|
Seçilmişler Meclisi ve Hükmü!
Alp Ergenekon
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Yeditepe İstanbul’un tam olarak çıkartamadığım tarihi bir bölgesinde idi gördüklerim…
Önce Oğuz Kağan belirdi.
Biraz şaşkın biraz endişeli gözlerle çevresine şöyle bir bakındı…
Bıraktığı devletini tanıyamaz bir hali vardı.
Ardından Alparslan çıktı ortaya…
“Lala !” diye seslendi ve devam etti…
“Lala, bu ne hal. Nice haldeyiz…”
dedi ve cevap dahi beklemeden derin bir sessizlik içine bürünerek kendisine ayrılan köşeye çekildi…
Fatih Sultan Mehmet Han’da gelmiş ve Alparslan’ı şaşkınlıkla izliyordu.
O’da kendi kendine konuşmaya başladı.
“…Bu nice haldir !” diye geçirdi içinden…
Fatihi olduğu İstanbul’u tanıyamamıştı…
Oğuz Kağan, sağında Alparslan solunda ise Fatih Sultan Mehmet Han’ın yer almasının ardından el çırptı ve…
O el çırpışı il birlikte değişik insan grupları birer birer içeri girmeye başlamıştı.
Önlerine astıkları tabelalarla arkalarında sıralanmış milyonları temsil ettikleri anlaşılıyordu.
Emekli Temsilcisi …
Çiftçi Temsilcisi…
Memur Temsilcisi…
İşçi Temsilcisi…
Kadın Temsilcisi…
Öğrenci Temsilcisi…
Sivil Toplum Temsilcisi…
Evet tuhaf bir mahkemeyi andırıyordu gördüklerim…
Mahkeme Başkanı olduğu anlaşılan Oğuz Kağan’ın bir işareti ile önce Emekli Temsilcisi başladı söze…
“…Aldığımız ücretle açlık sınırı altında hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Karnımızı doyurmak için Ramazan çadırlarının kurulmasını ya da oylarımızı karın tokluğuna sattığımız seçimlerin gelmesini bekliyoruz. Bunun dışında tam bir çaresizlik içindeyiz. Çoluk çocuk perişan devletlüm, derdimize bir çare!”
dedi Emekli Temsilcisi ve ardından köşesine çekildi.
Emekli Temsilcisinin köşesine çekilmesi ile sıranın kendisine geldiğini anlayan Çiftçi Temsilcisi bir adım öne çıkarak başladı konuşmaya…
“…Ekip biçtiklerimiz yok pahasına elimizden alınıyor devletlüm. Ne yapacağımızı nereye başvuracağımızı bilemez olduk.”
Kısa kesmişti konuşmasını Çiftçi Temsilcisi. Hemen ardından da köşesine çekildi.
Sıranın kendisine geldiğin anlayan Memur Temsilcisi bir adım öne çıkarak başladı meramını dile getirmeye…
“…Bizler çağımızın Devlet temsilcileriyiz Devletlüm. Aldığımız ücret döneminizde ne olduğu bilinmeyen açlık sınırının altında bir ücret. İcat ettikleri kredi kartı ile de geleceğimizi ipotek altına aldılar Devletlüm. Perişanız haldeyiz…”
Oğuz Kağan, Memur Temsilcisinin sözünü keserek “Geleceğinizi ipotek altına alanlar kimler ?” sorusun sert bir ifade ile sordu.
Memur Temsilcisi “Bankalar…” diye cevapladı soruyu.
Memur temsilcisinin cevabı net olmasın netti ama Oğuz Kağan ne olduğunu tam olarak anlayamamıştı.
Kısa süren bir sessizliğin ardından sıranın kendisine geldiğini anlayan İşçi Temsilcisi konuşmaya başladı.
“…Bir çoğumuz açlık sınırının çok çok altında olan asgari ücret ile çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Tam bir çaresizlik içindeyiz. Yapmaya çalıştıkları son düzenleme ile emekli olmamızı dahi istemiyorlar. Ne yaparız, ne ederiz bilemiyoruz. Çaresiziz Devletlüm…”
Oğuz Kağan’ın anlatılanlar karşısında aklı karışmış ve derin derin solumaya başlamasından da sinirlenmeye başlamıştı ancak susmayı becerebilmişti.
Kısa bir sessizliğin ardından kendisine sıranın geldiğin anlayan Kadın Temsilcisi söz almıştı.
“…Tarihimiz boyunca hep yanında, yanıbaşında olduğumuz erkeğimiz ile birlikte mücadele ettik. Gün oldu tarlada tapanda, gün oldu evde mutfakta, gün oldu pazarda çarşıda ve gün oldu cephede hep erkeğimizin yanında yanıbaşında çalıştık. Ama şimdi anlayamadığımız bir şeyler oluyor. Kimileri çarşafa, kimileri türbana kimileride çırılçıplak soyup vitrine koymaya çalışıyorlar. Adına da Din ya da Uygarlık diyorlar. Kimileri de en az üç çocuk doğurun…”
Oğuz Kağan büyük bir hiddetle kesti Kadın temsilcisinin konuşmasını ve sordu “Kim bu üç çocuk doğurun diyen !”
“Başbakan istedi. Devletlüm” diye cevapladı, Kadın Temsilcisi…
Oğuz Kağan iyiden iyiye sinirlenmiş hatta bu sinir hali Alparslan ile Fatih Sultan Mehmet Han’a da geçmişti.
Sefer düzenlenecek hale gelmeye ramak kalmıştı !
Tam anlamı ile ölüm sessizliği içinde olunan bu havayı delikanı hali ile Öğrenci Temsilcisinin heyecanlı konuşması dağıtmıştı.
“İçinde bulunduğumuz bu tabloyu kesinlikle istemiyor, lanetliyoruz. Bu yapılanları Türk Milleti hak etmemektedir. Türk gençliği olarak geleceğinden korkar halde yetiştiriliyoruz. Eğitim hakkımız elimizden alınmak istenmektedir. Başka hiçbir milletin nasip olamadığı Türk gençliği yeterince değerlendirilememektedir. Sömürgeci dış güçlerce senaristliği yapılan bir psikolojik harekat karşısında kamplara bölünmeye çalışılıyoruz. AB’ye uyum süreci kisvesi altında çok önemli yasalar düzenlemeler yapılıyor. Milli Güvenlik Sekreterliğinin kapatılması ve Vakıflar Yasasını bu konuda örnek gösterebiliriz. Son yapılan Vakıflar Yasası düzenlemesi ile Sevr’e doğru bir gidişin hedeflendiğinin farkındayız. Türklerin Anadolu’da özgür yaşanması istenmiyor. İstanbul’un aşama aşama teslimi hedefleniyor. Bu karanlık tablodan çıkılmasının çok önemli iki tane olmazsa olmaz şartı olduğuna inanıyoruz. İlki; AB-D uyum sürecinden hemen vazgeçilerek günümüzde sayıları dokuza ulaşan Türk Devletlerini örgütlü hale getirecek Büyük Türk Birliği Projesi devreye sokulmalı. İkincisi ise; Arap’ın değil Türk’ün İslam anlayışına, Sömürgeci güçlerin değil Türk’ün Kültür yapısına sıkı sıkı sarılmakta görüyoruz.”
Öğrenci temsilcisinin heyecanlı konuşması karşısında etkilenen Oğuz Kağan, yanındaki Alparslan ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın kulağına; “Bu gençlikle küffara dünyayı dar ederim !” şeklinde fısıldamadan edemedi…
Atmosfer iyice ısınmış, istisnasız herkesin heyecanı doruk noktasına ulaşmıştı. Öğrenci Temsilcisinin konuşmasının bitmesi ile sıranın kendisine geldiğin anlayan Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcisi söze başladı.
“Ekonomik durum asıl önceliğimiz olmalıdır. İçinde yaşadığımız bu tablodan daha fazla zararla çıkılmaması için herkesin bir adım geri atmasında yarar görüyoruz…”
Oğuz Kağan, Sivil Toplum Temsilcisinin sözüne devam etmesine izin vermeden kesti ve “Kim geri atacak bre ! Millet geri atar mı hiç ? Bu isteğinizin öznesi kim ?” diye çıkışmadan edemedi.
Oğuz Kağan’ın çıkışından yararlanmak isteyen Alparslan daha fazla susamadı. Öğrenci Temsilcisinin konuşmasından etkilenmiş en çok ta “…Türklerin Anadolu’da özgür yaşanması istenmiyor.” İfadesi onu kahretmişti.
Daha fazla bekleyemedi ve isyanını “Anadolu kapılarını kanımızla açtık biz ! Anadolu’yu Türk’e çok giren kimlerdir ! Hangi kendisini bilmeyenlerdir!”
Alparslan’ın konuşmasına ara vermesini fırsat bilen Fatih Sultan Mehmet Han söze girdi. Zira o’da daha fazla bekleyemezdi. Öğrenci temsilsizi o’nu da tetiklemişti.
“İstanbul, peygamberimin Türk Milletine müjdesidir. Hangi gafil bu düşünce içindedir, hangi gafil ! Tez Başbakan gelsin huzura ve anlatsın bu olup biteni”
Oğuz Kağan, Fatih Sultan Mehmet Han’a dönerek “Başbakana ya da yönetimde bulunan başka zevata gerek yok. Mesele çok açık oğul. Artık millete çare gerek. Biz onu düşünelim, onu istişare edelim.
Bu söz üzerine ortam buz kesmişti.
Oda ne ?
Arkamdan gelmekte olan bir huzur bir sıcaklık hissetmeye başladım.
Oğuz Kağan başta olmak üzere Mahkeme Heyeti de o yöne tebessüm içinde bakıyorlardı.
Gelen o idi !
Bütün heybeti ile o geliyordu !
O !
Başbuğ Gazi Mustafa Kemal !
Oğuz Kağan’ın son yaptığı konuşmadan haberdar gibi bir hali vardı ve Oğuz Kağan’a hitaben “Çare milletim kendisindedir Devletlum” ve sustu.
Oğuz Kağan, Başbuğ Gazi Mustafa Kemal’in konuşmasına deva etmesini istedi ve “Devam et.” dedi.
Başbuğ Gazi Mustafa Kemal özellikle Kadın ve Öğrenci temsilcilerine döndü ve şunları söyledi:
“Asla yılmayınız !
Çözüm sizdedir !
Muhtaç olduğunuz kudret ise damarlarınızdaki asil kandadır!”
Seçilmişler Meclisi başta olmak üzere herkes fışkırmak üzere bekleyen yanardağ gibi yerinde duramaz olmuştu !
Başbuğ Gazi Mustafa Kemal’in bu az ve öz konuşması Seçilmişler Meclisini de heyecanlandırmıştı.
Artık ortak kararı açıklamanın zamanı gelmişti;
“Hüküm Yüce Türk Milletinindir. Muhtaç olunacak kudret ise Türk’ün damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
Son olarak tüm katılımcılar hep bir ağızdan haykırdılar; “Ne Mutlu Türk’üm Diyene !”
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|