|
Ayrıntıdaki Çirkinlik
Demirhan ÇIRACI
Demokrasi, insan hakları, özgürlük, barış, halkların kardeşliği…
Bu sözleri duyunca ihtiva ettiği manadan mıdır bilinmez, biran hoş bir seda gelir insana…
Ama bölücü ve milli birliği tehdit eden insanların ve ülkemin aydını olarak tasvir edilen zevatların zihniyetinden ve sürekli bu sözleri kullanmasından mıdır(?) nedir, artık iğrenti duymaya başladım.
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de bu söylemleri kullananlar, rejim aleyhtarı veya milli bütünlüğü tehdit eden, anarşizmin çehresi içerisinde yer alan ve yaptıkları bütün çirkef fiiliyatların ardına bu söylemi sıkıştırarak icra edenlerdir. Bunun ise sadece kendileri için bir geçerlilik olduğunu zannederler.
Bu durumu Türkiye’nin son 40 yıllık siyasi hayatında da görmek mümkündür. 68 kuşağı denilen komünist güruh, sonrasında 12 Eylül’e kadar devam eden aynı zihniyetin temsilcileri ve son olarak günümüze kadar gelen bölücü yapılama. Bunların dışında da EOKA’cı Rum ve Asala’cı Ermeni çetecilerinin yandaşları.
Özellikle, görünüşte komünist ve bölücü grup arasında bir fikir ayrılığı olsa da, anarşizm ve ardından yaptıklarını masumane göstermeye çalıştıkları demokrasi, insan hakları, özgürlük, barış ve kardeşlik söylemleri, ortak özellikleridir.

80’e kadar askere-polise kurşun atan zihniyet, hangi gasp edilen hakkın peşindeyseler-hala anlamış değilim- özgürlük, ezilen halkların hakları, halkların kardeşliği gibi bağırtılar ile devlete ve millete diklendiler. 80 sonrası bölücü yapılanmada, dağdaki terörist zihniyette, binlerce asker ve vatandaşımızın kanına girmiş olmalarına rağmen aynı zırıltılar ile sokağa inip veya medyada yer edinmiş sözde aydın zihniyetin de desteğiyle devlete ve millete diklendiler.
Bu millet(Türk) ve devlet(Türk) düşmanı kişilerin, anarşist taraflarını sır etmek adına sarılmış oldukları bu söylemler(demokrasi, özgürlük, insan hakları, barış, halkların kardeşliği), ister istemez bu devletin sevdalılarında bir iğrenti meydana gelmesine neden oldu.
Öyle veya böyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hangi tarafına gidersek gidelim, bu söylemleri kullanan kişilere PKK veya komünist-anarşist- gözüyle bakılmaktadır. Artık insanımızın bu söylemlere karşı bir tiksinti duyduğu aşikârdır.
Kardeşlik, özgürlük, demokrasi, barış gibi, birey için güzel anlamlar ihtiva eden bu sözler, vatandaşın kulağına anarşizm aşinalığı kazandırdığı için bir değeri yoktur. Ve artık duymak istemediği kavramlardır. Samimiyetlerinin hâsıl olmadığına inanç had safhadadır.
Askere, polise, öğretmene, mazluma kurşun at, canını yak, sonrada özgürlük de, kardeşlik de, barış de… Kim inanır artık sizin gibilere. Kim sizin dürüstlüğünüze, kim bu sözleri ifşa ettiğinizde yürekten konuştuğunuza inanır.
Onlarca yıldır süre gelen terör olaylarının ardından, onların yardakçıları ve özgürlükler adına yanlarında zuhur etmiş aydın kitlesi, daha ne kadar onlara havarilik edecek, ya da gerçek yüzlerini artık ne zaman ifşa edecekler… İstediklerinin gerçek bir demokrasi veya kardeşlik ortamı değil de bölünmüşlük ve millet düşmanlığı olduğunu ne zaman ifşa edecekler. Gerçi etmeseler de halkın zihninde onlar artık anarşist…
Askere, polise öğretmene, bebeğe, nineye kurşun atanlara inat;
Kahrolsun sizin özgürlük, demokrasi, kardeşlik ve barış anlayışınız…
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|