Peki, Amerika Ne İstedi?
Murat Çavga
Malum Başbakanımız giderek ABD başkanı ile görüşme yaptı. Hepimiz televizyonlardan bu gelişmeleri seyrettik. Bu ziyaretten aklımda kanal 2 şey var. Birincisi Başbakanın basın açıklamasında devamlı surette ABD başkanı Bush ‘a dair söylemler dile getirirken ısrarla “Başkan” sıfatını Bush’un önüne koyması idi. Başkan Bush böyle dedi, Başkan Bush şöyle dedi tarzında. Başbakanın özellikle oturma kalkmasında, bacak bacak üstüne atışlarında vücut dilini iyi kullandığını hepimiz biliyoruz. Ancak Başbakanın devamlı surette Bush’u bu şekilde takdim etmesinin bilinçaltındaki psikozu belli etmesi açısından önemli olduğunun göstergesi idi. Kaldı ki hiçbir devlet adamının da bu şekilde bir lakabı ırakta bir milyon insanın ölümüne sebebiyet vermiş birisine karşı hürmet ifadesi olarak kullanabileceğini sanmıyorum.
Öncelikle Türk siyasetçilerinin kendilerine olan güvenlerinin tekrar yerine gelebilmesi için konjüktürel siyasete değil de Atatürk gibi bu milletin evlatlarının asil ruhuna güvenmesi ve ancak öyle bağımsız bir devlet, güçlü bir devlet, üniter bir devlet anlayışına hizmet edebileceklerini prensip olarak benimsemelerinin elzem olduğuna inanmaları gerekmektedir.
İkinci aklımda kalan konu ise Genelkurmay ikinci Başkanımıza, Bush’un omzuna iki kere vurarak karşılaması idi. Bu tarz samimiyet ifadeleri devlet ciddiyetine yakışmayan ve uluslar arası ilişkilerde kullanılmayan bir vücut dili ifadesi idi. Anadolu’da bayram gezmelerinde büyükler küçüklerine karşı “seni bilim, aferim bak sende gelmişsin, hadi bakalım sende geç şöyle yerine otur” cinsinden bir üslubu Türkiye Cumhuriyeti Askerinin en tepesindeki kişiye karşı “Büyüklük ifadesi şeklinde” kullanan bir kendini bilmeze karşı ben olsam o başımı eğerek iki kere selamlayacağım yerde yanaklarını okşar,bir el ense çekerdim. O zaman o kameralar o anı medyaya servis ederler miydi bilemem.Ama en azından 12 Eylül sonrasında “hani bizim çocuklar ” ifadesini tescil ettiren bir kareden ve imajdan temsil edilen makamı kurtarmış olurdum.
Peki, Amerika’ya gidildi ve gelindi. İşte bir dizi dosya götürüldü. Amerika’dan şunlar istendi,bunlar istendi,sözler alındı. Herkese bunlar anlatıldı da. Kimsenin aklına Bu ABD bizden bu görüşmede ne istedi acaba sorusu medyada hiç yankı bulmadı. Kapitalizm temeline dayalı kurulmuş bir devleti temsil eden birisinin bu pazarlıktan karsız çıkarak görüşmeyi neticelendireceğini düşünmek ahmaklık olurdu. Bence sorulması gereken soruda bu. ABD bu görüşmede Türkiye’den neler istedi? Bu sorunun cevabını gelecek günlerde milletçe yaşayacaklarımızın göstereceğini bilerek hepimizin asıl bu soruya kafa yorması gerekliliğini düşünüyorum.Bakalım zihinlerde neler canlanacak!
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|