|
Şubat Sessizliği

Meryem Aybike Sinan
19 Şubat 2003 yılında kaybettiğim sevgili anneciğim Zahide Sinan’a...
Yine gurup vakti işte. Kanayacak bahtımın yarası birazdan. Güneş eteğini toplayıp yitecek dağların arkasından elveda bile demeden, gülümsemeden.. Yalnızlık uğultu uğultu düşecek yüreğimin dehlizlerine, kavrayacak kalbimin en mutena yerini. Elemin mor elbisesini giyineceğim birazdan. Hüzzam şarkılar kuşanacak dudaklarım bir musikârın elemiyle. Ayrılığa dair, hasrete dair bütün şarkıları söyleyeceğim tek başıma. Sensizlik bir duvar gibi çıkacak önüme, dikenli çalılar saracak yollarımı.. .
Hiçbir şarkı anlatmıyor, söylemiyor gizli yaramı... Bütün şarkıların içi kırık, elem ve keder söylüyor, nağmelerin dili. Karlı bir gecenin ayazında ruhumu ürperten şarkılar yüreğimin duvarlarını tıkırdatıyor. Sensizliği kuşanan ruhum üşüyor gecenin ayazında, ürperiyor. Solgun bir fotoğrafının etrafında geziniyor bütün tesellim nasipsiz... Karlı bir şubat akşamında vurgun yedim. Bir Şubat akşamında acının kanatan eli değdi yüreğime. Senin gidişine yandım, bir de sensizliğime.
Sen gideli beş yıl olmuş anneciğim, sen gideli beş yıl...
Beş yıl olmuş beni bırakıp Hakka yürüyüşün.
Gidişin, dönmeyişin.
Anasızlık en büyük yoksullukmuş meğer.
Sen gidince anladım ne kadar yoksul olduğumu...
Sen gideli delindi yeryüzünün kalbi. Durdu hayat. Bütün uysal taraflarım yenik düştü sensizliğin zulmüne. Zamandan ve mekandan geçtim umarsızca. Hayatın ritmi bozuldu. Düştü ellerimden oyuncaklarım.
Dağ dağ büyüyen bir kederin limanında unutulmuş bir rıhtım gibiyim yolcusunu bekleyen. Karla giyinen yollara bakan gözlerim, ufukta senin hayalinle avunuyor. Göğün bulvarlarında bir sen geçmiyorsun bana inat.. Hüzzam şarkılar yüreğimi kanatıyor, ağlıyorum yine hıçkırarak. Hiç gelmesin bu gün diyorum,hiç yaklaşmasın, değmesin dalıma şubat rüzgarı. Şubat sensizliği ve sessizliği kanımı donduruyor.
Sen gideli beş yıl olmuş anneciğim, sen gideli beş yıl...
Beş yıl olmuş beni bırakıp Hakka yürüyüşün.
Gidişin, dönmeyişin...
Hayatımın baharında mühür vurduğun yüreğimin tesellisi yok... Bahar sellerinin akışında hep sen vardın ruhumu sürükleyen. Her akşam batan günün ardında sendin gelen, içimi aydınlatan. İlkbaharın melteminde sendin yüreğimde tomurcuklanan. Bu tomurcuk hiç açmadı. Gelecek baharların birinde, çiğdem kokulu bir nisan sabahını bekledi. Rüyalar büyüttü içime düşen cemreyi.
Seninle masal kitaplarında anlatılan bir hayal ülkesinde yaşıyorum. Sen hiç gitmemişsin, ben bu hasreti çekmemişim. Kalbimin esrarına yenik, unutmuşum bildiklerimi, yaşadıklarımı. Seni yitip gitmiş bir masal gibi seviyorum. Dudakları şerha şerha yarılmış toprağın, suyu sevdiği gibi seviyorum. Şimdi dağlara kar yağıyor ağır ağır.Yine yollar kapanmış, yine kalan kalmış dağlar başında. Gittiğin gün bütün yollar kapanmış çaresizliğin uçurumlarına düşmüştüm. Toprağa bürünüşüne,toprağın seni sarışına bile yetişememiştim...
Geldiğimde sen yoktun anneciğim, sen yoktun.Beni bırakıp gitmiştin. Kimseler bilemedi o gün nasıl bir deprem yaşadı ruhum, nasıl yıkıldı. Kimseler anlamadı.
İşte o günden sonra, kedersiz bir gün dahi yaşamadım.
Sen gideli beş yıl olmuş anneciğim, sen gideli beş yıl...
Beş yıl olmuş beni bırakıp Hakka yürüyüşün.
Gidişin dönmeyişin...
Esen bütün rüzgarlar seni söylüyor. Seni anlatıyor bütün masallar. Her geçen gün uzaklaşıyorsun bana, ben sana yaklaşıyorum. Bak yine şubat. Yine ellerim üşüyor.
Benim ellerim hiç ısınmadı senden sonra. Tutamadım bir daha sıcağın ellerinden ellerinden. O ev bizim evimiz miydi? O giden sen miydin? Sensiz ve sessiz olan o evi bir daha sevemedim. Gidemedim. Teyzelerimin seslerini sana benzettim uzun zaman. Sevinçlerim senin yokluğunla bir daha neşv ü nema bulmadı. Kederin en derinlerinde izini sürdüm gidişinin. Sen gideli gülmedi yüzüm bir daha,arkandan karalar bağladım. Sen gideli beni soran olmadı, adım bir daha dualara sızmadı sen gideli. İçimde ah eden bir yangın yeri var kimselerin görmediği, bilmediği. Hiçbir şeyin söndürmediği, söndüremeyeceği bir yangının içindeyim. Anladım ki anne gidince çocuk, çocuk gidince anne bir hiçmiş. Annesiz bir ev viraneymiş. Sen gideli anneciğim ben bir viraneyim, evimiz bir virane. Bağımız, bahçemiz yalnız kalmış bir virane... Ben her bahar kalbi kırık erguvanım, sana alev alev yanan. Bir semazenim isminin etrafında dönen. Dallarına düşen bir şebnemin hüznüyüm.
Sen gideli beş yıl olmuş anneciğim, sen gideli beş yıl...
Beş yıl olmuş beni bırakıp Hakka yürüyüşün.
Gidişin, dönmeyişin...
Sen gideli beş yıl olmuş anneciğim,
Susuz kuyular başında ağlayan bir bedeviyim yanık bağırlı. Sana susadım, sana acıktım. Sen gideli ne suyum var ne ekmeğim. Ölüme eyerlenmiş hayatların kıyısından sıramı bekliyorum. Bu rıhtımda seni beklerken öğrendiğim bir şey var. Gelmiyorsun, gelmeyeceksin bir daha.
Bu rıhtımda hala bekliyorum bir umut... Seni seviyorum, seni bir su gibi seviyorum sessiz rıhtımlarda...
Gün batar, zaman döner, bulut ağmayı unutur, kar yağmayı... Ama sen dönmezsin. Dönmezsin canım anneciğim, ah dönmezsin. Çaresizlik bir karasevda gibi kuşatır beni.Çaresiz uçurumlara düşürür. Bir gün uzaktan bir işaret ver kalbime, bir gece ansızın gir rüyama ve bana kızım de, benim nazlı kızım de eskisi gibi. Ne olur...
Sen gideli beş yıl olmuş anneciğim, sen gideli beş yıl...
Beş yıl olmuş beni bırakıp Hakka yürüyüşün.
Gidişin dönmeyişin...
Yorum () |
 |
|
|
|
|