|
Örtülen Tarih

Muhammet Yılmaz
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Devamlı kulağıma çalınır dururdu “hatırla sevgili” isminde bir dizi var, tarihi gerçekleri alenen anlatıyor diye. Bir türlü izleme fırsatı bulamamıştım. Bilemiyoum ben çok mu geç kaldım fakat şimdi bir televizyon kanalında hafta içi her gün haberlerden önce tekrar bölümlerini yayınlıyorlar. İzleyenlerin anlattıklarından az çok nasıl bir dizi olduğunu tahmin edebiliyordum. Lakin izlediğim zaman düşüncelerimin, izlenimlerim karşısında ne kadar aciz kaldığını fark ettim.
Hemen bilgisayar karşısına geçip dizinin kimler tarafından yapıldığına baktım. Oldukça ilginç isimler çıktı karşıma. Senaristler arasında “süper baba” ve “ikinci bahar” gibi oldukça sevilmiş iki dizinin senaristi Nilgün Öneş, Şebnem Çıtak ve Aylin Alıberen var. Fakat daha ilginç olan kısım ise dizinin danışmanları. Danışmanlar arasında öyle isimler var ki inanmak mümkün değil. Can Dündar, Mümtazer Türköne, Mustafa Yalçıner, Ferhat Kentel ve Mustafa İlker Gürkan.
Can Dündar’ı birçoğumuz tanıyoruz zaten. Öyle çok uç fikirleri olmayan, çoğunlukla zararsız mütevazi bir yazar kendileri. Ferhat Kentel ise sosyoloji dersleri veren bir akademisyen. Kendisini tanıyanlar mülayim bir yapıya sahip olduğundan bahsederler. Gelelim en ilginç ve diziyi şüpheliler listesine taşına üç isme.
Mustafa Yalçıner, Deniz Gezmiş ve tayfasıyla birlikte El-Fetih kapmalarında eğitim görmüş. Türkiye’nin bir dönemini kana bulayanlardan. 5-6 yıl boyunca eylemleriyle, kalkınma anlamında Türkiye’yi 50 yıl geriye götüren bu şahıs, daha sonra 2002 seçimlerinde DEHAP’tan milletvekili adayı olmuştur. Şimdi ise EMEP saflarında.
Mustafa İlker Gürkan ise 68 öğrenci hareketi liderlerinden. 15-16 haziran 1970 öğrenci olaylarının baş sorumlularından biri. Tam emin olmamakla birlikte şu an avukatlık yaptığını zannediyorum. Eğer öyleyse varın Türk yargısının geldiği noktayı siz düşünün.
Beni oldukça üzen ve gerilmeme sebep olan son isim ise Gazi Üniversitesi Profesörlerinden Mümtaz’er Türköne. Son dönemde Diyarbakır’a amed dense ne olur gibi ilginç çıkışlarıyla tanıdığımız Mümtaz’er bey, “cici solcu, pis ülkücü”, diğer ismiyle “hatırla sevgili” isimli diziye danışmanlık yaparak ne tür bir çıkarın peşinde acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bildiğiniz üzere Mümtaz’er beyin son yıllarda AKP savunuculuğuna bürünmesinden sonra eşi Özlem Türköne milletvekili yapıldı. Ne hikmetse Mümtaz’er beyin Tansu Çiller’in danışmanlığını yaptığı dönemde yine eşi ve eski öğrencisi Özlem hanım kaymakam olmuştu. Belki de sadece tesadüftür kimbilir.
Benim canımı sıkan nokta ise gerçek anlamda şu: Gazi Üniversitesinde bir hocamızla sohbetimiz esnasında Mümtaz’er hocanın eski bir Ülkücü olduğunu öğrenmiştim. Nasıl olurda gençliğinde Ülkücü terbiye almış bir insan şimdi bu harekete ihanet edebilir. Beni üzen tam olarak bu. İnsan oğlu çiğ süt emmiş diyip bu mevzuyu kapatmak istiyorum.
Kısacası dizinin ne kadar şaibeli olduğu ortada. İzleyenleriniz varsa bilir. Olaylar o kadar çarpıtılmış ki inanın insanın kanı donuyor. Ekran karşısında titriyorsunuz. Karakterler o kadar iyi seçilmiş ve o kadar iyi oynatılmış ki bilmeyen bir insan ya keşke şu Deniz Gezmiş Başbakan olsaymış diyebilir.
Biraz okuyan, tarihe objektif bir gözle bakmayı ve farklı kaynakları okuyup analiz etme özverisine sahip bir insan bilir ki bu insanlar devletin bölünmez bütünlüğüne darbe için bir araya gelmiş komünistlerdi. Zamanında Atatürk’e bile Mustafa Suphi ve arkadaşlarını boğdurttuğu için sayıp söven bu kişiler ne yazık ki dizide birer kahraman olarak gösterilmiş.
Üzülerek belirtiyorum ki özellikle 15 yaş ve üstü gençlerin beğenerek izlediği bu ve türevinde diziler, tarihi gerçekleri saptırarak göz boyama yarışındalar. Bunda da başarılı oldukları aşikar. Dizilerinde, dergilerinde, gazetelerinde kısacası her ortamda Maocuları, Lenincileri, 68 kuşağını v.s iyi, cesur vatanperver gösteriyor, bununla da yetinmeyip sağ cenahı ve özellikle Ülkücüleri bağnaz, yobaz ve gerici olarak niteliyorlar. Oysa ki devletin arşivlerinde kimin yürekli, kimin vatanperver olduğu gün gibi ortada. Biraz ağır bir cümle olacak ama söylemek zorundayım, bundan 30 yıl önce Türk bayrağını yakmayanı aralarına almayanlar, bugün vatan, millet, Sakarya rollerindeler.
Konuya yakınlığı münasebetiyle şuna da deyinmek istiyorum. 6. filo olayları hepinizin malumudur. 67 ile 69 yılları arasında Amerikan 6. filosu İstanbul’da birçok protesto edilmişti. Solcuların Ülkücülere en büyük ithamı da işte bu 6. filo olaylarıdır. Sözüm ona solcular Amerikan askerlerini her gördükleri yerde sopalarken Ülkücüler seyrediyor, hatta Amerikan askerlerini döven solculara saldırıyorlarmış. Elbette o dönemde yaşamadım gözümle görmedim. Lakin konuyla ilgili anlatılanlar ve kitaplar var. Bi kere şu bir gerçek ki solcular Amerikan emperyalizmine Türkiye Cumhuriyetinin çıkarları için karşı çıkmamıştır. Amerikan askerlerini denize döktüklerinde hepsinin ellerinde orak-çekiç, che guevara, Lenin resimleri görünüyor. Konuyla ilgili resimler bir çok yerde mevcut. Yalnız photoshopla ellerine Türk bayrağı tutuşturulmuş resimlere bakmayınız. Elbette Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ellerinde Türk bayrağı görüldüğü olmuştur. Fakat bilinmelidir ki o bayrakları askere ve polise karşı siper olarak taşımışlardır.
İçinden PKK gibi bir belayı da besleyip çıkaran bu tür sol fraksiyonlar ülkemiz için her zaman tehlikeli olmuştur. Tarihin yanlış tanıtılması, ileri ki yıllarda doğabilecek tehlikelere ve bölünmelere zemin hazırlayacağı kanaatindeyim. Bu bağlamda izleyici, okuyucu ve dinleyici olarak bizlerin üzerine düşen görev bu tür tehlikeli neşriyatları takip etmemek ve bunlara tepki göstermektir.
| Yorum () >> |
 |
|