Anasayfa
Sazlar Çalınır Kandil'in Mağaralarında? Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008

Sazlar Çalınır Kandil'in Mağaralarında?

Mehmet Derebeyoğlu

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Pazar sabahı internet haber sitelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ı F-16 uçakları ile bombalaması flaş haber olarak duyuruldu. Televizyonlarda gece yarısına kadar sanki Kuzey Irak'ı fethetmişiz gibi olayı, Fenerbahçe'nin CSKA Moskova maçından sonra, Feneri "Avrupanın Yeni Kralı" diye verdiği gibi abartarak vermeye devam etti. Daha işin başında operasyonun PKK'dan ziyade aylardır beklenti içindeki Türk Milleti'ne karşı yapıldığı anlaşıldı.

Öğleye doğru, Nisan ayından bu yana operasyona direnen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir merasim dolayısıyla bulunduğu İzmir'den bir fatih edasıyla yaptığı açıklamalar geldi.

Akşam haberlerinde Kanal D Televizyonunda, daha önceki dönemlerde Genelkurmay toplantılarına davet edilmeyen Mehmet Ali Birand'a Yaşar Büyükanıt Paşanın özel açıklamaları duyuruldu.

Genel Kurmay Başkanı'nın;

''PKK artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki artık bizim için PKK'nın oradaki kampları ve hareketleri BBG evi (Biri Bizi Gözetliyor) gibidir. Yeter ki gidip vurabilme imkanı sağlansın. Oraları artık elimizin, avucumuzun içi gibi biliyoruz''

''Dün gece hiç uyumadım, büyük heyecan içindeydim. TSK, Türk halkına ve bütün dünyaya şu mesajı vermiştir, 'Kış da olsa, kar da yağsa, mağarada da yaşasalar biz onları bulup vururuz. Artık 'kış geldi, yaz geldi' yok. Bu harekatlar her zaman devam edecektir. Amerika istihbarat verdi. Ama istihbarat kadar önemli olan başka bir nokta var. Asıl önemlisi Amerika dün gece, Kuzey Irak hava sahasını bize açtı. Amerika dün gece Irak hava sahasını açarak bu harekata onay vermiştir. İstihbarat açısından da hiçbir sıkıntımız yoktur. PKK artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki artık bizim için PKK'nın oradaki kampları ve hareketleri BBG evi gibidir. Yeter ki gidip vurabilme imkanı sağlansın. Oraları artık elimizin, avucumuzun içi gibi biliyoruz.''

şeklindeki açıklamaları gerçeği tüm çıplaklılığı ile gözler önüne serdi. Bu açıklamada dikkat çeken en önemli cümle;

Unutmasın ki artık bizim için PKK'nın oradaki kampları ve hareketleri BBG evi gibidir. Yeter ki gidip vurabilme imkanı sağlansın. Oraları artık elimizin, avucumuzun içi gibi biliyoruz.''

Amerika istihbarat verdi. Ama istihbarat kadar önemli olan başka bir nokta var. Asıl önemlisi Amerika dün gece, Kuzey Irak hava sahasını bize açtı. Amerika dün gece Irak hava sahasını açarak bu harekata onay vermiştir.

Dağlıca baskınına Amerikan askerlerinin de katıldığı ve hatta ikisinin yakalandığı iddiaları ile ilgili herhangi bir açıklama bu zamana kadar yetkili merciler tarafından yapılmamıştır. Ayladır siyasi iktidarın ayak sürümesiyle, Kuzey Irak'taki PKK unsurlarına Kandil'den kaçış ve kendi güvenliklerini sağlayacak zaman tanınmış ve neticede Amerika'nın içi ne kadar dolu olup olmadığını henüz bilmediğimiz "anlık istihbarat" desteği ve Irak hava sahasını Amerikan menşeli F-16 Türk uçaklarına açması ile insansız olduğu anlaşılan bazı hedefler Pamukoğlu Paşa'nın iddialarına paralel olarak bombalanmıştır. PKK'nın zayiatı ile ilgili ortada herhangi bir kanıt yoktur. Dağlıca baskınından sonrada PKK'nın 34 zayiat verdiği açıklanmışsa daleşler ortada yoktur. Ateş altındaki teröristlerin leşleri nasıl götürdükleri sır olarak kalmıştır.

Bu olay göstermiştir ki; Türkiye kendi sınırları dışında Amerikan emperyalizminden icazet almadan adım atamamaktadır. Amerikan icazetiyle iktidara getirilen AKP'nin, siyasi iktidarını sürdürmek ve sağlama almak için teslimiyetçi icazetçi bir anlayışın ötesinde Türk'e yakışır Türkiye'nin menfaatlerini koruyacak bağımsız cesur şahsiyetli bir politik anlayışı yoktur.

Sahip olduğu ileri teknoloji ile dünyayı BBG evine çeviren Amerika'nın izni olmadıkça, Türkiye Anadolu'da hapsedilecektir. Binlerce yıllık şerefli bir tarihe sahip olan Türk Milleti'nin henüz 1876'larda kurulan Amerika karşısında düştüğü durum acı bir gerçektir. Türk Milleti ne acıdır ki bıçak kemiğe dayandığında Mustafa Kemal gibi önderler çıkarmakta, onun dışında siyasi ve maddi çıkarlarını ülke menfaatlerinin önünde tutan Damat Ferit'lerle yüzyılları ıskalamaya devam etmektedir.

1967 yılında Kıbrıs'ta Rumların Türkleri katletmesi olayında, devrin Başbakanı Süleyman Demirel Kıbrıs'a çıkartma kararı alır. Ne yazık ki askerlerin cevabı düşündürücüdür. Çıkartma gemimiz yok. Daha sonra çıkartma gemileri yapılarak 1974'de Bülent Ecevit döneminde Kıbrıs'a müdahele edilir. Anadolu, dünyanın en kritik coğrafyasıdır. Bu topraklarda vatan olarak sonsuza dek kalacaksak, Türk Milleti'nin arsız siyasetçilere değil, geleceği doğru olarak gören ve ona göre gerekeni yapan devlet adamlarına ihtiyacı vardır. Maalesef Mustafa Kemal'den sonra Türkiye devlet adamı kıtlığı çekerken, ihtiyaç fazlası siyasetçi çoğalmıştır.

Dünya coğrafyasında bağımsız, güçlü sözü dinlenir bir devlet ve millet olmanın yolu çağın en ileri teknolojisine ulaşmış olmaktan geçmektedir. Köroğlu'nun zamanında dediği gibi "demirden tüfek icat oldu mertlik bozuldu". Fatih Sultan Mehmet çağının en ileri toplarını döktürmeseydi, gemileri karadan haliç'e indirmeseydi İstanbul'u fethedebilirmiydi? Emperyalist ülkelerden aldığımız silah ve bilgi teknolojileri ile Türkiye'nin çıkarları korunamaz. Ancak bedel ödenerek taviz verilerek onların izin verdiği ölçüde, taşeronlarının içimizdeki truva atlarının Türk Milleti'ne karşı psikolojik operasyonlarına malzeme teşkil etmek üzereffili kahredici operasyon değil ancak tatbikat yapılabilir.

Benim bir Türk Milliyetçisi olarak anladığım; Pazar gecesi gerçekleştirilen bombalamanın PKK unsurlarından ziyade, " teröristlere örtülü af yolunu açacakve Türkiye'yi silahla değil düz ovada siyasetle bölmeye kapı aralayacak "Ananın Evine Dön" projesinin hayata geçirilemesi için Türk Milleti'ne karşı yapılan bir psikolojik operasyon olduğu gerçeğidir.

Türk düşmanları dışardan truva atları içerden, Türk Milleti tarinin en büyük saldırları ve ihaneti ile karşı karşıya iken; sazlar çalınmaktadır Kandil'in mağaralarında.

Pazar gecesi yapılan operasyonla; "Dindar Cumhurbaşkanı" propagandasını aşamayanTürk Silahlı Kuvvetleri, AKP cemaatinin el altından fısıltı gazetesi ile "Biz yetkiyi verdik asker gitmiyor" kara propagandasını bozmuştur.

Keşke Türkiye'nin bu haklı savaşında; Kerkük'ü kürtleştirip Kuzey Irak'ta Kürt Devleti kurdurarak bizden güneydoğumuzu koparmak için Amerikanın silaklandırdığı PKK'ya karşı,elimizdeki silahlar Amerikan silahları, avucumuzun içinde Amerikan uydularından alınan hedefler olmasaydı.

Geldiğimiz nokta: İktidardaki zihniyetin aynen kendisi gibi bir taşeron ve kukla oldukları artık ayan beyan ortaya çıkan PKK ve siyasi kanadı DTP"nin tasfiyesi karşılığında bölgeye yönelik BOP projesinin bir parçası olmayı kabul ettiğidir.

Bu durumda yapılması gereken şey, yaşananbu ihanetler konusunda milleti uyarmak ve teyakkuza geçirmektir. Hele gidilen istikametin felaketle noktalanacağı muhakkaksa, teyakkuz halini tam bir seferberlik haline dönüştürmektir. Türk insanının kaynaklarıyla kendi sonunu hazırlayacak bir siyasi yapı kurulmaktadır. 5 Kasım Bush talimatları yerine getirildiğitakdirde olacak olan budur.

Bu apaçık gerçeği gördükleri halde, sığ ve basit dar çıkar hesaplarıyla gerekeni yapamayan, basiretli davranamayan bütün kurumlar ve siyasi aktörler gelecek kuşaklar tarafından lanetlenecekler, benzeri görülmemiş bir gafletin, dalaletin ve hıyanetin mümessilleri olarak tarihin karanlık sayfalarında hak ettikleri şekilde anılacaklardır. Milletin onları layık göreceği seviye, Damat Ferit"in dahi daha yüksekte kalacağı bir yer olacaktır.

Büyük Devlet adamı Mustafa Kemal'in ayağında yırtık çarıkla yoktan var ettiği ve Cumhuriyeti emanet ettiği Türk evladı, gözünü kulağını dört aç:

Amerikanın himmetiyle yine Amerikanın himayesine girmiş bölücülere karşı yapıldığı sanılan bu göstermelik bombalamalar Türk'ün beynine atılmaktadır.

Dış İşleri Bakanı Ali Babacan; Genelkurmay'dan yapılan açıklamalara itibar edin güvenin diyor.

Elbette itibar ediyoruz güveniyoruz. Ama daha önce orda bulunan emekli paşalarda şimdi hata ettik diye günah çıkarıyor.

Yok ki ortada bir Mustafa Kemal, bir Alparslan Türkeş; bir emriyle uğrunda ölelim.

Buradan Fazıl Say gibilere de bir sözüm var:

Haçlıların diyologcu Türkiye Şubesi memurlarına islamcı etiketi yapıştırarak ekmeklerine yağ sürmeyin.

Karşı çıktığınızı sanırken ne yazık işbirlikçilere hizmet ediyorsunuz.

 


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (1)add
ayhan birben: aynen
yazınız inanin düşündüklerimi birebir aktardı bana tercüman oldunuz teşekkür ediyor başarılarınızı ve yazılarınızın devamını diliyorum.
Aynen dedidiğiniz gibi "YOK Kİ ÖLELİM?
Saygılar
1

Mart 05, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >