Anasayfa arrow Yazarlar arrow Demirhan Çıracı arrow Terör ve "Mağduriyet"
Terör ve "Mağduriyet" Yazdır E-posta
Perşembe, 09 Ekim 2008

Terör ve "Mağduriyet"

 

 

Demirhan Çıracı

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Yıllanmış bela, her yeni günün ardından kan akıtmaya devam ediyor. Ama görünen o ki, ateş sadece düştüğü yeri yakıyor.

 

Olayın sıcaklığının ardından gerçekleşen birkaç televizyon programı, kaleme sarılıp birkaç duygusal sözcük ardına sıkıştırılan yazılar ve artlarında gözü yaşlı eş ve çocuk görüntüleri.

 

Ardından ise yoğun olarak geçmişte görev almış, terör konusunda stratejiysen olarak kendini addeden subayların terörist eylem hakkındaki düşünceleri ve bölge insanına yoğunlaştırılan bir yapı.

 

Sonrası malumunuz; unutulan ve her yenisi verildiğinde hatıra gelen yiğitler, sahipsiz kalmış eş ve çocuklar…

 

İlk saatler ve ardı ardına yapılan programlar, emekli subayların terör stratejileri ve baskın hakkındaki öngörüleri hakkında yorumlar yapmaktan ibaretti. Ardından cenazelerin definleri ve taziye evlerine kısa bağlantılar ve oralardan gelecek reyting kaygılarından öteye gitmedi.

 

Öncelikle merakımı gidermek adına buradan emekli olan ve TV’lerde boy gösteren subaylarımıza; acaba sizler geçmişte, bu televizyon ekranlarından anlattığınız engin ve derin tecrübelerinizi aktif olarak kullandınız mı? Kullanmadıysanız dahi, gerekli mercilerle bu görüşlerinizi paylaştınız mı? Bunu sorarken, her birinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefli bir mensubu olduğu bilinciyle, kullandıkları yönündeki inancımı belirtmeden geçemiyorum.

 

Herkesin gözlemlediği üzere olayın sıcaklığı ardından şehitlerimize ve cenazelerine gösterilen medya ilgisi, göstermelik seyrini tamamladıktan sonra, olayı bölgesel yapıya çekmeye ve insanları bu durumdan soyutlayarak, farklı bir şartlanmaya doğru sürüklüyor.

 

Son üç gün içinde sürekli terörist eylemin gerçekleştiği karakolun yanındaki yerleşim yerinde, özellikle çocuklar kullanılarak bir mağduriyet yaratılmaya çalışılıyor ve nedense yerleşik ahali onları orda bekleyen erlerin canları pahasına mücadelesinden bahsetmeyerek, kendi meramları etrafında dönüyorlar.

 

Elbette ki herkesin derdi kendisi için büyüktür ve önceliklidir. Ama bazı durumlar vardır ki, bu toplumsaldır ve bütün fertleri ilgilendirir. Öncelikleri aşar ve yegâne sebep halini alır.

 

Mehmetçiğin her ferdi vatani görevlerini yerine getirirken, kendinden ziyade bütün bir milletin refahını ve güvenliğini düşünürken, bazı insanların sadece kendi sıkıntıları ekseninde dönmesi çok acıdır. Bunu özellikle sunmaya çalışan ve teröre farklı bir boyut kazandırmaya çalışanlar ise, işin yeni bir boyutudur.

 

Evet, devletimiz her ferdinin sorununu çözmekle mükelleftir. Ama bir kısım medyanın olaya farklı bir ivme kazandırmaya çalışıp, oluşan durumun gerçek mağdurlarını göz ardı etmesi manidardır.

 

Buradan sorarım terör eylemini farklı bir hale büründüren, asıl mağdurları göz ardı eden medyaya:

 

Acaba gerçek mağdurlar kimlerdir? Sizin o bölgede rahatça görüntü almanızı sağlayan ve cansiperane nöbet bekleyen askerler ve onların geride kalan eş ve çocukları mı(?), yoksa öğretmenin olmadığını söyleyen birkaç çocuk mu? Ya da biz burada sefalet içindeyiz, buralarda zor şartlarda yaşıyoruz derken, bilmem kaç para olduğu meçhul cep telefonundan çektiği görüntüleri medyaya veren köylü mü?

 

Gerçek mağdurlar ateş sönmeden unutulmuştur. Kimse Erzurumlu Şehit Cahit Yıldırım’ın en büyüğü sekiz yaşında olan üç kız çocuğunun halini sormamaktadır. Hiç kimse Artvinli şehidimiz Mustafa Aydemir’in daha koklamadığı 40 günlük bebeğin halinden haberdar değildir. 2,5 yaşındaki geleceği meçhule giden kızı Nisanur’u hatırlamamaktadır. Diğer 15 kahramanın bebelerini, dul eşlerini, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, vatana feda olsun diyen analarını ve babalarını sormamaktadır. Ve daha nicelerini…

 

Ateş sadece düştüğü yeri yakmıştır. Yakmaya devam ettikçe de tehlike boyutunu artıracaktır. Yıllardır tedbir almaktan, kesin çözüm üretmekten aciz kalanlar bulundukları yerlerin hakkını vermezler ise şehitler gelmeye devam edecektir.

 

AB-D’nin kanlı tezgâhında ve onların belirlediği seyirde bir çözüm yolu aramak, şehitlerimizin arasına yenilerinin dâhil olmasına sebebiyet verecektir.

 

Medya ve sivil toplum örgütlerinin sessizliğe bürünmesi ve konuşurken olayı farklı boyutlara sürüklemesi, asıl görülmesi gerekenleri sır perdeleri ardına veya umursamazlığa sürüklemesi yenilerine ağıtlar yakmamıza sebebiyettir.

 

Gerçekler ile yüzleşilmeli, Şehit Ramazan’ın, Cahit’in, Muzaffer’in, Davut’un, Hasan’ın ve diğer şehitlerimizin dertleriyle hemhal olunmalıdır. Onların ve onlardan daha önce bu mertebeye ulaşmış yiğitlerin, yakınlarının hallerinden haberdar olunmalıdır. Her şehidimizin ardından bıraktıklarını ve neler yaşadığını bilmeden, onların yandığı kadar yanmadıktan sonra hepsi sıradan olur.

 

Öteler ise, ya provokasyonlar neticesinde girilen bir iç kargaşa, ya da alışmışlıktan şartlanmaya dönüştürülmüş bir kitle ile karşı karşıya kalır…

 

 


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (1)add
aydolu: Ateş hep düştüğü yeri mi yakacak?!!!
Gerçek mağdurlar ateş sönmeden unutulmuştur. Kimse Erzurumlu Şehit Cahit Yıldırım’ın en büyüğü sekiz yaşında olan üç kız çocuğunun halini sormamaktadır. Hiç kimse Artvinli şehidimiz Mustafa Aydemir’in daha koklamadığı 40 günlük bebeğin halinden haberdar değildir. 2,5 yaşındaki geleceği meçhule giden kızı Nisanur’u hatırlamamaktadır. Diğer 15 kahramanın bebelerini, dul eşlerini, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, vatana feda olsun diyen analarını ve babalarını sormamaktadır. Ve daha nicelerini…

Son günlerde içimizi dahada derinden yakan bu durumu dile getirdiğin şu cümleler, ne kadarda sade ve malesef gerçeğin ta kendisi...hep laf kargaşası yapılan bir konuda şu cümleleri okuyanların durupta bi düşünmesi gerekmiyormu artık?.hep sanılırki doğunun çocukları zor şartta okuyamamakta...oysa doğuda olmadığı halde doğu gibi olan ve okulu, öğretmeni olmayan hatta adı bilindik illerimize bağlı olan nice köyler var.ve nice Şehit çocukları var sıkıntı çeken...Onlar taşıyabilecekleri en büyük gurura sahip Şehit evlatları...alınları açık başları dik onların.ama her Şehit verdiğimizde onları yaralayan ve asıl konuşulması gerekeni çarpıtan bir medya daha kırıcı değilmi?...
Hep aynı şey mi olacak? Ateş hep düştüğü yeri mi yakacak?!!! sanki önceden yazılmış senaryo gibi olayların üstüne gidilmeyecek ve hep aynı süreçmi işleyecek? gerçekleri çarpıtan zihniyetler tuttukları köşelerden ne zaman kaldırılacak?...
Ne denilebilirki...baştan sona gerçekci ve durupta düşündüren bir yazı olmuş.Eline sağlık, yüreğine sağlık...

1

Ekim 17, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley