• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Ağustos
2008
Anasayfa arrow Sunumlar arrow Türkçe'ye Saldırılar ve Medya
Türkçe'ye Saldırılar ve Medya Yazdır E-posta
Pazar, 09 Mart 2008

Türkçe’ye Saldırılar ve Medya

 

Demirhan Çıracı

Radyo, televizyon, gazete ve dergi,
Ahlaksızlık boy aşmış, sergi var sergi,
Yetmedi, koy gitsin kültüre de vergi,
Çalar özünü kanarsan, boşa bu yergi.

Yazıya değerli Ozanımız, Sn. Ahmet Yılmaz’ın Otuz kupon adlı şiirinden esinlenerek, bir dörtlük ile başlamak istedim. Toplumun geldiği nokta ve kültür üzerine yozlaştırma hareketlerinin öncülüğünü yapan medyanın, yerini belirlemede öncülük eden, değerli eserlerden birisidir.

Milletlerin çöküş sürecini başlatan en büyük etken, kültürel yozlaştırma hareketleri ile başlar. Bu bağlamda en etkin saldırı, tarihsel bütünlüğü ve milli olan bütün değerleri yok etmekten geçer. Bu değerleri koruma ve yaşatma babında en güçlü olgunun dil olduğu düşünüldüğünde, hedefinde dil üzerine bir saldırı olacağı kaçınılmaz bir gerçekliktir.

Toplumların geçmişi ile geleceği arasında köprü olan, tarihini bugünlere taşıyan, gelecek nesillere ışık olan, kültürünü yaşatmak için baş araç olan, kısacası var oluşunun yegâne göstergesidir dil.

Türk Milletinin karakter yapısı incelendiği zaman, tarihin her döneminde, kültür ve inanç bağlarının güçlü olduğu, milli değerlere sahip oluşu ve bu değerler ekseninde, karakteristik yapısı birleştiği zaman, yıkılmadığı görülmektedir. Bu bağlamda yaklaşan ve ülkemiz üzerinde emelleri olan kesimler, kültürel saldırıya geçiş yapmış ve bunun en etkin kullanımı olan, iletişim araçlarını kullanmışlardır.

Popüler kültür hareketlerinin etkilerinin ilk olarak gözlenmeye başladığı yıllar olarak anımsanan, televizyon, radyo, sinema vs. iletişim araçlarının içimize girdiği yıllar, toplumda ki yozlaştırma hareketlerinin ilk yıllarıdır. Popüler kültürün içimize kadar işletilmeye çalışılması, milletin değerlerini ortadan kaldırmak için yapılan bu uğraş, yıkım üzerinedir.

Popüler kültür ile nasıl, milletimizin özüne yaraşır hareket etmesi istenmiyor ise, dilini de özüne göre kullanması, baltalanmaya çalışılmaktadır. Cihan harbinde top ile yıkılmayan bir milleti, kültürel yozlaşma ile özünden uzaklaştırarak yıkmaya çalışan bu bedbahtlar, yerlerini yerli işbirlikçileri, gayri ahlaki ideoloji sahibi olan, kendi içlerinde birbirlerini aydın olarak niteleyen kişilere bırakmışlardır.

Bunların bazıları, bilirkişi olarak medyayı işgal etmiş, aydınlık nişanesi olarak gördükleri yabancı terimleri bol, bol kullanarak, yabancılaştırma ve yozlaştırma vazifelerini yerine getirmenin hazzını duyarlar. Bir kısmı ise, zaten ideolojiden gelen gayri ahlakilik ile yapmış oldukları, sözde kültürel, özde magazinsel ve yozlaştırıcı programlar ile görevlerini yapmanın keyfini duyarlar. Ardından, diziler, sinema ve reklâm filmleri; bu senaryo ardı ardına işler. Farkına varmadan bizlerde, hayret ve dehşetle, bir o kadar da sempati ile takip ederiz. Uyuşukluk son raddesine varana kadar devam eder. Tabi ki, birileri dur diyene kadar.

Artık bağışıklılık haline gelen bu yapıtların esaretinde, günlük konuşma dilimiz dahi, kendimize ait değildir. O kadar yabancı dil etkileşimi altına girdik ki, günlük konuşmalarda, bu yabancı kelimelerin yerine konabilecek Türkçe karşılığı olan kelime bile bulamamaktayız. Bu durumun mimarı tabi ki, medyadır. Kanal isimlerinden tutunda, program isimlerine varana kadar birçok isim yabancı kelimelerden seçilmiş, ekonomik, siyasi cümleler kullanılırken arasına yabancı kelimeler serpiştirilmiş, harfler okunulurken, Türkçe olduğu gibi telaffuz etmek yerine özellikle başka dillerde okunuş tarzı seçilmiştir.

Bu süreç o kadar güzel işlemiş ki, artık selamlar rahmetten uzak, kelamlar samimiyetten kopuk.... Yarın öbür gün Ahmet’ler Hans, Mehmet’ler Michael olursa şaşırmayın. Tıpkı Bakkalların market, kahvelerin cafe, lokantaların fast food, selamların hello, tamamların okey olduğu gibi…

Bugün dilinde yıkım yapmayı başaranlar, yarında gayri ahlaki fikirlerini dayatırlar. Doğal olarak dilini kaybeden kişiler ise gayri ahlaki olmaya müsaittirler.

Bu kadar gayri ahlaki fikir sahipleri ile karşı karşıyayken, onların yaptıkları işlerin farkında olmamak cahilane bir davranıştır. Cahillik diye nitelendirdim kimse kusura bakmasın. Ama düşünsenize, bir insanın sizin uzuvlarınızdan her hangi birine, bir müdahalede bulunmasını, gözünüze, kolunuza, ayaklarınıza talimat vermesini… Bu uzuvlara siz istemeden kimse yön verebilir mi? Sizin istemediğiniz bir davranışı yükleyebilir mi? Peki neden özümüze ait olan güzel Türkçemiz varken, başka ülkelerin dilleri, medya aracılığı ile bilincimize yüklenir ve bizde sessiz sedasız bu uygulamanın kurbanları konumuna düşeriz. El, ayak gibi uzuvlara her hangi bir fiiliyat yapılmasına dur diyebilen beyinler, bilinçli veya bilinçsiz dilimize bu komutların yüklenilmesine neden sessiz kalırlar. Bu cahillik değil de nedir?

Milletler dilleri ile var olurlar. Tarihsel bütünlük, milli bir ülkünün var olabilmesi, yeni nesillere açılabilmek, güçlü bir devletin dünya devletleri arasına girebilmesi ancak dile sahip çıkılarak olur. Dilini kaybetmiş bir millet her şeyini kaybetmeye mahkûmdur. Hiçbir şeyimi kaybetmek istemiyorum diyorsanız, dilinize sahip çıkın…

Özüm Türkçe, sözüm Türkçe, Hayalim Türkçe, sevdam Türkçe.

Herkese Türkçe Sevdalar…

Saygılar…


 
Yorum (5)add feed
Mehmet Rıza: Eleştirirken, eleştirilmek
Öncelikle, yazarımıza bu güzel yazısı ve önemli vurgusundan dolayı teşekkür ediyorum.

Beğenilmek kadar, eleştirmek ve eleştiriye açık olmak güzel bir iştir. Yalnız eleştiri yaparken yazıyı tek düze değerlendirmeden, içiresin de, temel hedef olarak seçilen etmenler de göz önüne konulmalıdır.

Yazıyı okurken kaçırmış olduğunuz bir noktanın var olduğunu gördüm. Yazıda ki bazı Türkçe olmayan kelimelerin konulması da zaten bu vurguyu yapmak içindir. ‘’O kadar yabancı dil etkileşimi altına girdik ki, günlük konuşmalarda, bu yabancı kelimelerin yerine konulabilecek Türkçe karşılığı olan kelime bile bulamamaktayız.’’ Yazarın özellikle bu cümlesi, bazı kelimeleri, neden yabancı dillerden seçtiğini gösterir niteliktedir.

Özellikle eleştirmek için seçmiş olduğunuz iki kelime var ki, bunları kullanmanız dahi abesle iştigaldir. Popüler ve Medya kelimeleri yabancı dillerden geçmiş olan, özel nitelemelerdir. Yerlerine Türkçe karşılık olarak koyulacak kelimelerin dilimizde nasıl bir anlam kaybı yaratacağı düşünülmelidir. İsterseniz kravatı boyunbağı, televizyonu görüntülü cam kutu olarak değiştirelim.

Ayrıca; bir cümle içerisinde ideoloji kelimesini kullanırken, bir diğerinde fikir denilmesi yine yazarın vurgusunun dışa yansımasıdır.

Sözlerimi yine bu mühim konuda emek sarf edip, bazı gerçekleri, gün yüzüne taşıyan yazarımıza teşekkür ile bitiriyorum.
1

Mart 27, 2008
aydolu: anlamlı bir yazı olmuş
Kardeşimize bu önemli konuya değindiği ve duyarlı davrandığı için çok tesekkür ediyorum. malesef son zamanlarda dikkat edilmeyen ve canımızı sıkan bir konuydu bu. Görüyorumki arkadaşımıza tepki vermişsiniz. bu zaten herzaman yaptığımız bir davranış. zamanında veremediğimiz tepkiyi, iyi niyetli olanlara vermek. Malesef bunu hep yapıyoruz. Keşke tv karşısında yada Türkçemize açıkça hakaretler olduğunda da bu kadar duyarlı olabilseydiniz. Her gerçekçi adımın hemen önünü kesmeseydiniz...Ben yazıyı okurken gayet keyif aldım ve çokta hak verdim...
2

Mart 26, 2008
Hüseyin DUMRU: Dilimiz yanmasın...
Anlatmaya çalıştığınız gerçeğin en yakın delili olarak sizi göstermek gibi olacak ama..

bu size bir deneyim olur ve bir daha yangın söndürmeye giderken bir cebinizde benzin diğer cebinizde barut gitmemiş olursunuz.

Bu şekilde hiç değilse dilimiz yanmaz....


yazınızdan örnekler verdim.



Bunların bazıları, bilirkişi olarak medyayı işgal etmiş, aydınlık nişanesi olarak gördükleri yabancı terimleri bol, bol kullanarak, yabancılaştırma ve yozlaştırma vazifelerini yerine getirmenin hazzını duyarlar.


Popüler:

bedbahtlar?


ideoloji?

medya?

nişane?

fiiliyat?

yegâne?

3

Mart 23, 2008
ülkü başsoy: Türkçe'ye Saldırılar ve Medya
Yazının özü doğru ve güzel. Ancak Yazar'ın Türkçe sevdalısı olmadığı belli. Yoksa Türkçe karşılıkları varken bu denli Arapca ve Farsca sözcük ve terim kullanmazdı.
4

Mart 21, 2008
Metin YILMAZ: Tebrik
Buz güzel yazınızdan ötürü tebrik ederiz.
www.dilimiz.com ailesi
5

Mart 10, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Türkçe'ye Saldırılar ve Medya - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI