Oportünizm
Murat Çavga
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Dönekliğin tarihini yazan Ahmet Hakan ile milli modacımız Cemil İpekçi’nin hikayesine bakıyorumda ikiside farklı cenahlarda yetişmesine rağmen hikayeleri aynı.
Memleketimden insan manzaraları… Biri İmam hatipli olmasından dolayı toplumda kabul görememenin içselliğinde oluşturduğu unutulmaz yaradan kendini Nişantaşı cafelerine atarken ,diğeri cinsel tercihinin farklı olmasından dolayı toplum tarafından dışlanmasının ezikliği içerisinde bir yerlere gelmiş ama hala bu dertten kurulamamış insanlar.
Oysa topluma bir şeyler söyleme derdinde olanların kendilerini aşmış ve her türlü eziklik psikozundan kurtulmuş saf zihinler olması gerekmez mi? Gelin görün ki bizim gibi kültürel geçiş noktalarında olan fay kültürünün kırılmaları, izi oluşturan ayakların da çarpık olmasına müsaade ediyor. Yoksa toplumda kendi geçmişinden utanan ya da özel yaşamını bangır bangır bağırmayı bir nevi özgürlük sayan kelime sahiplerinin kabul görmesi beklenemezdi.
Ahmet Hakan’ın eski dindar kimliğinden sıyrılarak bir nevi yetiştiği kesimi teşhir edici, alaysayıcı, bakın bunlar böyle zaten demeli konuşmalarının ardında ne kadar geçmişin ezilmişliğinin inkarı var ise Cemil İpekçinin Ak parti ile beraber bir numaralı türban savunucusu kesilmesinde de özgürlük temayülünün şimdiye kadar dillendirilmeyişinin o kadar yeri var .
Cemil İpekçi ailesi itibariyle Ülkemizin ileri gelen Sebatayist ailesine mensup olmasına rağmen NTV’de yayınlanan “Haydi Gel Bizimle Ol” adlı programda Pınar Kür’ün karşısında bangır bangır özgürlükleri savunmasını hayranlıkla seyrettim. Programda Tesettür takanları ve onların düşüncesini savunmasından dolayı nerede ise toplumun birçoğunun dili damağı oldu. Oysa aynı programa Ahmet Hakan’ı çıkarmış olsalardı acaba ne derdi diye merak ediyorum. Sanırım eveleyip gevelemekten öteye gitmeyen birkaç kelamdan başka bir şey söyleyemezdi.
Ahmet Hakan’ın vakası Türk toplum’una batı tarafından yıllardır enjekte edilen kendine güvensizliğin neticesinde meydana gelmiş bir psikoz. Bulunduğu konumdan hoşnutsuzluk, kültürünü hazmedemedin verdiği bir karşı endikasyondan ve üst tabaka denilen lümpen mantığına atlamanın oportünist hali ile revaçta çevrelerde başaramayacağınız bir şey yok. Yeter ki meşrebiniz geniş olsun.
Türkiye’de ancak herkes’in dönüşmeden, gelişerek kendi düşüncesini açıkça ifade edebileceği günler ve kitleler yetiştiği takdirde gerçek ilerlemesinin önünü açmış olacaktır.
Yorum () |
 |
|
|
|
|