• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Temmuz
2008
Anasayfa
Nereden Nereye 3 Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008

Nereden Nereye 3

Hüseyin Akar

Muğla Ticaret Borsası

Genel Sekreteri

Atatürk’ün iç politika anlayışı dili, dini ve ırkı ne olursa olsun herkesin “Ne Mutlu Türküm Diyene “ sözünün altında toplanması, milli ekonomi politikası ise milli kuruluşlara sahip kendi, kendine yeten bir ülke olması anlayışıdır. Dış politika anlayışı ise, komşuları ile iyi ilişkiler kuran, dış politikasını başkalarının değil, kendisinin oluşturduğu batının ve ABD nin oyununa gelmeyen bölgesinde lider, tam bağımsız Türkiye oluşturmaktı. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için, kurtuluş savaşının bitiminden itibaren hızlı bir çalışma içine girdi ve ömrü yettiği kadar bunu gerçekleştirmeye çalıştı. Cumhuriyetin kuruluşundan ölümüne kadar bu düşüncelerinin tamamını gerçekleştiremese bile, birçoğunun temelini attı bir kısmını da gerçekleştirdi ve söylediği sözlerle bu düşüncelerini birer ilke haline getirdi. Peki, bu ilkeler Atatürk’ün ölümünden sonra devam ettirildi mi? Atatürk ten sonra iktidarı devralanlar, bu günkülerde dâhil ne yaptı?

Bakalım ne yapmışlar…

Atatürk’ün ölümünden hemen sonra Batı harekete geçti. Bir yandan Rusya’yı kışkırtıp Türkiye’nin üzerine salarken, diğer yandan Türkiye’nin yanında yer almış gibi yaparak dost göründü. Bu oyun Atatürk sağ iken de oynanmıştı, ancak Atatürk bu oyuna gelmedi ve taleplere karşı çıkarak alternatif projeler oluşturup, Rusya ile dostluk anlaşması imzaladı. Atatürk’ün tam bağımsız Türkiye dış politikasını anlamayan yöneticiler, ölümünden hemen sonra, Batının oyununa gelerek 1939 yılında İngiltere ve Fransa ile üçlü ittifak anlaşması imzaladılar ve batıya bağlanma sürecini başlattılar. Böylece batıcılık hastalığı da başlamış oldu. Oysa Atatürk’ün amacı Türk Milletini kendi milli değerleri ile muasır medeniyet seviyesine çıkartmaktı, batı medeniyeti denilen kokuşmuş yaşam tarzını almak değildi.

Türkiye, bölgesinde lider ülke olma konumunu bir kenara bırakarak, Batının oluşturduğu Rus tehlikesinden kaçayım derken, tamamen batıya bağlandı. 24 Ekim 1945 yılında Birleşmiş Milletlere üye oldu. Birleşmiş milletler üyeliğinden sonra, uluslar arası örgütleri, inceleyip, araştırmadan ve bilgi sahibi olmadan üye olundu.

23 Şubat 1945 ABD ile Borç verme ve Kiralama Anlaşması,

24 Ekim 1945 Birleşmiş Milletler Üyeliği, 14 Şubat 1947 Dünya Bankası üyeliği,

11 Mart 1947 İMF üyeliği, 22 Nisan 1947 Truman Doktirinin kabulü,

4 Temmuz 1948 Marshall Planının Kabulü,

27 Aralık 1949 ABD ile Eğitim Anlaşması,

18 Şubat 1952 Nato üyeliği, 14 Aralık 1960 OECD üyeliği,

1963 AB ye Başvuru Anlaşması,1995 Gümrük Birliği Anlaşması,

2002 TAİ ve Uluslararası Tahkim Anlaşması.

Türkiye’nin imzalamış olduğu tüm bu anlaşmalar, Batı’ya olan bağımlılığın artmasına ve bağımsızlığın törpülenmesini gündeme getirmiştir. Bunun göstergesi, siyasete atılacak veya parti kuracak olan herhangi bir kişinin veya iktidara gelerek başbakan olan kişinin, önce ABD ye gitmesi ve milli bir duruş sergilemek yerine, yuvarlak konuşmalar yapılmasıdır. Dünyayı sarsan ve bizi etkileyecek olan bir olay karşısında susup, Batı konuştuktan sonra batı yanlı fikirler beyan edilmesidir. Ülkemizin milli menfaatine olan ve Milletin tam olarak destek verdiği sınır ötesi harekâtı yapabilmek için, AB ve ABD den izin alınmasıdır. Devletin iç ve dış politikasını, batıdan tepki görmeme üzerine oluşturulmasıdır. Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyeti yıkıp, onun üzerine ikinci cumhuriyeti kurma çalışmalarıdır. Atatürk’ün ulus devlet anlayışını yıkıp, çok uluslu federasyon oluşturma gayretleridir. Atatürk’ün kendi milli ekonomisini oluşturup kendi kendine yeten bir devlet olmak düşüncesini bırakıp, onun kurduğu kuruluşları satarak çok uluslu emperyalist sermayenin pazarı haline getirme gayretleridir. 301 ve 221 ci maddeleri AB ve ABD nin talimatıyla değiştirmektir. Yeni anayasa ile ülkeyi AB ye tam olarak bağlamaktır. Uygulanan ekonomik politikayla, tarımı bitirip insanımızı üç kuruşa muhtaç hale getirmektir.

Diyeceksiniz ki, karanlık tablo çizdin, nereye gidiyoruz, sonumuz ne olacak? Bu yazının başlığı nereden, nereye idi. Nereden nereye geldiğimizi size yazdım. Ne demiş atalarımız, “ Tarihten ders alınmış olsaydı, tekerrür eder miydi? O zaman tarihten ders alacağız ve aynı hataları yapmayacağız. Türk milleti bu günkü karanlık tabloların, daha karınlığından çıkarak bu devleti kurdu, bunu da unutmayın.

Yorum (1)add feed
isim yok: yok
insan bi türkiye ne zaman birleşmiş örgütlerine üye oldu sorusunun cevabunı koyar dimi smilies/angry.gif
1

Mayıs 08, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

GİRİŞ Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI