|
İddiasını İspat Edemeyen Namerttir !
Alp Ergenekon
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Hafızam beni yanıltmıyor ise 2005 ve 2007 yıllarında AKP Hükümetine yönelik iddia edildiği öne sürülen bir takım haberler için;
"…İddia sahibi, iddiasını ispat etmek zorundadır"
"…İddiasını ispat edemeyen namerttir !”
Şeklinde çıkışlar yapmıştı Sayın Başbakan…
Bu ifadeleri yazımın ilerleyen bölümlerinde kullanmak üzere Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un “Kağıt Parçası” olarak ifade ettiği Darbe Planı içerdiği iddia edilen belgeye geçelim.
Sayın başbakan, konuyla ilgili olarak sadece sekiz gün ara ile iki ayrı görüş ileri sürdü;
14.06.2009 – Başbakan : …Son günlerde gazetelerin haberlerini görüyorsunuz. Ak Parti üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz…Gerekirse dava açacağız !
22.06.2009 – Başbakan : …Türkiye'de bu belgeden dolayı bir tartışma olmamıştır. Kurumlar arası bir çatışma söz konusu olmamıştır. Demokrasimizin olgunlaştığı son olayda bir kez daha net olarak görülmüştür. Türkiye demokrasi noktasında, reformlar noktasında, geri dönülemez bir yola girmiştir.
Arasında uçurumlar olan bu ifadelere rağmen son açıklamada yer alan Türkiye yi olumlu tasvir etme çabası nedeniyle tebrik ediyorum sayın başbakanı.
Ancak; Yargıtayın açıkladığı “Fotokopi belgelerin hukuki değeri yoktur” şeklindeki kararı da dikkate alarak, üzerinde mutlaka durulması gerekli hususların altını çizmekte de yarar görüyorum:
- Yaklaşık bir yılı aşkın süreden bu yana devam etmekte olan ve adına ETÖ denilen davada ileri sürülen fotokopi ürünü belgeler için Yargıtay ın “Fotokopi belgelerin hukuki değeri yoktur” şeklinde kararı uygulanacak mı ?
- Deniz Feneri konusunda yargı süreci başlatılacak mı ?
Yasama ve Yürütmeye başkanlık eden sayın başbakanın yukarıda naklettiğim Türkiye yi olumlu tasvir etme çabası , bu iki konu için maalesef geçerli değildir. Her iki konu da, ifade de belirtilenin aksine, toplumu ifrat-tefrit kutuplaşmalara bölen, hiç olmadığı kadar kutuplaştıran hususlar olarak karşımızda duruyorlar.
Fikri ayrı, zikri ayrı çabaların toplumu olabildiğince germekten başka bir işe yaramayacağına da çok iyi örnek olan bu iki ayrı konu, çözüme ulaşmadıkça toplumsal mutabakatın sağlanamayacağı son derece açıktır.
Yazımı kaleme aldığım saatlerde Başbuğ 26.6.2009 tarihli konuşmasını yapıyordu. Yazımı yazmaya devam ederken herkes gibi bende Bağbuğ’u can kulağı ile dinliyordum. Konuşma olabildiğince netti. Bu konuşmadan çıkartılabilecek en önemli mesaj şu idi:
- BULUN O KAĞIT PARÇASINI TANZİM EDENLERİ !
İşte bu noktada yazımın başlangıcına naklettiğin başbakana ait o sözleri hatırladım :
"…İddia sahibi, iddiasını ispat etmek zorundadır"
"…İddiasını ispat edemeyen namerttir !”
Bu noktada merak ettiğim konu, Başbuğ’un Kağıt Parçası olarak nitelendirdiği o evrak içinde başbakan aynı sözleri söyler mi, bilinmez ama sanıyorum bu sözü bizde söyleyebiliriz;
"…İddia sahibi, iddiasını ispat etmek zorundadır, Sözkonusu belgenin gerçek olduğunu düşünen ve bunu servis yapanlar iddialarını ispat edemezler ise namert ve şerefsizdirler !"
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|