|
Okumak mı, Dinlemek mi ?
Alp Ergenekon

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
"1. Yaratan Rabbinin adıyla OKU!
3. OKU! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
4. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti.
5. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti... "
Alak Suresi (1, 3, 4 ve 5. ayetler)
Dikkat ediyor muyuz, sürekli olarak birileri bir şeyler anlatıyor ve biz toplum olarak hep dinliyoruz…
Adam doğru konuşuyor…
Ne güzel şeyler anlatıyor…
Demek peygamber efendimiz böyle yaşamış…
Bunlar, dinlerken verdiğimiz tepkilerden bazıları.
İyi de bu anlatılanlar ne ?
Bunların yazılı olduğu kaynaklar ne kadar güvenilir ?
Bu konuda doğu bildiğimiz hususlardan biri, bu anlatılanların yüce dinimiz İslam ve sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV) ile ilgili olduğudur.
Diğer husus ise sayıları üçü beşi geçmeyen ancak güçlü konuşma yetenekleri sayesinde topluma sürekli olarak bir şeyler anlatanlara toplumun kayıtsız denebilecek derecede inandığı gerçeğidir.
Kısaca ifade etmeye çalıştığım bu tablo insanlara nerede ise başka bir telkini dayatıyor. O da özetle şudur: Okuma, Dinle !
Bazı televizyonlarda sürekli olarak bu konularda yapılan yayınlarla insanımız adeta DİNLEME hastalığına yakalanmış durumda.
Evet yapılan bu.
Kuzu kuzu anlatılanları dinliyor ve bu anlatılanları dinimiz İslam ın gerekleri gibi algılıyoruz.
Bu anlatılanlar gerçekten doğru mu ?
Anlatılan hususların kaynakları neler ?
Ya da bu anlatınlar nerede yazıyor ise alıp kendimiz OKUYALIM gibi bir derdimiz yok !
Toplumun dini ihtiyaçlarına projeksiyon tutması gereken Diyanet ten de bu konuda bir çalışma yok !
Yazımın başlık kısmına alıntı yaptığım Alak suresinin 1, 3, 4 ve 5. ayetleri bu durumun tam tersini buyuruyor: OKU !
Büyük bölümü gerçek dışı olan tüm bu anlatılanlarla yapılmak istenen şey; Müslüman Türk Milletini, Dinler arası diyalog ve Medeniyetler İttifakı gibi Vatikan kaynaklı projelere hazırlamak amacıyla inisiye etmektir.
Bizim inanan, gerçek bir Müslüman olarak yapmamız gereken iki husus bulunuyor:
- Kaynağının sağlam olduğundan emin olduğumuz yayınları OKUMAK ve bilinçlenmek…
- Yabancı misyoner ve yerli işbirlikçilerinin, dinimiz üzerinde yapmaya çalıştıkları tahribatın gerçekte kutsal kitabımız Kuran da yazılı olduğunu bilmek ve bundan yararlanmak. Bu amaçla derlediğim bazı ayetlerin Türkçe karşılıklarını aşağıda bulabilirsiniz.
______________________
- "Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır." (En'am, 38)
- "Bakın şu halinize, Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerin bir kısmını haram, bir kısmını helal ilan ettiniz. De ki, ‘Böyle bir şey için size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (Yûnus, 59)
- "Dillerinizin yalan nitelendirmelerine dayanarak ‘Şu helaldir, şu haramdır’ demeyin; sonra yalan sözlerle Allah'a iftira etmiş olursunuz. Yalanlar düzerek Allah'a iftira edenlerin kurtuluşu yoktur. Böyleleri için, birazcık nimetin ardından korkunç bir azap gelecektir." (Nahl, 116-117)
- "Allah'ın dışında hüküm mercileri, hakem mi arayayım? O Allah ki, kitabını size mufassal olarak indirmiştir." (En'am, 114)
- "Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'ı, düşünülüp öğüt alınması için kolaylaştırmışızdır. Yok mu okuyup öğüt alacak?" (Kamer, 17, 22, 32, 40)
- "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir." (Mâide, 45)
- "Allah'a örnekler vermeye kalkmayın; Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Nahl, 74)
- "Dillerinizin yalan nitelendirmelerine dayanarak ‘Şu helaldir, şu haramdır' demeyin; sonra yalan sözlerle Allah'a iftira etmiş olursunuz. Yalanlar düzerek Allah'a iftira edenlerin kurtuluşu yoktur. Böyleleri için, birazcık nimetin ardından korkunç bir azap gelecektir." (Nahl, 116-117)
- "Yoksa Allah'a yeryüzünde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?" (Ra'd, 33)
- "Siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah mı?" (Bakara, 140)
- "Yoksa onların şürekâsı mı var da onlara, dinden, Allah'ın izin vermediği şeyi şeriatleştiriyorlar?" (Şûra, 21)
- "Yahudiler, 'Uzeyir, Allah'ın oğludur' dediler; Hıristiyanlar da 'Mesih Allah'ın oğludur' dediler. Bu, onların ağızlarının ürettiği bir sözdür. Bu sözler, onlardan önce küfre batanların sözlerine benziyor. Allah onları kahretsin, nasıl da ters yöne döndürülüyorlar!!!" (Tevbe Suresi, 30)
- "Hahamlarını ve rahiplerini Allah'ın yanına-yöresine konan rabler edindiler. Meryem'in Oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, biricik Tanrı olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmişti." (Tevbe, 31)
- “Fırkalara bölünüp parçalanmış rabler mi hayırlıdır, yoksa biricik ve Kahhâr olan Allah mı?” (Yusuf, 39)
- "Ey Yahudiler ve Hıristiyanlar! Bizim ve sizin aranızda aynı olan bir gerçeğe gelin: Yalnız Allah'a tapalım, ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, birbirimizi Allah'ın berisinden rabler edinmeyelim..." (Âli İmran, 64)
- "Ne İsa Allah'a kul olmaktan çekinir ne de yücelmiş bulunan melekler." (Nisa, 172)
- “Dinlerini parça parça edip fırkalara/hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.” (En'am, 159)
- “Onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir. Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.” (Müminûn, 52-54)
- “İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Rabbinizim. O halde bana ibadet edin. İşlerini aralarında parçaladılar. Hepsi bize dönecekler.” (Enbiya, 92-93)
- “O'a yönelmiş kişiler olarak O'ndan sakının! Namazı/duayı yerine getirin ve sakın şirke sapanlardan olmayın. Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.” (Rum, 31-32)
- “Yemin olsun, sana da senden öncekilere de şu vahyedilmiştir: Eğer şirke saparsan eylemin/üretimin/ibadetin kesinlikle boşa çıkar ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” (Zümer Suresi, 65)
- "Kim Rahman'ın zikrini/Kur'an'ı görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytan musallat ederiz, o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde şeytan yoldaşına şöyle der: 'Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü yoldaşmışsın sen!" (Zühruf Suresi 36-38)
- "Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'ı, düşünülüp öğüt alınması için kolaylaştırmışızdır. Yok mu okuyup öğüt alacak?" (Kamer, 17, 22, 32, 40)
- "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir." (Mâide, 45)
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|