|
Türkiyeli Aydınlar…

Batuhan Çolak
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Aslında tartışma konusu dahi olmayacak bir olgudur Türklük…
Ancak gel zaman git zaman değişen dünya, küreselleşme, BOP, POP derken Türkiye’de bu gelişmelere ayak uydurma yoluna gitti. Bu ayak uydurmanın bir kültür halini alabilmesi ise, Türk aydınlarının gönül ve fikirlerinin fethiyle mümkün olacağı bilen Avrupa ve Amerika gibi sürekli yeni düzen arayışındaki ülkeler, Türk aydınları üzerindeki faaliyetlerine biraz daha ağırlık verdiler.
Bu faaliyetlerin en somutu uluslararası örgütler tarafından bir takım vakıflara tanınan imkanlar, AB fonları, Soros katkıları derken görüldü ki, Türkiye aleyhine ne kadar proje üretilirse o kadar çok büyük paralar geliyor.
Eee bunu gören durur mu? Durmaz tabii…Hemen ben “Aydınım ama ‘Türk Aydın’ değil Türkiyeli Aydınım” diye çıktılar ortaya.
“Türk Aydın ile Türkiyeli Aydın arasındaki fark nedir?” diye sordular.
Dedi ki; “Türk Aydını tarihiyle övünür geçmişini iyi bilir fakat doğru yorumlayamaz. Ancak benim gibi Türkiyeli aydınlar şunu çok iyi bilir ki Türkler, Ermenileri keser, Kürtleri yok eder”.
Bu cevaptan oldukça tatmin olanlar daha sonraki adıma geçerek “Türkiyeli Aydın”ı ödüllendirdiler. Önce Alman Edebiyat Ödülü sonrasında Nobel!
İşte karşınızda olması gereken aydın modeli…
***
Yukarıda izahına çalıştığımız mesele son yıllarda Türkiye’nin belki de en önemli sorunsalı haline gelmiştir. Sürekli kendini aydın olarak niteleme ihtiyacı duyanlar bildiriler, basın açıklamaları ve hatta şarkılar söyleyerek kamuoyunun gündeminde kalmayı başarmışlardır.
Ancak bunu yapanların 3-5 kişi olacağı yerde bir kitle halini alması acınılası bir durumdur.
Öyle ki son günlerde PKK’lılara yaptıkları açık desteklerinden ötürü DTP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırılması gündemdeyken hemen bu “Aydıncık kitleden” bir tepki seli gelmeye başladı.
10 Ocak 2008 tarihinde İstanbul’da bir takım “Türkiyeli aydının” yaptıkları açıklamayı okuyalım;
“Fikir ve ifade özgürlüğü açısından Türk’ün sözlerinin suç teşkil etmediğini ve ülkemizde eleştiri üstü hiçbir kurumun olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Demokratik hukuk devletiyle yönetildiği iddia edilen bir ülkede Ahmet Türk’ün sözleri suç oluşturmaz. Buna rağmen suç sayılacaksa bizler bu ‘suç’a katıldığımızı bildiririz”
Bu açıklamayı destekleyen isimler işe şöyle;
Adalet Dinamit (Barış Girisimi)
Ahmet Dindar (hukukçu)
Ahmet İnsel (Prof. Dr.)
Ali Bayramoğlu (gazeteci)
Aydın Engin (gazeteci)
Ayşe Berktay (Barış Girişimi)
Ayşe Buğra (Prof. Dr.)
Baskın Oran (Prof. Dr.)
Betül Tanbay (Prof. Dr.)
Bircan Yorulmaz (Barış Girişimi)
Bülent Bilmez (akademisyen)
Caner Canerik (Barış Girişimi)
Cengiz Güleç (Prof. Dr.)
Gündüz Mutluay (Barış Girişimi)
Çiğdem Mater (gazeteci)
Çilekden Eti
Doğu Ergil (Prof. Dr.)
Ergin Cinmen (Hukukçu)
Etyen Mahçupyan (Gazeteci)
Ferhat Kentel (Doç. Dr.)
Füsun Çeliköz (Barış Girişimi)-
Gençay Gürsoy (Prof. Dr.)
Hacer Ansal (Prof. Dr.)
İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.)
İhsan Bilgin (Prof. Dr.)
İlhan Uzgel (Doç. Dr.)
Kadir Cangızbay (Prof. Dr.)
Levent Yılmaz
Mebuse Tekay (Hukukçu)
Mehmet Selim Baki (Barış Girişimi)
Melek Taylan (Belgeselci/Barış Girişimi
Murat Belge (Prof. Dr.)
Neşe Erdilek(Araştırmacı)
Nil Mutluer (Akademisyen)
Nuri Ödemiş (Barış Girişimi)
Orhan Alkaya (şair),
Osman Kavala
Oya Baydar (Yazar)
Ömer Laçiner (Yazar/ yayıncı)
Özlem Dalkıran (Barış Girişimi) –
Sait Çetinoğlu
Semra Somersan (Akademisyen)
Seyfettin Gürsel (Prof. Dr.)
Şanar Yurdatapan
Şehbal Şenyurt (Belgeselci)
Taner Timur (Prof. Dr.)
Ümit Kardaş (Hukukçu)
Ünal Ünsal (Emekli Büyükelçi)
Vecdi Sayar (sinema eleştirmeni, yazar)
Yalçın Ergündoğan (gazeteci)
Zafer Kıraç (Barış Girişimi)
Zeynep Tanbay (bale sanatçısı)
Yurtdışından Destekleyenler:
Noam Chomsky (ABD’li Dilbilimci ve Felsefeci)
Eugene Schoulgin (Uluslararası PEN örgütü yönetim kurulu üyesi)
Yukarıda görülen listedeki isimlerin Ahmet Türk’ü “düşünce ve ifade özgürlüğü” kapsamında desteklemesi son derece çarpıcıdır.
Bu kitleye göre Ahmet Türk’ün sözleri fikir ve ifade özgürlüğü ise Mehmetçiğe sıkılan kurşunların yakın zamanda ‘gül’ olarak nitelendirilmesi gayet normal olacaktır.
DTP’li Ahmet Türk için bu kadar çaba sarf edip bir araya gelen aydınlarımızı gönül isterdi ki 15 Ağustos 1984 tarihinden beri süren PKK terörünü kınarken de görebilelim.
Yazık…Hem de çok YAZIK!
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|