Prof.Dr. İbrahim Arslanoğlu

 
Rektörlük Seçimleri
 
Diğer Yazıları

Mehmet Derebeyoğlu

 
Ergenekon Çıkış
 
Diğer Yazıları

Muhammet Yılmaz

 
Örtülen Tarih
 
Diğer Yazıları

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
"Bu da Geçer Yâ Hû" Yazdır E-posta
Pazar, 11 Mayıs 2008

Bu da Geçer Yâ Hû”

 

 

Meryem Aybike Sinan

 

“Seni göremedim diye bu bahar,

İçimde bir türlü duygunun isyanı var.

Turnaların gökyüzünü sevdiği kadar,

Seni sevdiğimin farkında mısın?”

            (Yavuz Bülent Bakiler)

 

Mevsim bahar...

Aylar mayısı gösteriyor. Takvimler “Anneler Gününü” işaret ediyor. Bütün annesi olanlar telaşlı. Yeni baştan, yine anne sevgisiyle duygular kuşanıyor... Körelmiş duygular, is bağlamış  duygular yıkanıyor, çözülüyor annelerin sımsıcak bakışlarıyla bütün  kördüğümler.

İşte Anneciğim, ben bugün bütün bunlar olurken alabildiğine hüzünlüyüm. Eski kıyamları besteleyen bir bestekarın yürek sancısını çekiyor ruhum. Gökler kurşundan elbiseler giyinmiş gibi. Zaman sensiz ve sessiz akıyor  gümüş bir ibriğin lülesinden. Yalnızlığın eteklerinden sımsıkı yakalamışım sanki. Sen yoksun, gitmişsin. Ardından nice seneler akmış. Kaç gece gözyaşıyla karşılamışım taze gelen günü. Kaç bahar sensiz hiç gözükmüş gözüme.

Bugün Anneler Günü...                                                                                                       

Herkes annesine koşuyor...

Benim menzilim yok, gideceğim kapım yok, sen yoksun.

Anlıyorum ki sen bir an’dın zamanın avucundan ötelere akmışsın...

Ve anlıyorum ki...

Beni sonsuza kadar bırakmışsın...

 

 

Bugün “Anneler Günü”...

Bengisu, Kağan benim anneler günümü kutlayacaklar birazdan. Çiçekler almışlar, resimler çizmişler. “Dünyanın en güzel annesi” ilan etmişler beni. Görmeni isterdim. Minik çocuklarımı böyle göremedin anneciğim. Benim için “dünyanın en güzel annesi sendin” anneciğim. Sendin o melek kanatlı. Herkesin annesi kendine güzelmiş meğer.

Bugün öpecek, tutacak bir el arıyorum. Senin ellerini arıyorum tutulası. Öpülesi. Yudum yudum içtiğim bir zehir gibi sensizliğim... Alabildiğine yoksulum, yokum. Bağrımı kayalara çarpmış gibiyim. Meçhul iklimlerin ayazında düşmüşüm yola seni arıyorum bütün rüyalarımda. Alev alev bir hüzün kaynıyor can evimde.

Bugün Anneler Günü...                                                                                                       

Herkes annesine koşuyor...

Benim menzilim yok, gideceğim kapım yok, sen yoksun.

Anlıyorum ki sen bir an’dın zamanın avucundan ötelere akmışsın...

Ve anlıyorum ki...

Beni sonsuza kadar bırakmışsın...

 

 

Bugün “Anneler Günü”...

Hüzün bir hayal gibi dolaşıyor ruhumda.

Acılarımı, kederimi hamayıl kuşanıyorum. Sen gideli karalar bağlıyorum. Kenarı menekşe oyalı bembeyaz başörtün düşüyor hayalime. Gülen yüzün, gül yanakların. Her gelişimde terkimi güzelliklerle dolduran tatlı dilin, benden gittikçe uzaklaşan hayalin... Gitmiyor gözlerimden anne!

Ne zaman iğde kokulu bahçemizin içindeki o beyaz boyalı evimize gitsem sesini duyuyorum. Bütün eşyalara sen sinmişsin, sesin sinmiş. Oda oda seni arıyorum. Çaresizliğim ve sensizliğim  deli bir ırmak gibi. Her dem akıyorum sana. Sen gideli ben de gittim. Kolum kanadım kırık ki artık uçamıyorum. Gökyüzüm sendin anneciğim. Başımı kaldıramıyorum bir daha. Sen gideli boynum bükük. Kolum kırık, kanadım kırık... Uçamıyorum artık.

Bugün Anneler Günü...                                                                                                       

Herkes annesine koşuyor...

Benim menzilim yok, gideceğim kapım yok, sen yoksun.

Anlıyorum ki sen bir an’dın zamanın avucundan ötelere akmışsın...

Ve anlıyorum ki...

Beni sonsuza kadar bırakmışsın...

 

 

Bugün “Anneler Günü”

Nun ve sad hakkına yeni dualar düşüyor dudaklarımdan,  ruhum ol dergahın kapısında af dileniyor. Çözülüyor iplik iplik bahtımın karasına dokunan bütün kirli sırlar... Bir karanfil ağlıyor ruhumun bahçesinde. Bahçıvanlar beni zalim sanıyor anneciğim... Bütün keder ben de, aşk ben de, yara ben de diyorum... Eksik yanlarımı, çıkmazlarımı  yazıyorum bir kenara. Bir duanın esrik tadı beni yakalıyor...” Bu da geçer ya hû”  diyor ruhumun pervazlarında. Dualara sığınıyorum... Duaların beni serinleten göğsünde uykuya çekiliyor bütün efkarım. Nun ve sad hakkına diyen dilimin şirazesi tatlanıyor. Ruhum unuttuğu bütün renkleri yeni baştan kuşanıyor. Ruhumun tabibi Hünkar-ı Ezel’in şefkatinin  sularında ıslanıyorum. Ferahlıyorum...

Bugün Anneler Günü...                                                                                                       

Herkes annesine koşuyor...

Benim menzilim yok, gideceğim kapım yok, sen yoksun.

Anlıyorum ki sen bir an’dın zamanın avucundan ötelere akmışsın...

Ve anlıyorum ki...

Beni sonsuza kadar bırakmışsın...

 

 

 

Bugün “Anneler Günü”...

Sana çiçekler getiremiyorum, ellerinden öpemiyorum anneciğim. Sana sadece dualarım ulaşır biliyorum dualarım yeter. Dualar yüreğin kandilleri. Onları çiçeklerin bin bir rayihasıyla harmanlayıp ol Mevla’ya gönderiyorum her daim. Dualar yüzüme gülüyor. Duru bir gölün yanağına konan nilüferin beyazı yürüyor ırmaklarıma.  Aşk kılıcını çekiyorum kınından, yürüyorum beyazların en beyazına karanlıkları yara yara...  Duaların ellerinden sımsıkı tutuyorum bırakmayası... Bir elif yalnızlığı ve bir elif duruşuna bürünüyor aklım. “Elbet bir gün buluşacağız” diyor içim... Kalbimin toprağında yeşeriyor yeni baştan unuttuklarım, kaybettiklerim, bitirdiklerim... Su yürüyor kuruyan dallarıma, bitti sandığım baharlar çiçek açıyor yeni baştan. Havf ve reca arasında yürüyen ümitvâr bir kulun sonsuz yürüyüşü bu anneciğim... Künyemde yeni adresler belirliyorum. Bütün kandillerimi sana adıyorum anneciğim.

Senin “Anneler Günü’nü “ dualarımda kutluyorum.

Bugün “Anneler Günü”...

Herkes annesiyle coşuyor....

Benim dualarım var binbir çiçek demeti...

Hünkar-ı Ezelin dergahına  koşuyor...

Benim dualarım var, binbir çiçek demeti...

 

 

Yorum (0) >> feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >