlar. Beyazıt’a çıktığım lalenin ara sokakları eskinden zengin Ermeni tüccarların evleri inşa edilmeye başlamış.Cumbalı eski Osmanlı evlerinden farklı olarak sırt sırta vermiş gayrimüslim evleri Hamamların,çeşmelerin ,içlerine yüzyıllarca kendilerini muhafaza etmişler. Cumhuriyet ile beraber caddenin sağ tarafında zengin ermeni tüccarların,sol tarafı ise Levantenler ile cumhuriyet ile palazlanmaya başlayan yeni Türk burjuvazisinin sayfiye yeri haline gelmiş.
 
Çeyrek asır sonra İstanbul Metropolitine güneydoğudan başlayan göç akınları neticesinde bu sefer semtin demografik yapısı yeninden değişime uğramış. Semtte bir çay ocağında biraz soluklanıp, mahalle ile ilgili bilgi almaya çalıştığımda, semtte 40 yıl önce Adıyaman’dan gelip yerleşmiş bir taksicinin anlattığına göre İsmail Ağa ismindeki Güneydoğu kökenli bir kabadayı semti ele geçirmiş. Eskiden İstanbul’un gözde yerleşim mekânı olan semti yavaş yavaş terk eden Ermenilerin evlerine kendi akrabalarını yerleştirmeye başlamış. Semtin yeni misafirleri önceleri kiracı olarak yerleştikleri evlerin kiralarını da İsmail ağanın eski sahiplerine baskıları neticesinde ödemediğinden, bir nevi bütün semt İsmail ağanın kontrolünde Güneydoğu kökenli vatandaşların eline geçivermiş. Bu süreçte İstanbul’un tarihi dokusu içerisinde bir hayli ilginç mimariye sahip, sokaklarıyla, çeşmeleri ile bir kültür hazinesi olan mahallelerdeki yapılara gerekli bakım ve onarımlar son yıllara kadar yapılamadığından virane haline gelmiş evlerden bu taifede taşınmak zorunda kalmış. Şimdilerde ise metruk binalar, dökülmüş sıvaları, köhnemiş halleriyle Afrika’dan gelmiş siyahi kaçak göçmenleri barındıran semtin adı olmuş.
 
Hey gidi İstanbul diyesim geldi içimden. Kimseye yar olmayan şehri Güzin ’in semtinde yaşama dair nice anıları içinde öğütüp duruyor. Zaman; kısır çekişmeleri içinde barındırırken birilerini diğerlerinin yerine getirip eskiyi tavsiye etmekte acımasızlığını gösteriyor.
Türk siyasetine yakın tarih açısında bakacak olursak 28 Şubat sürecini hazırlayan devlet mekanizması içerisindeki argümanların her birisi siyaset ve etkin çevrelerden tavsiye edildiler. Daha sonra bu sürece katkı koyan devlet haricindeki birimler çete operasyonları neticesinde etkinliği kırıldı.Birileri birilerini tavsiye ediyor..
 
Mekanlar içlerinde barındırdıkları insanların yüzünü,amacını hemen tarif edebiliyorlar ama siyaset ,yerleşimcilerinin yüzünü, sıfatını ve amacını bir yüzyıl sonra tarihe kaydettirebiliyor. Böylesi bir süreçte şimdi Türkiye’nin siyasetinin kiracılarının misyonu ,rengi ve ülkemize olan katkı yada zararları da ancak çeyrek asır sonunda anlaşılabilecektir. Umarım ,Ülkemiz ,İstanbul Laleli semtinin tarih süreci içerisindeki kaderini paylaşmaz,siyaset hanında konaklayanlar giderlerken arkalarından imar edilmiş bir kültürel doku gelecek nesillere armağan ederler.
 
Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

GİRİŞ Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI