• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Rengini ve Boyutunu Değiştir

HABERDOKUZ

20
Ağustos
2008
Anasayfa
Yakındoğu Üniversitesi'nde Tehlike Sinyalleri Yazdır E-posta
Cuma, 07 Mart 2008

Yakındoğu Üniversitesi’nde Tehlike Sinyalleri

 

 

Batuhan Çolak

 

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

 

Ülkemizdeki 2002 yılından sonraki terör faaliyetlerine baktığımızda, bölücü terör örgütü yandaşları kendilerine legal kılıflar uydurarak, ülkemizin her köşesinde siyasallaştıklarını görmekteyiz. Bu siyasallaşmadaki etkenlerin başında da, özellikle son 4 sene içerisinde çıkarılan, taviz noktasına varan AB uyum yasaları gelmektedir. Ancak yasaların getirdiği aşırı özgürlükçü yapı, beraberinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısına zarar veren; bölücü örgüt yandaşı parti, sivil toplum kuruluşlarının önünü açmıştır. Bu parti ve derneklerin kapatılmasındaki yasal düzenlemeler de hızlıca ortadan kaldırılmış ve böylece bölücü örgüt siyasi yapılanma için zemin bulmuştur.

 

AB uyumu adı altında çıkarılan özgürlükçü yasalar her ne kadar olumlu ve demokratik gözükse de uygulama noktasında büyük hatalar içermektedir. Bir ülkede 24 seneden beri süregelen bir terör örgütü ve kolları varsa bazı önlemleri almak zaruridir. Bu bağlamda özgürlükçü yasaların önlemleriyle birlikte çıkarılması gerekmektedir. Bu önlemlerin başında da Türkiye’nin üniter yapısının korunması ve anayasadaki değişmez maddelerin kollanması gelmektedir.

 

İşte bu boşluğu iyi değerlendiren, bölücü unsurlar, siyasi parti ve STK’lar üzerinden kongre, panel, eğitim semineri, diyalog, özgürlük kavram ve fiiliyatları altında bölücü örgüt propagandasını yapma imkânına kavuşmuşlardır.

 

Ülkemizin her bölgesinde gerek sivil toplum kuruşları içerisinde, gerekse sendikaların içerisinde, hatta parti düzeyinde bölücü örgütün yapılanması vardır. Bu da demek oluyor ki pkk terör örgütünün kuruluş amaçlarından birisi olan siyasallaşma giderek artıyor ve hiçbir önlem alınmıyor. Bu siyasallaşma sadece sivil toplum örgütleri ve yönetim kadrolarının içinde kalmayarak birçok üniversitemizde de kendini gösteriyor.

 

Bu sebeplerden ötürü önceki yazılarımızda üniversitelerimizdeki bölücü faaliyetlerin bir kısmını yazmıştık. Tüm bu sebeplerden ötürü bu yazımızda KKTC’deki Yakın Doğu Üniversitesi’ne değineceğiz.

 

Yakın Doğu Üniversitesi

 

Yakın Doğu Üniversitesi 1988 yılında KKTC Milli Eğitim Bakanlığı’nın 17/1986 sayılı Milli Eğitim Yasası’na bağlı olarak Bakanlar Kurulu onayı ile Lefkoşa’da kurulmuştur. Üniversite’nin tüm binaları kampus içinde toplanmış olup yaklaşık öğrenci sayısı 18 bin civarındadır. Buraya kadar her şey normal gözüküyor. Ancak üniversitedeki yapıyı derinlemesine incelediğimizde çok çarpıcı sonuçlar karşımıza çıkıyor. Bu noktadan hareketle üniversitede olanlara ve faaliyetlere değinelim;

 

Öğrenci Yurtları

 

Kampus alanı içerisinde bulunan öğrenci yurtları tamamen pkk nın kontrolü altına girmiş durumda. Bu bağlamda bayan öğrenci yurtlarında durum daha da vahimleşmiş. Bölücü örgüt yandaşlarına karşı var olma savaşı veren bazı öğrenciler, odalarına Türk bayrakları asarak, varlıklarını hissettirme çabalarına giriyorlar. Ancak bayan yurdundaki pkk yandaşı öğrencilerin “biz odalarımıza kürdistan bayrağı asmıyorsak, bunlarda Türk bayrağı asamaz” şeklindeki tepkileri sonrası, yönetim odalarda asılı olan Türk bayrakları “tahrik” sebebiyle kaldırtıyor. Bunu yapan yönetimin, bazı odalarda asılı olan apo posterlerine izin vermesi ise zihinlerde derin bir çelişki yaratıyor.

 

Erkek öğrenci yurtları ise tamamen bölücü örgütün kalesi konumunda, yurtlarda kalan öğrencilerin Kürtçe konuşup, çeşitli zamanlarda bölücü örgüt yandaşı müziklerle halaylar çekerek kutlama yapmaları artık gündelik hayatın bir parçası olmuş.

 

Tüm bu rezillikler defalarca okul yönetimine şikâyet edilmiş, ancak herhangi bir değişiklik olmamıştır. İşte bu durum milli değerlerine gönülden bağlı öğrenciler üzerinden derin bir üzüntü yaratmaktadır.

 

Kampus İçindeki Diğer Faaliyetler

 

Üniversitenin kampus alanı içerisinde “Tünel” olarak tabir edilen yerde,  çok yoğun olarak bulunan pkk yandaşları, çaldıkları bölücü örgüt yanlısı müziklerle bir nevi gövde gösterisi yapıyorlar. Buna tepki gösteren milliyetçi öğrencileri darp edecek kadar ileri giden bir grup var. Yönetimin bu gibi olaylar karşısında tepkisiz kalması olayın vahametinin çok büyük boyutlarda olduğunu gösteriyor.

 

Yakın Doğu Üniversitesi’nde milliyetçi öğrencilerin, bölücü örgüt yandaşlarına karşı “Turkuaz Öğrenci Grubu’nu” kurmuşlardır. Ancak bölücü örgüt yandaşlarının üniversite yönetimine şikâyeti sonucu bu grup bir daha açılmamak üzere haksız bir şekilde kapatılmıştır.

 

Yakın Doğu Üniversitesi’ne özellikle her yıl nevruz zamanı bölücü örgüt yandaşı Grup Yorum konser vermeye geliyor. Verilen bu konserlerde apo posterlerinden, zafer işaretlerine kadar bölücü örgüt yandaşları her türlü gövde gösterisini yapabiliyor. Tüm bunlara sessiz kalarak sorumsuzluklarıyla tarihe not düşerken, ÖSS’de Türk Üniversiteleri statüsünde yer almaya devam ediyorlar.

 

Kampus içinde belli yerleri kendilerine mesken tutan bölücü örgüt yandaşları gün boyunca pkk propagandası yapmakla birlikte, kendilerine tepki gösterenleri de darp etmeye gidecek kadar hadlerini aşmış bulunmaktadırlar.

 

Yine üniversitede öğrenci olan bazı bölücü örgüt yandaşlarının evlerinde apo posterleri ve kürtçü paçavraların olduğu, evlerine misafirliğe giden kişiler tarafından tespit edilmiştir.

 

Üniversite öğrencisi olan bir kız öğrenci boynuna taktığı Türk’ün sembolü olan Bozkurt kolyesinden dolayı darp ediliyor ve bu darp edenlere karşıda herhangi bir yaptırıma gidilmiyor.

 

Kıbrıs’taki pkk gruplarının lideri konumundaki kişilerin her hafta sonu Rum Kesimi’ne geçip orada 2–3 gün kaldıktan sonra geri gelmeleri ise ayrı bir inceleme konusudur. Bu kapsamda bu bölücü örgüt lider kadrolarını Rum kesimine gönderilmesini sağlayan kişinin de Yakın Doğu’da okuyan biri olması ve DTP’de genel başkan yardımcılığı yapması gururumuzun nasıl ayaklar altına alındığının somut göstergeleri.

 

Kampus Dışı Faaliyetler

 

Özellikle diğer üniversitelerden gelen bölücü örgüt yandaşlarının katılımıyla KKTC’nin çeşitli noktalarında olaylar patlak veriyor. Geçen sene 1 Mayıs’ta kutlama bahanesiyle KKTC Ülkü Ocakları binasının önüne gelen grup “pkk burada Türkler nerede?” şeklinde slogan atarak çatışma ortamı yaratmak istemişlerdir.  Ancak bu yürüyüşte grubun içerisindeki ünlü siyasetçilerin olması, hatta bazılarının KKTC’de aktif olarak milletvekilliği yapmaları olayın 3-5 çapulcunun işi olmadığını doğrular nitelikte.

 

Sonuç olarak, kampus içinde kampus dışında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çeşitli yerlerinde ortaya çıkan bu bölücü örgüt yandaşları her ne hikmetse ellerini kollarını sallayarak ortalık dolaşmakta ve diplomalarını aldıktan sonra da Türkiye’de çalışma hayatına atılabilmektedirler. İşte en büyük tehlike de burada baş göstermektedir. Devlet kademelerinde kendilerine çalışma ortamı sağlayacak kadar ileri giden bu kişilerin, acil olarak tespit edilmesi ve gerekli yaptırımlara gidilmesi hem ülkemiz hem de ülkemizin geleceği için çok önemlidir. Tüm bu sebeplerden ötürü başta Üniversite yönetimlerine, KKTC ve Türk İçişleri Bakanlıkları’na, MİT’e, Emniyet Müdürlüğü’ne, Türk Silahlı Kuvvetlerine, Sivil Toplum Örgütlerine büyük görevler düşmektedir. En kısa zamanda Türkiye’deki ve KKTC’deki devlet ve vakıf üniversiteleri denetim altına alınarak, pkk nın etkisi ortadan kaldırılmalıdır.

 

 

Yorum (1)add feed
HARUN: naturel olamayan saygısız,fanatik olur...oda luzumsuzdur...
Adı geçen üniversiteye, 2003 yılı itibariyle kaydolmuş ve hala okumakta olan,aynı zamanda yazarın yukarıdaki satırlarda,anlattığı-anlatmadığı bir çok olaylara şahit olmuş ve sosyolojik açıdan da pasif olarak katılmış bir birey olarak şunları belirtmek isterim.
Öncelikle pasif bir katılımcı olmamın sebebi, sosyal olarak yetersizliğimden kaynaklanmadığını,yalnızca oluşagelen vakalarda çıkan samimiyetsizliğin asla üstü kapalı bir biçime sokulamayacağından ileri gelmektedir…
Bu üniversiteye Ali Kırca,Siyaset Meydanı adlı programını malum mesele KKTC konusunda tartışmaya geldi,program Denktaşın 15 dakikalık konuşmasının ardından yapılamadan bitti,
Bu üniversiteye Cezmi Ersöz geldi,propagandasını yaptı gitti…
Bu üniversitede herkesin ayrı mıntıkası var,hatta kantinler bile neredeyse duvarla küçük odacıklara bölünmüş durumda…
Bu üniversitede bayrak krizleri oldu,ama olmasada olurdu…Çünkü samimi iseniz neye ,nezaman ve nasıl tepki göstericeğinizi bilirsiniz…
Şöyleki Yakın Doğu Üniversitesinde hatırı sayılır sayıda Arap öğrenci mevcut…malumunuz onlarında bayrakları var,onlarında haysiyetleri ve şerefleri var,onlarında değer yargıları var,onlarında özel günleri,anma merasimleri var,onlarında örf ve adetleri var,ve yine ONLARINDA ARASINDA FARKLI GÖRÜŞLERDE OLANLAR VAR…ama onlar bişeyleri aşmış,gerçektende bu anlamda medeniyet başka bişey,
Hemen her sene Filistinin Kurtuluşu,Arafatı anma,İsraili boykot…şuan sadece aklıma gelenler…eylemleri oluyor…ellerinde bayrakları,omuzlarında siyah-beyaz baklava dilimli şalları yer yer alkışlayıp,yer yer slogan atıp tepkilerini dile getiriyorlar.Ama maalesef (!)onlarda,çıkışın görüşelim felsefesinde yani,kavga veya çevreye zarar konusunda bizim gibi eğitimli değiller…

Türkiye,bir yüzü Avrupaya dönmüş,geçmişindeki saltanata kapılmış,topal aksak adımlarla bir ileri,iki geri yaparken,atalarından gelen,esarete alışmış,sürekli ellerindekini kendisine savaş açanlara bırakmış,baştakilerinin dahi kendi hemşehrisi değil,kendine savaş açan milletlerden birinin vatandaşı olan,kendi dillerini bile bilmeyen ne krallara teslim etmiş,Arap yarım adasının, bize insanlık dersi verememesi ne kadar kötü bir tablo…

Elbette her insanın özgür iradesi ve belli bir düşünce tarzı vardır.Yapılması gereken sadece saygı duymaktır.Katılırsınız veya katılmasınız,düşüncelerinizi dile getirir ve onun düşüncesine saygı duyarsınız.Bu insanlık göstergesidir.

Ama ben araştırmacı-yazarım diyorsanız,yaptığınız araştırma konusunun içerisinde sizin görüşleriniz olamaz,önyargılı tutum sergileyemessiniz.Karşıt görüşlerle ayrı ayrı konuşup ortaya naturel bir değerlendirme yapmak dışında hayati görüşünüz mevzu bahis olamaz.Zaten olması durumunda bu bir araştırma yazısı değil,fanatizm dolu bir propaganda olur.

Kısacası,bu olaylar ben aleviyim,ben sünniyim,ben ülkücüyüm,ben sosyalistim,ben kürdüm ben ben ben ben ben ben ben ben ben ben ben ben ben………diye….
Vay efendim sen nasıl böyle dersin alsana……..
Olmaz beyler olmaz…
İNSANSANIZ KAVGA ETMEYİNDE FİKİRLERİNİZİ TARTIŞIN!!!
TABİ YERSE?
YANİ DÖKÜMANLARINIZA YANİ BEYNİNİZE GÜVENİYORSANIZ…
NOT:Bu yazı,hiçbir kesim veya görüş gözetilerek yazılmamıştır.Naturel bir ortamda bir çırpıda klavyeye alınmıştır…


1

Mayıs 25, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Prof.Dr. İbrahİm Arslanoğlu

 
Tarih Bilinci
 
Diğer Yazıları

E-Bülten Kayıt Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Resul Kürşat Şahsİ

 
Bizde Hiç mi Suç Yok?
 
Diğer Yazıları

Meryem Aybİke Sİnan

 
Mehmet Âkif İnan
 
Diğer Yazıları

TV'de Bugün

HABERDOKUZ Yakındoğu Üniversitesi'nde Tehlike Sinyalleri - HABERDOKUZ - HABERDOKUZ
TV'de Bugün

MURAT ÇAVGA'NIN YENİ KİTABI ÇIKTI