Ley Hatları
Pazartesi, 05 Ekim 2009

Ley Hatları

Murat ÇAVGA

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Ley hatları Türkiye’de çok fazla bilinmeyen bir konu… Konuyu 2. romanım olan Beyaz Ses adlı romanda işlemiştim. Ülke gündemi o kadar gündelik konular ile dolu ki dünyanın ilgisini çeken bir çok olay bizim ülkede ancak bir yüzyıl sonra haber haline gelebiliyor ya da gündeme oturuyor. Bunun içinde keşfedilen şeyin mutlak insan yarar ya da faydası ile alakalı bir ilintisinin oluşması gerekli. Maalesef  “ley hatları” da ülke gündeminin es geçmiş olduğu konulardan birisi.

 

Oysa yeninden imar edilen bir ülkede gündeme önemle damgasını vuracak bir konu. Hürriyet gazetesi ‘de geçen hafta roman ile ilgili olarak konuşma gereği duymuş ki romanla ilgili güzel bir röportaja imza attık.

 

Ley hatları Dünyanın telürik enerji denilen akımlarının bulunmuş olduğu bölgelere verilen isimdir. Nasılki insan aurasında enerjinin dönüşüm noktaları var ise dünya’nın enerjisinin de dolaşmış olduğu ve yoğunlaştığı bölgeler bulunmaktadır.

 

Öncelikle adım adım gideceğimizi söyleyebilirim. Bu enteresan konuyu anlaşılır bir dille size sunmaya çalışacağım. Konu 1921 yılında Batı dünyasının gündemine ilk kez geldi. Arkeolog Alfred Watkins, aslında Britanya’nın kullandığı yollara temel olan eski Roma yollarını inceliyordu. Bunları incelerken o yolların da daha eski uygarlıklara ait yolların üstüne kurulduğunu buldu. İnsanlar bir şekilde gözle görülmeyen bir akışı hiç terk etmemişlerdi. Uygarlıklar uygarlıklara yerlerini devrederken, ley hatlarına sadık kalmışlardı. Ley akışları üzerine anayollarını kuruyor ve yol boyunca bu enerjiden hayat bulmak istiyordu. Ley akışlarının merkez olduğu yerlere kiliselerini, mabetlerini ve hipodromlarını, stadyumlarını inşa etmişlerdi. Alfred Watkins, yararlandığı antik haritalar, yer isimlerinin eski dillerdeki isimlere benzerliği ve çatal çubuk yöntemiyle ley hatlarını tespit etti. Modern haritalarda görünmeyen çoktan kaybolmuş, toprak altında kalmış eski yapılara ulaştı.

Amerika kıtasında Mexico’dan başlayarak devam eden piramit serisi, sade vatandaşın sandığından çok çok fazladır. Aynı şekilde Mısır’da 3 tane piramit olduğunu düşünüyorsanız Krallar vadisine uzanan piramit serisi sizi oldukça şaşırtacak demektir. Ve Çin’de gizlenen piramitleri, hatta Anadolu höyükleri ve bir kısmının içindeki yapılan mini piramitler başlı başına konular olabilir. Ley hatlarının gözle görünür simgeleri olan bu binaların dizilişi gibi, devasa uzunluktaki Çin Seddi de, binlerce yıllık sağlıklı bir akışın ve diğer enerjiler için blokajın kaynağıdır. Çinliler için ley hatlarının geleneksel ismi Dragon çizgileri / Ejderha çizgileridir. Çin’de ve özellikle Uzakdoğu’da saygıyla uygulanan Feng Shui bilimi için yeryüzü, üzerinde kurulacak binanın sağlığı, iyi şansı ve başarısı için temeldir ve çok önemlidir. Bina bu enerjiyi yeryüzündeki dragon çizgilerinden alır. Topraktan akan “enerji nehri”, olumlu bir akışa ve yaşamsal berekete sahipse, artık bundan sonrası evin yapıldığı malzemeye, kapısının açıldığı yöne, içindeki eşyalara, suyun ateşin ve odaların şekline bağlı olarak ev sahiplerine özellikle sağlık, mutluluk ve iyi bir hayat getirecektir. Feng shui, cansız nesnelerin mobilyaların ve dünya toprağının canlılara etkisini en iyi hale getirmek için çabalar. Bu bilim o denli ciddiye alınır ki dünyanın en uzun gökdelenlerinden ve ağırlık dengesi hareketli bir topla sağlanan mimari şaheseri Taipai 101‘e doğrudan gelen caddenin yaratacağı olumsuz enerji akışını dengelemek için mimarlar binanın önüne su çeşmesi ve havuz yaptırmıştır.

Günümüz mimarisinde ve yolların yapımında da ley hatlarının ülkemizde gündeme gelmesi daha sağlıklı ve yaşanılabilir mekanlar elde edilmesi ve kültürel mirasa bırakılması için önemli bir işlev taşıyacağı kesindir.


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler: