• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

21
Temmuz
2008
Anasayfa
Çankaya'da Son Sözü MHP Söyledi Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008

Çankaya'da Son Sözü MHP Söyledi

Mehmet Derebeyoğlu

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Beklenen oldu. Nihayet 11.Cumhurbaşkanı MHP'nin pasif desteği ile herhangi bir krize yol açılmadan seçildi. Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal'ın ağzına yüzüne bulaştırdığı Çankaya seçiminde sonsözü MHP söyledi. Nur yüzlü dedemizin oğlu Abdullah Gül'ün seçilmesi iyi mi oldu kötü mü oldu, bunun cevabını sayın Abdullah Gül, önündeki 7 yıllık icraatı sonucunda verecektir. Biz her şeye rağmen Türkiye'ye hayırlı olmasını temenni ederiz.

Cumhurbaşkanı seçiminde; MHP'nin tavrı iktidar yanlılarınca mecburiyetten olumlu karşılanırken, CHP yanlıları ve MHP düşmanlarınca eleştirilmektedir. CHP bilinen tavrını ortaya koymuştur. Söylenecek fazla bir söz yok. Kendi kendilerine MHP-CHP koalisyonu senaryosu yazanlar hayal kırıklığına uğradıklarını ifade ederken, Devlet Bahçeli düşmanlığını var oluş sebebi haline getiren Yeniçağ gazetesi ve yazarları MHP'ye saldırılarını sürdürmektedir. Sanki seçimlerden önceki MHP aleyhindeki yayınları unutulmuş gibi, MHP'den hesap sorma acziyetleri ibret vericidir. MHP'ye saldıran bu gazete ve birçok yazarının gözünde Sosyalist Enternasyonal üyesi CHP ve Baykal, MHP'lilerden daha milliyetçi ilan edilmiştir. Evet CHP devletçi laik bir partidir, ancak Baykal'ın meşhur topalınki gibi konjonktürel ulusalcılığı dışında bu zamana kadar Türk Milliyetçiliğine sahip çıktıklarını görmedik. Önce Marks'tan, Engels'ten, Castro'dan sonra siyaseten Şeyh Edebali'den esinlendiklerini gördük amma Ziya Gökalp'i okuduklarını duymadık. Ama dün CHP'nin sol'un kalemşörlerinin bugün medya plazalarında hızlı birer Tayyipçi, Gül'cü olduklarını ibretle izliyoruz.Siyasi islamcısı, kürtçüsü, solcusu aynı renkte buluşmuşlar. Yeşili keşfetmişler. Bu yeşil Amerikan dolarının gücü nelere kaadirmiş, daha biz farkına varamadık.

MHP; Tayyip Erdoğan'ın elini kolunu bağlayarak özellikle Abdullah Gül'ün seçilmesini sağlamış ve dini istismar kapısını kapatmıştır.

Biz MHP'ye oy veren gönülden destekleyen Ülkücüler, Abdullah Gül'ün ve AKP'nin neden karşısındayız. Önce bunu açık yüreklilikle sorgulayalım ki, kimler ne kadar samimidir, ne yapmak istemektedir, onu ortaya koyalım.

Ülkücüler, koltuğa oturur oturmaz ilk cuma namazını kaçırsada; Çankaya'ya namazında niyazında bilinen, eşi baş örtülü bir kişinin çıkmasına asla karşı olamazlar.

Bu konuda Ülkücülerin CHP'nin öne sürdüğü itirazlara katılması beklenemez.CHP'nin itirazı başörtüsünedir. Abdullah Gül'ün "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" diyememesine değildir. Bu zamana kadar içimizdeki ermenisi yahudisi CHP'ye oy veriyordu. Halkların kardeşliği diye pankart açanlar, Tunceli'de 938'in kahramanları diye nutuk atanlar CHP'liler değilmiydi?CHP'nin AKP'ye muhalefet gerekçeleri ile MHP'nin gerekçeleri birbirinden farklıdır. MHP geçmişte DSP ile ortak hükümet kurdu diye CHP ile de ister hükümette ister muhalefette ortaklık yapacak diye bir kaide de yoktur. Ayrıca bugün DSP bile CHP ile aynı fikirde değildir.

Madem ki milletin temayülü gereği Çankaya'ya AKP'li birisi çıkacak, ayvaz kasap hepsi bir hesap, ha Abdullah Gül olmuş, ha başka bir AKP'li. Her ne kadar din üzerinden siyaset ve yayın yapan çevreler, Abdulllah Gül'ü Necip Fazıl'dan feyz aldı diye pazarlamaya çalışsalarda, biz Ülkücülerin gözünde inandırıcılığı yoktur. Necil Fazıl'dan feyz alan bu kadronun milli görüş gömleğini çoktan çıkardığını, Türkiye'de iktidar ve saltanatlarını devam ettirmek için, ABD ve AB'nin yerli işbirlikçiliği görevine soyundukları apaçık ortadadır.Yahudi lobileriyle el ele, küresel sermayeye Türkiye'yi sömürtmekte hiçbir sıkıntıları yoktur.Ayrıca rahmetli Necil Fazıl'ın son zamanında sahte islamcı bu kadroları reddettiği ve Ülkücülerin safında yer aldığını özellikle hatırlamalıyız.

Ülkücülerin itirazı; iktidar ve saltanatları için milli ve dini her türlü kutsal değerlerimizi samimiyetsizce kullanarak Türk Milletini yanıltmalarına ve Yüce Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi olan Türk Milliyetçiliğini ve Türklük bilinciniortadan kaldırmak, Türkiye'yi küresel semayenin pazarı haline getirmek için, Türk düşmanları ile işbirliği içine girmelerinedir. Burada amaçları, Amerika tarafından uygulanmak istenen, haçlı-siyonittifakının kontrolündeki bir islam coğrafyasıdır. Yüz yıllardır haçlı dünyasının korkulu rüyası,islamın kılıcı Müslüman Türk'lerin zararsız hale getirilmesidir. Tayyip Erdoğan'ın eş başkan olduğu BOP projesinin aslı budur.

Maalesef, buproje kendilerine dindar sıfatı verilenişbirlikçi bir kadro tarafından adım adım hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Kürtçüsü,marksisti, sahte islamcısı, AB'cisi, liberali el ele vermiş ve Türklüğe savaş ilan etmiştir. Çünkü AB-D'li patronlarının gözünde Anadolu Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir coğrafyadır. Mekke ve Medine islamın kutsal şehirleri olsada İslamın en büyük kalesi Anadolu Türklüğüdür. Bu kavga haç ile hilalin kavgasıdır. Hizmetinin karşılığını Allah'tan değil, patronlarından bekleyen bu truva atları, islamı ve Türkleri patronları adına kontrol etme görevi ile iktidara getirilmiştir.

Devlete ait devasa tesisler, kuruluşlar batı sermayesine teslim edilmektedir. Özel sektöre ait şirketler bankalar yabancı ortaklıklara açılmaktadır. İş oraya kadar varmıştır ki akarsularımız bile yabancılara satılma sürecindedir. Milli varlıklarımız ve ekonomimiz tamemen yabancılara terkedilmektedir. Türk tarımı ve köylüsü çökmüştür. Siyasi ve ekonomik yönetimi küresel sermayenin kontrolüne giren Türk insanı sadece ucuz işçi deposu haline getirilecektir. İşbirlikçiler azınlıklar köşeyi dönerken Türk'e reva görülen köleliktir.

Türkiye pazarının küresel sermayeye tesliminde halktan gerçekler saklanmakta,işsiz güçsüz bırakılan Türk insanı bir takım sadakalarla uyutulmaktadır.Türk insanına balık tutmak değil dindarlık kisvesi altında hazır küçük balıklar ikram edilerek iradesine fesat karıştırılmaktadır. Cari açıkla beslenen budeğirmenin suyu kesilince, ortada ne kalacaktır, bunun cevabı meçhul değil, kendi öz yurdunda esarettir köleliktir. Baş örtüsünü siyasi bayrak yapan münafıklar sayesinde, korkarım ki ninemizin hatırası, en güzel çehrelerin çerçevesi baş örtümüzü, birgün kiliseönünde mendil yerine kullanmak zorunda kalmayalım.

Müslümanlık ve baş örtüsü, Türkiye'nin empeyalistlere teslim sürecinde çok ciddi biristismar vasıtasıolarak kullanılmıştır. Milletin bu konularla zihni meşgul edilerek, perdenin gerisindeki gerçekleri ihaneti görmesine bilinçli olarak mani olunmuştur. Baş örtüsü ile başımız değil, aklımız gözlerimiz bağlanmıştır. İşte bu aşamada MHP çok akıllı bir tutum sergileyerek maskelerin düşmesine zeminhazırlamıştır. AKP kadrolarının bu dönemde maskeleri düşecektir. Artık din adına istismar edecekleri bir sermayeleri bahaneleri kalmamıştır. Mademki Çankaya'da dindar bir Cumhurbaşkanı var, mademki Çankaya'da baş örtülü bir hanım efendi var, o halde en kısa zamanda üniversitelerdeki baş örtüsüyasağının ve meslek liselerine uygulanan katsayıadaletsizliğinin de sürdürülmesinin hiç bir anlamı kalmamıştır. Ülkücüler bu yasağa karşıdır. AKP'nin bu konuda yan çizecek kıvıracak birbahanesi kalmamıştır. Cihet-i askeriyenin ve CHP'nin de bu konuda endişelerine mahal yoktur. Çünkü DSP-MHP-ANAP Hükümeti zamanındaki gibi başörtüsü mücadelesi veren kızımızda kalmamıştır. AKP iktidara gelinceye kadarmış o kavga. Şimdi çoğunluğunun altında lüks araba, saçlar sarıya boyanmış, gözlerinde yeşil-mavi lenslerİstanbul caddelerinde fink atıyorlar. Bu sayede vekil olanların bile kızları başını açalı çok oldu. Olan bizim gibi Ülkücülere ve kızlarına oldu.

MHP, Cumhurbaşkanı seçimindeki akıllı tavrıyla Türk siyasetinde olması gereken yerde durmuştur. İşbirlikçilerin MHP'yi CHP ile özdeşleştirme gayretleri havada kalmıştır.

Önümüzdeki dönemde, AKP kadrolarının milleti din üzerinden nasıl oyaladıkları, Türkiye'yi nasıl peşkeş çektikleri Millet tarafından açıkça görülecektir. Bundan sonra istismar ettikleri dini konuları değil, yolsuzlukları, ihanetleri, zenginleşen tarikatları, pazarlanan milli servetimizi, içimizdeki dönmelerin sinsi emellerini, dindarlık maskesiyle haçlılara yahudilere nasıl taşeronluk yaptıklarını, felakete giden cari açığı dış borçları, işsizlikten evine ekmek götüremeyen babaları, hala babalarından harçlık alan yaşı 25-30'u bulmuş işsiz üniversite mezunu gençleri, torpilleri, iltimaslarıkonuşacağız.

Millet, hırsız var diye bağıranın esas hırsız olduğunu anlayacaktır.

Önceki AKP iktidarında, zinayı suç olmaktan çıkardık. Nüfus cüzdanlarından din hanesini kaldırdık. Camilerde "hak din islamdır" gerçeğini yasakladık.

Eşi baş örtülü dindar cumhurbaşkanımız devrinde de İslam'ın nasıl özünden uzaklaştırıldığını, nasıl haçlıların çıkarlarına uygun hale getirileceğini hep birlikte göreceğiz. Dinler arası diyolog masalcıları yeni senaryoları yeni masalları yakında tedavüle çıkaracaktır. Allah'ı üçleyen hristiyanlarla ve Allah'ı sadece kendilerinin Tanrı'sı kabul eden yahudilerle bu kadar iç içe olmanın, sayısı artan dolar milyarderleriş haricinde,müslümanlara ve islama ne kazandıracağını veya ne kaybettireceğini hep birlikte görüp yaşayacağız. Mübarek islam dinini bir baş örtüsüne indirgeyenlerin dindarlıklarının da münafıklıklarının da derecesini elbette göreceğiz. Dün islamcı gazetelerde müslümanlık dersi veren muharrirlerin bugün bizans medyasına terfii edince mankenler dünyasına adım attıklarını gördüğümüz gibi.

Sayın Bahçeli AKP ve yandaşlarının kullandıkları islamcı maskesini indirmek ve gerçek yüzlerini millete göstermek için, eşi başörtülü dindar olduğu iddiasındaki Abdullah Gül'e özellikle bilerek vize vermiştir. Çankaya'da işbirlikçilere maskelik yapacak kukla bir alternatifin önünü kesmiştir.

TBMM Başkanlığına seçilen sayın Köksal Toptan eski DYP'lidir, laiktir, eşinin başı açıktır da, acaba AKP'nin Cumhuriyet karşıtı çıkaracağı hangi yasanın önünü kesebilecektir. Sadece bir koltuk uğruna, işbirlikçilerin topluma karşı bir vitrin malzemesiolmaktan öteye şansı yoktur. CHP Meclis Başkanı seçiminde işin özüne bakmamış, görüntüye destek vermiştir.

2.Erdoğan Hükümetini ve dindar cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü Türk Milliyetçileri çok dikkatle takip edecektir.

MHP; Lideri Sayın Devlet Bahçeli ve çok kaliteli bir meclis grubuyla,Türkiye ve Türk Milleti için doğru yoldadır.

Hele Başbuğluğa özenip, Milliyetçi Türkiye diye bir kısım vefakar Ülkücüleri Ankara yoluna çıkarıp, direksiyonu yalnız başına Sivas'a kıranları da gördükten sonra Türk'ün MHP'den başka alternatifi kalmamıştır.

Türk Milletinin gönlü ferah olsun.

Ülkücüler Ankara'da sorumlulukarının idraki içinde görevlerinin başındadır.

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!

Ölsekte sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu teker kalır tümsekte!

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

 

Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

GİRİŞ Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI