İran ve Ahmedinejad
Murat Çavga
İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad ülkemizi önümüzdeki günlerde ziyaret edecek. Uzun zamandır dünyada pompalanan Şii-Sünni çatışmalarının yaşandığı ortamda bu ziyareti önemsemek gerektiğine inanıyorum. Irak ve Pakistan’ın pilot bölge olarak seçildiği mezhep ayrışma konseptinde daha barışçıl ve birbirini anlamaya yönelik adımların atılması dünya için güzel bir gelişme.
İran her ne kadar şii mezhep geleneğinde olsa dahi ayni Allah’a ve aynı peygambere inandığımız insanların bulunduğu bir ülke.
Geçen ay gittiğim Mekke ve Medine’de tanıma fırsatım olan İran’dan oralara gelmiş insanların birçoğu Tebriz’den gelmiş Türk kökenli insanlardı. Türkçeyi bizler kadar iyi konuşan bu insanların hepsi daha barışçıl bir dünyada yaşamak için dua ettiklerini gördüm. Nitekim İran’ın Horasan, Hemedan eyaletlerinde 30 milyona yakın nerede ise Türkiye nüfusunun yarısı kadar soydaşımız yaşıyor.
Türkiye’den İran’ı anlamak beklide zor görülebilir. Atom bombası yapacak diye dünyanın ayağa kalktığı şu günlerde bu yaygarayı çıkaranların ellerinde yüzlerce nükleer başlıklı füzenin olduğunu unutmamak gerekir. Kendilerini adaletin ve barışın temsilcileri olarak gören ve diğer halkları psikolojik baskı konseptiyle ekonomik ve kültürel olarak çökerten medeniyetlerin kendilerine rakip olabilecek medeniyetlere ‘tu, kaka’ deme hakları ne kadar var sorgulanmalıdır.
Geçenlerde İsrail'de İbranice yayımlanan Arutz Sheva gazetesi, "İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın mutlaka öldürülmesi gerektiğini" yazdı.
Fars Haber Ajansı, Arutz Sheva gazetesinde Slalom Freedman imzalı yazıda, "İran Cumhurbaşkanı, BM Genel Kurulu toplantısına katılmak için ABD'ye gidecek. Bu, Ahmedinejad'a suikast düzenlemek isteyen kişi ve örgütler için iyi bir fırsat" şeklindeki ifadeyi aktardı.
Ajansa göre yazıda, "İran'a karşı savaş, Ahmedinejad'sız daha kolay olacak. İran Cumhurbaşkanını öldüren kişi ya da örgüt sadece İsrail'e değil, bütün dünyaya hizmet etmiş olacak" denildi.
Ahmedinejad'a suikastın, ülkedeki yönetim biçimi ve nükleer program üzerinde bir etkisinin olmayacağının belirtildiği yazıda, İran'ın böyle bir durumda bölgedeki İsrail, ABD ve müttefiklerini hedef alacağı ihtimali üzerinde duruldu.
Yazıda, "suikast ile bölgedeki durumun daha vahim hal alacağı, ancak bunun Ahmedinejad'sız ve nükleer silahsız bir İran'a değeceği" görüşü savunuldu.
Kendilerini Hz İsa’nın gökten yere inebilmesi için vazifelendirilmiş sayan ve bunun gerçekleşmesi için hermetic öğretilerde bahsedilen armegeddon savaşını çıkarabilmek için orta doğuyu karıştıran neoconların akıl almaz felsefeleri düşünüldüğünde bu dehşetengiz tabloda Ahmedinejad’ın nerede durduğuna iyi bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Son yıllarda Türkiye’nin enerji ve diğer alanlarda iş birliğine gittiği ve dünde TSK’nin savunma sanayini batı tekelinden kurtaracağız şeklindeki beyanatlarından sonra yakın doğu ve İran’ı daha iyi anlamak gerektiğine inanıyorum. Bu anlama arayışlarının tek kutuplu olmayan dünyada Türk Dünyasının hak ettiği yere gelebilmesinde de önemli bir payı olacaktır.
Yaser Arafat’ın ve Turgut Özal’ın vefatlarına baktığımda İran cumhurbaşkanına bir uyarıda yapmadan geçemeyeceğim. Ahmedinejad sağda solda içtiğin limonatalara dikkat!!!
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|