• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Ağustos
2008
Anasayfa
Mayınlı Yol Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008

Mayınlı Yol

 

Hüseyin Akar

Muğla Ticaret Borsası

Genel Sekreteri

 

             Devletler veya insanlar kendi aralarında belirli bir amaca dayalı olarak, yazılı veya sözlü anlaşmalar yaparlar. Bu anlaşmalar milli, manevi, kültürel, ekonomik, stratejik veya savunma amaçlıdırlar. Bu anlaşmalar hiçbir zaman tek taraflı olamayacağı gibi menfaat amacı taşımayanı da olmaz. Zenginin fakire sadaka vermesinde bile bir amaç vardır. Zengin, fakire sadakayı verirken Allah’ın sevgisini kazanmayı, fakirin de hayır duasını almayı düşünür.

 

             Ülkemiz yöneticileri de Türk milletinin güvenliği, ekonomik menfaatleri, mutluluğu ve refahı için kendisine uzak veya yakın değişik ülkelerle çeşitli anlaşmalar ve sözleşmeler imzalamışlardır. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana imzalamış olduğumuz önemli aşlaşmalar veya sözleşmelerin bazıları şunlardır.

 

1-     Lozan Barış Anlaşması.

2-     Birleşmiş Milletler üyeliği

3-     Nato üyeliği

4-     Sento üyeliği

5-     AB’ye üyelik başvurusu anlaşması.

6-     Karadeniz Ekonomik İş birliği anlaşması.

7-      

             Yukarıda saydığımız anlaşmalar, ülkemizin kaderini değiştiren veya değiştirecek özellikte olan anlaşmalardır. Bu anlaşmaların bir kısmı devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk zamanında yapılmıştır. Atatürk’ün kararlı ve dirayetli tutum ve davranışı ile ülkemize fayda sağlayan bu anlaşmalar, Atatürk’ün ölümünden sonra başa geçen yöneticilerin yanlış politikaları sebebiyle aleyhimize çalışan kuruluşlar haline dönüşmüştür.  

 

             Atatürk’ün ölümünden sonra da anlaşmalar imzalanmıştır. İyi niyetle ve ülkeye menfaat sağlamak amacıyla imzalanan bu anlaşmalar, yöneticilerin basiretsiz davranışları ve milli duruş sergileyememeleri nedeniyle, menfaat yerine felakete dönüşmüştür. Ülkemiz için felaket oluşturan en önemli anlaşmaların başında AB üyelik anlaşması ve buna bağlı olarak imzalanan Gümrük Birliği anlaşması gelmektedir.  1963 yılında, Avrupa ülkeleri ile ekonomik iş birliği oluşturarak, ülkemizi kalkındırmak ve bölgesel güç haline getirmek amacıyla imzalanan bu anlaşma, basiretsiz yöneticilerin tutum ve davranışları nedeniyle, ülkemizde etnik azınlıklar oluşturarak bölünmez bütünlüğümüzü ve ulus devlet anlayışımızı tehlikeye sokan, anlaşmada olmayan şartları bizden isteyerek ekonomimizi bitirmeye ve diğer AB ülkelerinin pazarı haline getirmeye çalışan bir anlaşmaya dönüşmüştür. Dinler arası diyalog projesiyle dinimizi, medeniyetler arası ittifak projesiyle kültürümüzü ve Türk aile birliğini bozmaya çalışmaktadır. AB üyelik anlaşması, insanımızı köle, ülkemizi müstemleke haline getirmeye çalışan bir anlaşma haline gelmiştir. Anlaşmalar karşılıklı menfaat üzerinedir. Bu menfaat anlaşmayı imzalayanların milli duruşlarına göre azalır veya çoğalır. Bazen de zararlı hale gelir. Bu gün bizi yönetenler, AB nin bize dayattığı taleplere karşı milli duruş sergileyip, sergilemedikleri veya böyle bir zihniyete sahip olup olmadıkları tartışılır. Belki bazı okuyucular bu kanaate nasıl vardın abartıyorsun diyebilirler, bunun cevabı AB’nin bize dayattığı aşağıdaki talepler ve buna karşı çıkmayan yöneticilerdir.

 

1-     Süreç tam üyelikle sonuçlanmayacak, imtiyazlı ortaklık kabul edilecektir.

2-     Birliğin Türkiye’yi hazmetmesi beklenecektir.

3-     Sonuç olumsuz olsa bile Türkiye AB yörüngesinde tutulacaktır.

4-     Devletin bölünmez bütünlüğü kavramı tartışılacaktır.

5-     Ulus-Devlet yapısı sarsılacaktır.

6-     Üniter devlet yapısı tartışmaya açılacaktır.

7-     Yapay azınlıklara kendi kaderini tayin hakkı şartsız tanınacaktır.

8-     Müslüman azınlık oluşturulacaktır.

9-     Yeni azınlık tanımı ve hakları gündeme gelecektir.

10- Azınlık dillerinde eğitim hakkı istenecektir.

11- Sözde ermeni soykırımı tanınacaktır.

12- Türkiye tarım ve hayvancılık alanındaki kısıtlamaları ve dayatmaları kabul edecektir.

13- Türkiye ye 2014 yılına kadar mali destek verilmeyecektir.

 

                        Bu başlıklar böyle uzayıp gitmektedir. İşte, AB’nin Türkiye’nin önüne serdiği mayınlı yol budur. Milli duruş sergileyemeyen ve mandacı zihniyete sahip olan bu günkü yöneticiler, AB’nin önümüze serdiği mayınlara basa, basa bu yolda ilerlemektedirler. Bu mayınlar Türkiye’nin temelini sarsmaktadır. Türkiye, bugünkü yöneticiler tarafından bir girdaba sokulmuştur. Bu girdaptan çıkmanın tek yolu “Milli Devlet, Güçlü İktidar” diyen, “ Ne Mutlu Türküm Diyene “ diyebilen, mayınları temizleyebilecek, milliyetçi ve inançlı liderlere ve kadrolara sahip olmaktır.

 Not: Bu başlıklar 2003 yılından itibaren AB ile Türkiye arasında imzalanan çerçeve programlardan veya Avrupa parlamentosu kararlarından alınmıştır.

 

                                                                                                                      

 

Yorum (0)add feed
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Mayınlı Yol - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI