Prof.Dr. İbrahim Arslanoğlu

 
Rektörlük Seçimleri
 
Diğer Yazıları

Mehmet Derebeyoğlu

 
Ergenekon Çıkış
 
Diğer Yazıları

Muhammet Yılmaz

 
Örtülen Tarih
 
Diğer Yazıları

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Hedef, TURAN! Yazdır E-posta
Cumartesi, 10 Mayıs 2008

Hedef, TURAN!

(Öze Dönüş)

 

Alp Ergenekon

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

“Benim yaradılışımda bir fevkaledelik varsa

 O’ da TÜRK olarak dünyaya gelmemdendir…”

M.K.ATATÜRK

 

Bireyin kendini tanıması, gelişimi ve hedefleri için son derece önemlidir. Psikoloji bilimi için kesin bir gerçek olan bu yaklaşım, toplumlar ve milletler içinde geçerlidir.

 

Gelişimini tamamlamış bireylerin, kendilerine olan özgüvenleri ile çevrelerine hissettirdikleri farkındalık, gelişimlerini tamamlamış ABD ve AB ülkelerinde  çok açık olarak görülebilir durumdadır.

 

Bu kısa açıklamadan da anlaşılacağı üzere gelişmiş ülke,  gelişimini tamamlamış bireylerle mümkün hale gelebilir.

 

O halde gelişmiş ülke olmanın gerek ve yeter şartı, her yönü ile gelişimini tamamlamış insan kaynağıdır.

 

Gelişmiş ülke olmanın yanında gelişmiş ülke olarak kalmakta son derece önemlidir ve bu uğurda yapılması gerekli her şey mutlaka yapılmalıdır.

 

Bununla, günümüzde Süper Güç olarak tanımladığımız ABD ve AB gibi ülkelerin bu konumlarını devam ettirebilmek adına uyguladıkları diğer ülkeleri sömürme temeline dayanan politikaları kast etmediğimiz açıktır.

 

Bu süper güçlerin, tasvip edilmesi mümkün olmayan “Küreselleşme” kılıfı altında, başka  ülkelerin milli ekonomilerini çökerttikleri artık herkes tarafından bilinen bir gerçek haline gelmiştir. Bu durumun en temel gerekçesi; belli güçlerin, gelişmiş ülkeler dışında diğer milletlere, sadece ve sadece kontrollü (!) yaşam hakkı vermek istemeleridir.

 

Ülkemizde hükümet olmaya namzet kişilerin, hükümet olmadan önce ABD Başkanını ziyaret etmeleri, meşhur Bilderberg toplantılarına davet edilmeleri, yukarıda açıklamaya çalıştığım durumun gereklilikleri ve aynı zamanda da açık ispatıdır.

 

Özellikle son 6 yıl içinde görev alan AKP iktidarları döneminde olup bitenler, geçmişi çabuk unutan naif milletimizin dikkatlerinden kaçmayacak kadar ağırdır;

 

·    Önemli sanayi kuruluşlarımızın özelleştirme adı altında elimizden çıkarılması.

·    Finans sektörümüzün dilim dilim emperyal güçlerin denetim ve kontrolüne verilmesi.

·    Önemli Metropollerimizde terörün özellikle malum etnik kökende tırmanışa geçmesi.

·    Vatan toprağının yabancılara parsel parsel satılması.

·    Vakıflar yasası ile Sevr’in hortlatılmaya çalışılması.

 

Şeklinde sıralayabileceğimiz daha birçok madde olduğu hepimizin malumudur.

 

Son olarak yaşadığımız Türk’lüğü aşağılamaya ceza veren 301.maddenin AB tavsiyesi doğrultusunda değiştirilmesi bardağı taşıran son damla olarak kabul edilmelidir. Zira bu tablo, yukarıda “…Bu durumun en temel gerekçesi; belli güçlerin, gelişmiş ülkeler dışında diğer Milletlere sadece ve sadece kontrollü (!) yaşam hakkı vermek istemesidir.” Şeklindeki açıklamalarmı doğrular niteliktedir.

 

Bu tablonun nihai amacı, milletimiz için ekonomik yönden son derece ağır yükümlülükler  oluşturmak ve milletimizi diz üstü çökermektir. Bunun diğer bir anlamı milletimizi esaret altında tutmaktır.

 

Karşımızdaki tehlike büyüktür ancak çözümsüz değildir !

Hele hele bu Millet Türk Milleti ise tarih bunun örnekleriyle doludur ve çözümü de vardır…

 

Çözümün adı; zor dönemlerde sergilediğimiz, “Öze dönüştür !”

 

Bununla ne demek istediğimi tarihsel bilgiler ışığında açıklamaya çalışayım…

 

Tarihçiler, milattan önce üç ve ikibinli yıllara ait olduğu öne sürülen çivili yazılı metinlerde;

·    Turukku

·    Turchi

·    Turki

kelimelerine rastlandığını ifade ediyorlar. Birçok destanda da Türk kelimesi, Nuh peygamberin oğlu Yafes’in  çocuklarından birinin adı olarak geçer. Yine tarihçilerin  arkeoloji ve mitoloji kayıtlarını esas alarak yaptıkları incelemelerden,  Türk’ün insanlık tarihi kadar eski olduğunu biliyoruz.

 

Kaşgarlı Mahmut’un Divanu Lugat’it-Türk adlı eserinde geçen ifadeler ile Gök-Türk yazıtlarında “Türk yiğit beyler = Güçlü, Kudretli yiğit beyler” şeklindeki ifadelerden Türk’ün “Güçlü, kuvvetli, kudretli, olgun” manalarında kullanıldığını görmekteyiz.

 

Tarih boyunca;

·     12  İmparatorluk

·     41 Devlet

·     33 Beylik

·     4 Atabeylik

·     17 Hanlık

·    Ve günümüzde 9 adet Cumhuriyet

 

Kurmuş olan  Türk’lerin, bu tablo nedeni ile de“Güçlü, kuvvetli, kudretli, olgun”  ifadelerini hak ettiklerini düşünebiliriz.

 

Hz.Muhammed (S.A.V) efendimizin;

·    “Yüce Allah  -Benim bir ordum vardır ona Türk adını verdim, onları doğu’da yerleştirdim. Bir kavme kızarsam Türk’leri o kavim üzerine gönderir cezalandırırım”

·    “İstanbul’u fetheden asker ne güzel askerdir, o’nu fetheden kumandan ne güzel kumandandır”

şeklindeki hadisleri 116 Devlet teşkilatı kurmayı başarmış ve üzerinde güneş batmayan imparatorluklar yaşatmış bir ırkın adı olan Türk’ün, birilerinin ifade ettiği gibi basit bir “BEDEN” parçası olmadığının en güzel ispatıdır.

 

Bütün bu açıklamalar ışığında Türk’ü özetle tanımlamak gerekirse;

·    İrili ufaklı toplam 116 Devlet teşkilatı kurmuş ve üzerinde güneş batmayan imparatorluklar yaşatmış,

·    Hz. Muhammed efendimizin (S.A.V) güzel ve övgü dolu sözlerine mazhar olmuş,

·    Allah’ın seçilmiş ordusu olarak, küffara karşı İslam’ın kılıcı olmayı başarmış,

Bir gerçeğin adıdır TÜRK !

 

Yazının devamında buluşmak üzere…

 

Yorum (1) >> feed
saygılarımla
Yorumu yazan hatice ersoy, Mayıs 10, 2008

Sevgili büyüğüm ben 2.sınıf bir üniversite öğrencisiyim.Yazılarınızı her hafta ilgiyle beğenerek okuyorum.bizi bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Duyarlı gençleri ülkemiz için neler yapabiliriz konusundada somut bilgilerle aydınlatırsanız çok mutlu olucam. Saygılarımla!

Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >