|
OKS ve Milli Eğitim Politikası
Alp Ergenekon
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
10 Haziran 2007 tarihinde 800.000 dolaylarında öğrenci OKS’de ter dökecek! Sınav sonrasında yaklaşık 50.000 öğrenci Fen, Anadolu ve muadili okullara yerleştirilecek.
Peki geriye kalan 750.000 adedi ne olacak?
Bu soruya verilecek cevabı biraz geciktirerek OKS’de başarılı olacak 50.000 öğrenci üzerinde duralım. Bu öğrencilerin maksimum % 10 luk diliminin iyi bir üniversite tahsili sonrasında bir iş bulabileceği ancak geriye kalan % 90’lık diliminin ise SÖZDE üniversite mezunu olarak EĞİTİMLİ İŞSİZLER kervanına katılacağı açık!
Sonuçta her yıl yaklaşık 750.000 dolaylarında genç dimağ gelecekten ümitsiz ve karanlık güçler için potansiyel tehlike olarak aramıza katılıyor!
“Terör”, “cehalet”, “ahlaksızlık”, “az gelişmişlik” gibi hemen hemen her sorunumuzun nedeni olan bu tabloya son verilmesi için başta Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı olmak üzere devletin tüm yetkili organlarını göreve davet ediyorum.
Bu noktada, meseleyi sorun odaklı bir yaklaşım içinde değil çözümü ile birlikte ortaya koymak adına naçizane önerimi paylaşmak isterim.
Yeraltı kaynaklarının son derece önemli olduğu herkesin malumudur. Ancak Ülkelerin demografik yapıları ve bu yapının güçlü olması da son derece önemlidir; Bu bağlamda, genç nüfus önemli bir doğal zenginlik olarak görülmeli ve gereğince değerlendirilmelidir.
Yeraltı kaynakları yönünden yetersiz ancak insan kaynağını gereğince değerlendirebilen gelişmiş ülkelerin, yeraltı kaynakları yönünden zengin olan Ortadoğu’yu sömürmesi, aradaki farkı görmek adına önemli bir örnektir.
O halde insan unsuruna ve o’nun bireysel gelişimine önem veren politikaların üretilmesi ve uygulanması önemsenmelidir.
Ülkemizde her yıl milyonlarla ifade edilen genç dimağlar yukarıda da açıkladığım gibi OKS ve ÖSS’ye giriyor ve bunlardan ancak maksimum % 5’i başarılı olabiliyor. Diğerleri ise gelecekten umudu olmayan, hedefi olmayan milyonlara eklenerek potansiyel tehlike olmaya devam ediyorlar…
Bütün çocuklarımızı Doktor ya da Mühendis olacaklarmış gibi yetiştiren eğitime alternatif politikalar üretmeli ve vakit geçirmeden uygulamaya almalıyız.
Bu amaçla değerlendirebileceğimiz yöntemlerden bir tanesi; Ülkemizin yeraltı zenginlikleri ile coğrafik yapısını dikkate alarak aşağıda açıklamaya çalıştığım politika olabilir.
Ülkemiz jeopolitik gereklilikler nedeniyle yedi adet bölgeye ayrılmış durumda. Bölge insanlarımızın ait oldukları bölgelere yararlı bir birey olarak yetiştirilmesi ve bulunduğu bölgede mutlu olmalarının sağlanması, önereceğim politikanın temelin oluşturmaktadır.
Bunun nasıl mümkün olabileceğini açıklamaya çalışayım…
Her bölgenin kendine özgü yeraltı kaynakları, folkloru, iklim ve demografik yapısı, geçim kaynakları ve jeopolitik hatta jeostratejik özellikleri var. Tüm bu kritik hususlara ilişkin veriler Merkezi bir koordinasyon altında bölgeler itibarı ile analiz edilip değerlendirilebilecek önemli bilgiler haline getirilebilir.
Önerimi somutlaştırmak adına Doğu Anadolu Bölgemizi ele alalım. Örneğin yıl bazında 10.000 tonluk bir bakır üretimi, 100.000 adet canlı hayvan, 100.000 tonluk buğday üretimimiz olsun. Bölgenin bu kaynaklarını işlemek ve değerlendirmek için ihtiyaç duyulacak insan profili ve sayısı tespit edilmeli ve buna göre mesleki okullar açılarak düz lise yaklaşımına son verilmelidir. Meslek okullarında, bölgeye komşu ülkelerle yapılan sınır ticaretini geliştirmek ve sürekli gelişen bir çizgide kalıcı olmasını sağlamak amacıyla komşu ülke lisanının öğretilmesi de asla göz ardı edilmemelidir.
Diğer altı bölgemizde de benzeri yaklaşımla analizler yapılmalı ve her bölgenin dokusuna ve ihtiyacına uygun mesleki okullar açılarak düz lise eğitiminden bir an önce vazgeçilmelidir.
Yukarıda sözünü ettiğim Merkezi Koordinasyon yapısını bu noktada açmakta yarar var; “Milli Eğitim Koordinasyon ve Planlama Merkezi” adı ile kurulacak bir organizasyon, bu tür bir uygulama için gerekli ve zorunludur. Üyeleri Valilikler, İl Belediye Başkanlıkları, Tarım İl Müdürlükleri, Nüfus Müdürlükleri, Ticaret odaları, Kamu ve Özel Sanayi kuruluşlarından oluşacak olan bu Koordinasyon Merkezi, bölgeler bazında çalışmalar yaparak ihtiyaç duyulacak özellikteki mesleki okullar ile öğrenci sayısını tespit edecek ve mezun öğrencilerinde istihdamını sağlayacaktır.
Düz lise eğitim anlayışına son verecek olan bu model ile mesleki eğitimini tamamlamış vasıflı personel yetiştirilmesi sağlanacak daha da ötesi herkesin kendi bölgesinin ihtiyacına göre yetişmesi ve kendi bölgesine hizmet etmesi sağlanmış olacaktır.
Genel hatları ile açıklamaya çalıştığım politikanın metodolojik bir yaklaşımla hazırlanarak siyasi parti programlarında yer alması en büyük dileğimdir.
Son olarak OKS’de ter dökecek genç kardeşlerime seslenmek istiyorum:
OKS’de ter dökecek değerli öğrenciler;
Bu sınavdan alacağınız sonuç ne olursa olsun asıl önemli olanın SİZ’lersiniz! Hiçbir şey için geç kalınmış bir yaşta asla değilsiniz!
Alacağınız sonuç ne olursa olsun kendinize güveniniz ve bireysel gelişimlerinize katkı sağlayacak çalışmalardan asla uzak durmayınız! Unutmayınız ki düşünceleriniz ve yaptıklarınız hayatınızı belirleyecektir!
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|