Pasifikte Türk İzleri: Manila
Salı, 19 Ocak 2010

Pasifikte Türk İzleri: Manila

Murat ÇAVGA

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

          “Ano yemendir gülü çemendir giden gelmiyor acep ne iştir”

 

Osmanlı askerleri için yazılmış bu ağıt dolu türkü hepimizin kulaklarında çınlamıştır bir vakit.

 

Sonrasında da “Ya ne işimiz vardı Allah’ın çöllerinde ” denilen nükteli konuşmalara şahit olmuşuzdur. Belkide zamanında üç kıtaya hâkim olmuş bir milletin çekile çekile Anadolu topraklarında kalmış makûs talihine bir avuntunun dillendirilmesidir vicdanlarda.

 

       Ancak bizler nereden geldiğimizi, nerelerde var olduğumuzu ve nerelerde var olmamız gerektiğini iyi bilen yiğit gönüllü insanlarız. Geçen hafta pasifikteki adalardan müteşekkil Filipinleri ziyaretim esnasında da bu gönül izlerinin ta oralara kadar ulaşmış olduğuna şahit oldum.

 

      Orada kaldığım zaman içerisinde ziyaret ettiğim Türk Kültür Evindeki çalışmaları görünce Anadolu insanının neler başarabileceğine bir kez daha şahit oldum. Bir avuç Türk oralarda ülkemizin adeta gönüllü elçiliğini başarı ile üstlenmiş haldeler.

 

         Filipinler çok enteresan bir ülke. Başkent Manila sokaklarındaki gezilerimiz ve geçirdiğimiz günler sonucunda bir ülkedeki gelir adaletsizliğinin insanları ne hale soktuğunun adeta canlı şahidi oldum. Ülkede ki gelir adaletsizliği o kadar had safhalara ulaşmış ki ülke de sadece çok fakirler ve çok zenginlerin var. Zenginler yaşadıkları yerleri özel güvenlikçiler ile fakirlerin semtlerinden ayırmışlar. Her dükkânın kendi koruması ve korumaların bellerinde silahlar ile dolaştığı adete bir önceki asrın amerikasındaki Teksas’ını andıracak manzaralara şahit oluyorsunuz. Ülkenin halkı 18. asrın başlarına kadar %95 müslümanların yaşadığı bir yerken İspanyolların adaları keşfi ve 30 milyon müslümanı kesmeleri ile şimdilerde %95 katolik hristiyan haline getirilmiş bir ülke. Zenginlik klise ve devletle iş yapanların arasında bölüşülmüş halde. En revaçta meslek hemşirelik. Zira halk uysal olduğundan  Avrupa ve Amerika’nın ayak işlerini yapmak bu ülkenin fakir halkına kalmış. Aylık ortalama gelir 100 dolar civarında olduğundan gençler okuyarak yurt dışına çıkarak kendilerini kurtarmaktan başka çareleri yok. İnsanlar 3 metrekarelik tenekeden evlerde 7-8 kişi birlikte yaşamak zorunda kalırken zenginler   hemen yanıbaşında dikilmiş korunaklı gökdelenlerde sefa içerisindeler. Adete ayni şehirde iki farklı ülke var.

 

      Bu karmaşa içerisinde Türk Kültür evi  Manila da ve Filipinlerde çok güzel işlere imza atmış. Filipinlerde yaşanan sel felaketinde ilk yardıma koşan ,fakir halka Kurban bayramında din,milliyet gözetmeksizin bu güzel ananemizi göstererek yardımda bulunmuş. Son gecemizde dış ticaret Bakan yardımcısının katıldığı yemekte de  kültür evi aracılığı ile Türk İnsanının ne kadar yardımsever, iyi niyetli insanlar olduklarını anladıklarını ve ilişkileri çok daha ileriye götürmek gerektiğini beyan etti.

 

    Maalesef ki ülkemizdeki kısır iç çekişmelerden dolayı, dünyayı yeninden görebilecek geniş ufuklu gözlere sahip olamadığımız mühletçe küçülmeye ve kendi kabuğumuzda kalmaya mahkum hale geleceğiz. Artık haberlerde Sabih Kanadoğlu’nun beyanlarını, her gün yakalanan çeteleri, Ergenekonu, Aponun bu gün ne halt isteyeceğini düşünmeden dünya platformunda ülke insanının neleri başardığının haberlerini duymaya ihtiyacımız var. Bu öyle bir ihtiyaç ki ,bu ülke insanının asıl varlığını temsil edebilecek kabiliyetleri yeninden keşfedebilmesinin önünü açacak bir sürecin başlangıcı olacaktır.

 

     Filipinler gezisinden çıkarılan sonuç hala ülke insanı için ümit var olmak adına geç kalınmamış olduğunu anlamakla beraber bir an önce yeni millet ülküsünün toplum genelinde kabul görerek iş iş den geçmeden  ülkemiz için, dünya iklimine yeninden tesir edebileceğimiz güzel günler için kolları bir an önce sıvamak gerekliliği olmuştur. Emin olun dünya Anadolu insanının şefkatine, misafirperverliğine, ananelerine, güzel ahlakına muhtaç. Bu güzel hasletlerimizi ülkesinden 17 000 kilometre uzakta gösteren bütün herkese teşekkür ederek yazıma son verirken “Artık bizim oralarda ne işimiz vardı” demiyeceğimiz günlerin tez zamanda gelmesi ümidiyle iyi haftalar diliyorum.

 

 


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler: