|
Badem Çiçekleri
Meryem Aybike Sinan
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bir zamanlar hayatımda badem çiçekleri vardı.
İlkbaharın müjdecisiydiler pembe beyaz gelen. Kuytuların yalnızıydılar. Kimselerin görmediği güzellikteydiler. Baharın dağlara merhaba dediği demlerde çiğdemin ardından hayatıma giren badem çiçekleri açtığında dağlara pembe feraceli bir peri kızı inerdi sanki. Seherin tatlı esintisi yalayıp gezerdi yanaklarını bademlerin. Kimselerin uğramadığı, elini sürmediği bu yalnız ağaçların tek sevdalısıydım belki de.
Badem ağaçlarını görmeyeli uzun yıllar olmuş.
Ne zaman nasıl nerede idiler?
Şimdilerde unuttum.
Beydağlarının etekleri badem ağaçlarına kucak açardı o zamanlar. Bahçelerden dışlanan bu ağaçların kendilerini gizemli dağ başlarına savurmalı boşuna değildi belkide. Kış usulca çekilir, bahar gizlice süzülürdü tabiatın yanağına. Kar uzak dağların tepelerinde küme küme el ederdi. Nevruz çiçeğinden bir de badem çiçeklerinden anlardık baharın geldiğini. Bu ağacın bahtsızlığı yüksek yamaçlara terk edilişleri miydi bilmiyorum. Bildiğim, hatırladığım her sabah okula gittiğimde bir dal badem çiçeğini ne edip yapıp bulmak ve öğretmenimin masasına koymaktı.
Badem ağaçlarını görmeyeli uzun yıllar olmuş.
Ne zaman nasıl nerede idiler?
Şimdilerde unuttum.
Seneler ne çabuk geçiyor. Memuriyetimin başlamasıyla veda ettiğim Malatya’yı düşünüyorum da serin bir meltem dokunuyor yüreğime. O şehirde farklı bir tılsım vardı çözemediğim. Baharlar bu şehirde niçin böylesine güzeldi, insanlar bu şehirde niçin böyle şefkatli ve dürüsttü, türküler bu şehirde niçin bu kadar yanıktı? Anlayamadım, bilemedim. Şimdilerde Selahattin Alpay “Malatya Malatya bulunmaz eşin” dese de tadı yok, efsunu yok eskisi gibi. Malatya bir uzak şehir gidemediğim. Badem ağaçları yamaçlarında kalmış mıdır bilmiyorum.
Badem ağaçlarını görmeyeli uzun yıllar olmuş.
Ne zaman nasıl nerede idiler?
Şimdilerde unuttum.
Malatya demek kayısı demek olsa da badem demektir aslında benim için. Badem çiçekleridir, zambaklardır baharda arz-ı endam eden. Fuzuli caddesinden, Kışla caddesine, İnönü caddesine unutmuşum bu güzel şehrin yollarını. Derme çayı yine gümbür gümbür akıyor mu şehrin orta yerinde? Bilmiyorum. Kernek’in yüksek yamaçları badem ağaçlarının işgalindeydi o zamanlar. Alıçlardı dağların yalnız gülü bir zamanlar. Sonra bademlerin üstünlüğüne inandı yüreğim. Pembe feraceli bir peri kızıydı badem ağaçları dağlarda gezinen.
Badem ağaçlarını görmeyeli uzun yıllar olmuş.
Ne zaman nasıl nerede idiler?
Şimdilerde unuttum.
Ah Malatya, güzel şehrim.
Şehirlerin sultanı olan can şehir. Bir Selçuklu şehzadesi gibi yalnızsın çok uzaklarda. Gelemiyorum. Yollarımı bağlamış gurbet. Fırat gibi kükrüyor yüreğim sana doğru. Beydağları gibi yücesin yüreğimde. Malatyalı Fahri gibi yemin etmişim gelmemeye. Zehra Bilir gibi acılı türküler söylüyorum. Sabahat Akkiraz dinliyorum senin niyetine. Arguvan türküleri yakıyor bağrımın orta yerini. “ Ölüm olsa bu ayrılık olmasaydı Malatyalım” diyen türküye verdim yüreğimi bu aralar. Badem ağaçları açtığında geleceğim diyorum. Bu bahar muhakkak geleceğim.
Badem ağaçlarını görmeyeli uzun yıllar olmuş.
Ne zaman nasıl nerede idiler?
Şimdilerde unuttum.
Unuttum şimdilerde.
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|