|
Tütün Üretimi Bitti, Zeytinde mi Bitiyor?

Hüseyin Akar
Muğla Ticaret Borsası Genel Sekreteri
Bugün, ilçemizin gelir kaynaklarının başında;
· Zeytin,
· Güney Ege Linyit işletmeleri (TKİ),
· Yatağan Termik santralı,
· Mermer ocakları
· ve çok azda olsa Turizm sektörü
gelmektedir.
Geçmişte sadece tütün vardı. Bu gün otuz yaş üzeri olan nüfusun %60 ı tütüncülükten gelir elde ederdi, geçimini tütüncülük den sağlardı. Tarlası olmayan ya tarla kiralar ya da ağalarla anlaşarak yarıcılık yapardı. Tütün; doğum, ölüm, düğün, mal, mülk, sevinç ve üzüntü demekti. Kısacası herkesin rüyası, hayali ve gerçeği idi.
Bir gün tütün üretimine kota getirildi, herkes birbirine bakarak bu kotada “neyin nesi ?”, “yenilir mi, içilir mi ?” diye sordu. Daha sonra anlaşıldı ki kota dedikleri; “…ey benim köylüm, benim çiftçim sen tütün üretme biz küresel sermayenin emri üzerine tütünü ABD den alacağız.” demekmiş. Oysa şunu diyebilirlerdi; “Kaliteli tütün şu fiyat, çürükleri almıyorum.”
Denmedi…Nasıl olsa benim köylüm, benim çiftçim bu ne hal diye sormaz, koyun gibidir, istediğim yerde otlatırım diye düşündüler. Ana bildikleri devlet, beklemediği bir anda kucağından silkeleyip atıverdi. Bu beklenmedik hareket karşısında, önce vatan diyenler, önce ben demeye başladı. Tabi, hayatın sonu değildi ve arayış başladı.
Benim çiftçimin, benim köylümün tütünü para etmeyince, sudan çıkmış balığa döndü. Çırpındı, debelendi, bağırdı, çağırdı ama nafile duyan yoktu. Ankara kendi havasındaydı. Foteri, kulaklarını kapatacak kadar başına geçiren baba onları duymuyordu. Baktı, feryadını duyan, sesine kulak veren, yol gösteren yok, bende başımın çaresine bakarım dedi ve en kolayı seçip zeytinciliğe yöneldi. Dağı, taşı ve ovayı zeytin ağacıyla donattı. Bereketin ve barışın sembolü zeytin ağacına umut bağladı.
Şimdi bu umudu da bitmek üzere…
İstatistiklere göre ilimizde 13 milyon zeytin ağacı var. Yılda 170 bin ton zeytin elde ediliyor. Bu 170 bin ton zeytinin 30 bin tonu sofralık olarak ayrılıyor, geriye kalandan ise yaklaşık 40 bin ton yağ elde ediliyor. Elde edilen zeytinyağının %30 u üretici tarafından tüketiliyorsa geriye kalan %70 i iç ve dış piyasaya satılarak gelir elde ediliyor. Geçen sene zeytinyağının kilosu kalitesine göre 4 ile 7 YTL idi, şimdi 5 asit zeytinyağı 3 YTL.
4 kişilik bir ailenin 1,5 ton zeytinyağı olduğunu varsayalım 1500 Kg x 3 YTL = 4500,00 YTL yapar. Yıllık geliri 4500,00 YTL, aylık geliri 375,00 YTL asgari ücretin altında. 375,00 YTL ile geçinecek, BAĞKUR primini ödeyecek, oğlunu veya kızını evlendirecek…
Yani kurtuluş savaşı mucizesini gerçekleştiren Türk milleti, 375,00 YTL ile hayatta kalma mucizesini gerçekleştiriyor. Sayın Başbakan da “Biz geldiğimizde kişi başına düşen milli gelir 2500 Dolardı, biz geldik 4500 Dolara çıkardık daha ne istiyorsunuz, gözünüzü toprak doyursun” diyor.
Türk milletinin umut bağladığı ve tek başına yetki verdiği AKP çözüm üretmesi gerekirken, gözünü toprak doyursun diyor.
Gelelim sonuca:
Türkiye’nin sıvı yağ ihtiyacı 1milyon 400 bin ton. 500 bin tonu iç piyasadan, 900 bin tonu dışarıdan karşılanıyor. Türkiye Petrolden sonra en fazla parayı sıvı yağa veriyor. Dünya da zeytinyağı üretimi bakımından 5. sırada olmamıza rağmen, dünya zeytinyağı piyasasında da yokuz. Çünkü hükümetler sanayiciyi korurken, tarım sektörüne bekle diyor. Yağımızı yurt dışına satarken AB kotası ve gümrük vergileri karşımıza dikiliyor. Devlet zeytinyağına kilo başına 10 kuruş destekleme primi verirken, AB ülkeleri ise 1,4 ile 2 Euro destekleme primi veriyor.
Peki bu hep böylemi gidecek?
Elbette HAYIR…
7 düvele karşı mücadele vermiş ve zaferle çıkmış olan Türk milleti, bu mücadeleyi de kazanacak.
Bu yıl zeytinde “var yılı” yaşanıyor, yıllık ürün yüksek olacak, ancak, zeytincinin yüzünün gülmesi fiyatların iyi olmasına ve ihracatın artmasına bağlı.
Burada hükümete ve üreticiye düşen görevler var.
Hükümet hiç gecikmeden şunları yapmalı;
· Hükümet destekleme primlerini artırmalı, Kırsal Kalkınma Destek Projelerini devam ettirmeli, paketlemeyi ve markalamayı teşvik etmeli, ihracatın önünü açmalı.
· AB’nin Zeytinyağına uygulamakta olduğu gümrük oranlarının düşürülmesini sağlamalı.
· Zeytin dikimini teşvik etmeli.
· Destekleme pirimi yağın kalitesine göre oranlanmalı.
· Orman ve Çevre Bakanlığı ağaçlandırma yaparken çam yerine zeytin ağacı dikmeli, Bal üretimini artıran Akasya türü ağaçlar dikmeli.
Üretici ise öncelikle;
· Zeytin ve Zeytinyağı Üreticiler Birliğini kurmalı
· Tarıma uygun olmayan yerlere zeytin dikmeli.
Şayet zeytin politikası uygulanmayarak zeytin üreticisi yok edilmek isteniyor ise,
Zeytin yok !
Zeytinyağı yok !
Sağlık yok !
Gerçeklerine dayanarak; Önümüzdeki seçimlerde oy da yok diyebilmeli !
Yorum () |
 |
|
|
|
|