|
Demokrasinin Normalleşme Süreci

Muhammet Yılmaz
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Sıkıntılı bir sürecin ardından nihayet Türkiye Cumhuriyetinin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. Nisan ayında başlayan sıkıntılı süreç karşılıklı ayak oyunlarıyla kaos ortamına sürüklenmiş, netice itibariyle sancılı bir erken seçim sürecine girilmişti hatırlanacağı üzere.
Dünyanın hiçbir ülkesinde eşine rastlanamayacak bir hükümet 4,5 yıl iktidarda kalmış, 2002 seçimlerinde %34.4 oy oranıyla seçilerek iktidar olmaları beklenirken sürekli mağduru oynamışlardı. En büyük oyunu ise 22. dönemin ana muhalefet partisi ile birlikte fiyaskoyla sonuçlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oynamışlardı.
Peki bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi nasıl bir duruş sergilemiştir? Elbette bunu anlayabilmek veya yorumlayabilmek için birazcıkta olsa Sayın Devlet Bahçeli’nin ve Milliyetçi Hareket Partisinin etik anlayışını kavramış olmak zorunluluğu vardır. Aksi taktirde birçokları gibi “MHP onun bunun değirmenine su taşıyor” gibi abuk sabuk kelimeler sarfetmek kaçınılmaz oluyor sanırım.
Hazır bu “değirmen” mevzuu açılmışken kısaca birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum. Hatırlayacağınız üzere seçim propagandaları sırasında malum “iktidar-mağdur parti” Milliyetçi Hareket Partisini CHP’nin değirmenine su taşımakla itham etmişti. Bu partinin yandaşları da bu söyleme sıkıca sarılmış “belki bizde bu misyona katkıda bulunursak biraz nemalanabiliriz” mantığıyla sağda solda propagandayı genişletmişlerdi. Bunu yapan isimler Milliyetçilerin zihnine mıh gibi yazılmıştır. Bunun hesabı ise sandık ve seçim gibi demokratik teamül araçlarında sorulacaktır. Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Seçimler bitip yeni meclisin Cumhurbaşkanını seçeceği sırada ise bu sefer CHP Milliyetçi Hareket Partisini Abdullah Gül’ün dolayısıyla AKP’nin değirmenine su taşımakla itham etti. Ne garip değil mi? Farklı yüzler farklı misyonlar ama aynı sözler. Burada sorulması gereken soru; bu sadece bir tesadüf müdür? Yoksa devam ettirilmeye çalışılan bir oyunun farklı ağızlardan aynı biçimde tekrarlanması mıdır? Yorumu sizlere bırakıyorum.
Belirtmeye çalıştığım nokta şu ki Milliyetçi Hareket Partisini ve Sayın Devlet Bahçeli’yi eleştirebilmek için partinin ve liderinin etik anlayışından birazcık nasiplenilebilmiş olma zorunluluğu vardır.
Milliyetçi Hareket Partisinin tavrı bu süreçte aynen şu şekilde olmuştur: 2006 Ocak ayından başlayarak Sayın Devlet Bahçeli 2007 yılının önemli bir yıl olduğunu, bu yıl içerisinde 2 önemli seçim yaşanacağını belirtmiş, bu seçimlerin ülke kriz ortamına sokulmadan, gerginlik yaratılmadan geçirilmesi gerektiği üzerine telkinlerde bulunmuştur. Bu telkinlerle de yetinmeyip yol haritasını bizzat göstermiştir. Bu harita krize bulaşmadan ülkeyi çok daha rahat ve huzurlu seçimlere götürecek yolu gösteren bir haritaydı. Sayın Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce bir erken seçim yapılmasını zaruri görüyordu. Güven tazelemiş bir meclisin cumhurbaşkanını seçmesini en doğru yol olarak göstermişti.
Nitekim gördüğümüz üzere Sayın Devlet Bahçeli’nin dedikleri bir bir çıktı. Ülke krize girdi. Cumhurbaşkanlığı makamı oyunlara alet edildi. Mahkemelik oldu. Bu sancılı ortamda seçimlere gidildi. Seçimler bittikten sonra yeni meclis sıkıntıya düşmeden Cumhurbaşkanını seçti.
Cumhurbaşkanı ismi üzerinde tartışmaya girmek istemiyorum. Neticede uygulamalarını hep beraber göreceğiz. Ama burada görülmesi gereken husus Milliyetçi Hareket Partisinin milleti uğruna göstermiş olduğu fedakarlıktır. Seçimlerden önce de belirttiği gibi Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhurbaşkanını TBMM’nin seçmesi gerektiğini söylemiş ve bu yönde hareket etmiştir. Kendisine oy verenleri temsil etmek için meclise girmiş, yine oy verenleri temsil edecek Sayın Sebahattin Çakmakoğlu’nu aday göstermiştir. Demokrasi Milliyetçi Hareket Partisi sayesinde işlemiştir.
Şüphesiz ki 23. dönem TBMM çok farklı olacaktır. Belirtilmesi zaruridir ki geçmiş meclislerde olduğu gibi partilerin birbirini yönlendirdiği bir süreç, en azından Milliyetçi Hareket Partisi adına işlemeyecektir. Bu dönemde Milliyetçi Hareket Partisinin etkili muhalefeti meclise yeni bir hava katacaktır. Kısacası TBMM farklı ve olumlu gelişmelere gebe. Çünkü artık mecliste MHP var.
Yorum () |
 |
|
|
|
|