• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Temmuz
2008
Anasayfa
Milli Güçlerin Çatışması Yazdır E-posta
Cumartesi, 08 Mart 2008

Milli Güçlerin Çatışması

 

 

Mehmet Derebeyoğlu

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

 

"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
  Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez
."

 

AKP'nin iktidara gelmesiyle başlayan teslimiyetçi zihniyete karşı mücadele eden vatansever güçlerin göğsünü kabartan “Güneş harekatının”, beklenmedik bir şekilde sona erdirilmesi nedeniyle oluşan şaşkınlığın yarattığı infial üzerine, Ankara'da büyük bir karmaşa yaşanıyor. Muhalefet Partileri ile Genel Kurmay arasında yaşanan gerginlik yüce Türk Milleti tarafından şaşkınlıkla izleniyor. Geleneklerinde Ordu'ya karşı olumsuz bir tavrı bulunmayan hatta doğal müttefik sayılan MHP ve CHP'nin askerle ters köşeye düşmesi, Türkiye'nin içinde bulunduğu tehlike ve tehdidin boyutlarını ortaya koymakta. Aslında askerle muhalefetin karşı karşıya gelmesini bir kavga olarak görmemek gerekir. Zira bu içinde bulunulan tehlikenin ve Amerika tarafından maruz kaldığımız muamelenin hazımsızlığı sonucu karşılıklı bir sitem olarak görülebilir.

 

12 Eylül Gece Darbesinden sonra Amerikan çocuklarının işkencelerine maruz kalmış Ülkücü Hareket camiasının, kan kusup kızılcık şerbeti içtik misali, askerine toz kondurmamak için acılarını içlerine gömdüklerini düşünürsek, özellikle Sayın Devlet Bahçeli'nin haklı ikazlarının ne derece önemli olduğunu idrak edebiliriz.

 

Sayın Bahçeli, Harekatın ansızın bitirilmesinden daha ziyade, harekat esnasında Genelkurmayın açıklamalarında PKK unsurları hakkındaki kullanılan askeri terimlerle ilgili olarak haklı ve yerinde bir tesbitte bulunmuştur. Anlaşılamayan açıklamakta güçlük çektiğimiz Sayın Bahçeli'nin yerinde bulduğumuz tesbitlerine Genel Kurmay Başkanlığı'nın gösterdiği aşırı ölçüsüz tepkidir. İşin aslına bakarsak sağcısıyla solcusuyla vatansever güçlerin yüreklerindeki tepki, Sayın Bahçeli ve Baykal'ın eleştirilerinin çok daha ötesindedir. Türk'ün gururu incinmiştir. Ömrünü Türk Milliyetçiliği uğrunda tüketen bizleri esas üzen tüketen konu, Kuzey Irak'a Amerikan izni ve istihbaratıyla girilmesidir. Atalarımızın çok güzel bir sözü vardır: El atına binen çabuk iner. Hedefleri Amerikan istihbaratı tarafından verilen bir askeri operasyonun yine Amerikanın baskısıyla sona erdirildiği kuşkusudur. Bağımsızlık benim karaketerimdir diyen Mustafa Kemal'in Ordusunun, Amerikanın verdiği istihbarata bağlı olarak icazetle dümanının üzerine gitmesi Türk Milletinin vicdanını derinden yaralamıştır.

 

Sayın Genel Kurmay Başkanının, medya mensuplarına yönelik düzenlediği bilgilendirme toplantısında; "Amerikanın etkisi ile operasyonun sona erdirildiğini ispatlasınlar, üniformamı çıkarırım " şeklindeki sözlerine inanmak durumundayız. Ancak aynı toplantıda sarf ettiği bir cümle çok dikkat çekicidir. Zap Bölgesindeki 300 hainin 240'nın tesirsiz hale getirildiğini belirterek hedefe ulaşıldığını beyanla, diğer hainlerle de temasın kesildiğini ifade etmiştir. Üzerinde durulması gereken nokta bu temas kesilmesi konusudur. Vatandaşın kuşkusu, ağır kış şartlarında Türk askerinin Kuzey Irak'a girmesine müsaade ederek hezimetini bekleyen Amerikanın, hesabının tutmaması sonucu bir anda anlık istihbarat desteğini keserek Türk Askerinin hedefindeki PKK'lıların korunmasıdır. Türk Devletinin istikbalinin ve bağımsızlığının en büyük güvencesi olan Türk Ordusuna karşı ABD ve işbirlikçisi AKP'nin ağır kış şartlarında bir tuzak kurması ihtimal dışı değildir. AKP'nin Son 5 yıllık sicili bu kuşkuyu artırmaktadır. Türk Ordusunun zor şartlardaki tahmin edemedikleri başarısı karşısında, PKK'nın tamamen yok edilerek, esas içerde tezgahlamak istedikleri siyasi çözüm gerekçelerinin ortadan kalkması ihtimali Amerika'yı ürküterek istihbarat desteğinden cayması mı Kuzey Irak Harekatını yarım bıraktırmıştır? Soruları uzatmak mümkündür. Ancak gözüken şudur: Türkiye üzerinde büyük bir oyun oynanmakta, AKP ve Tayyip Erdoğan bu oyunda baş rol oynamaktadır. İçerden ve dışardan iktidarları döneminde Türk Ordusunu yıpratmak için  ellerinden geleni arkalarına koymayanların birden kuzu postuna bürünmelerini olağan bir gelişme olarak kabul etmek mümkün değildir. Askeriyle, siviliyle milli güçleri birbirine düşürmek ve çatışma ortamı yaratmak senaryonun dışarda çok ustaca yazıldığının karinesidir. Bu hengamede Vakıflar Yasası Milletin dikkatinden kaçırılmıştır. Artık Ayasofya'nın bile tapusunun haçlılar tarafından talep edilmesi uluslararası hukuk açısından mümkün hale getirilmiştir.

 

Burada özellikle Genel Kurmayın gösterdiği tepkinin, Kuzey Irak Harekatı ile ilgili MHP Lideri Bahçeli'nin sitemine değil, MHP'nin baş örtüsü konusundaki haklı tavrına olduğunu düşünmekteyiz. Bu sebeble de göz bebeğimiz Ordumuzun Türkiye Cumhuriyeti'nin Tapusu olan Lozan'ın delinmesi anlamına gelen Vakıflar Yasasına göstermediği tepkiyi, Milletin hassas olduğu konularda göstermesini anlamakta güçlük çekiyoruz.

 

Baş Örtüsünü siyasi simge olarak kullanan, Allahın emirlerini dünyalıkları için istismar edenleri bizler Yüce Yaratana havale ediyoruz. Din üzerinden nemalanların cezasını  Yüce Allah ahirette de dünyada da elbette verecektir. Ancak Allah korkusuyla örtünenleri bu derece aşağılamak, başlarını açmaya zorlamakta, nefret ettiğim süpürge uzmanı Cüneyt Zapsu'nun da dediği gibi "Donunu çıkar" demekten farksızdır.

 

Netice olarak; Mustafa Kemal'in "Mevzubahis olan vatansa gerisi teferruattır" sözünden hareketle, zaman milli güçlerin teferruat yüzünden çatışmaları zamanı değil, omuz omuza olma zamanıdır.

 

Kendi yarattığı El-Kaide terörü yüzünden; Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de nehir gibi Müslüman kanı akıtanların, taşeronları PKK eşkiyaları ve destekçileri ile Türk Devletini, işbirlikçilerini kullanıp masaya oturtarak Türk'ün onurunu çiğnetmeye çalışanlara karşı dik durma zamanıdır. 

 

"Hürriyeti aldık!" dediler, gaybe inandık;
"Eyvah, bu bazicede bizler yine yandık!"

Cem'iyyete bir fırka dedik, tefrika çıktı:
Sapsağlam iken milletin erkanını yıktı.

"Turan ili" namıyla bir efsane edindik;
"Efsane, fakat, gaye!" deyip az mı didindik?

Kaç yurda veda etmedik artik bu uğurda?
Elverdi gidenler, acıyın eldeki yurda!

 

 

 

Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

GİRİŞ Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI