|
Hedef, TURAN! (Zaaflarımız)
Alp Ergenekon

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
“Er meydanlarından çekilir oldun,
Çorak iklimlere ekilir oldun !
Eğilmek bilmezdin bükülür oldun…
Sürer mi bu gaflet; daha kaç sene?
Uyan ! Ey Türk uyan! Uyumak nene?”
N. Yıldırım GENÇOSMANOĞLU
“Hedef TURAN(Öze Dönüş)” adlı yazıda TÜRK gerçeğini tarihsel süreç içinde tanımlamaya ve Devlet denen kutlu çatının TÜRK olduğu sürece var olduğunu ifade etmeye çalıştım.
Bu bölümde ise; tarih boyunca sahnelenen toplam 116 ayrı Devlet Teşkilatına neden ihtiyaç duyulduğunun en temel nedenlerinden birisi olduğuna inandığım “Zaaflarımızı” işlemeye çalışacağım.
Bu bölümde ele alacağım hususlar, Türk Birliği olarak adlandırabileceğimiz TURAN’ın gerçekleşmesi ve sonrasında 117. Başka yeni bir Devlet yapısına ihtiyaç duyulmaması açısından son derece önemlidir.
İrili ufaklı kurulmuş olan 116 adet Devlet, Türk’ün Devlet Teşkilat yapısından ayrı kalamayacağını gösteriyor olmasının yanı sıra, yaklaşık 100 den fazlasının düşman hileleri neticesinde sadece iç karışıklıklarla tarihten silindiğinin de somut ifadesidir.
İşte bu düşman hilelerine zemin hazırlayan en belirgin nedenlerden biri hiç kuşku yok ki zaaflarımızdır…
Kulağına fısıldanması ve buna imkan vermesi en büyük zaafıdır Türk’ün.
Bu durumu keşfedenler kullanmaktan çekinmemişler ve Devlet Yönetiminde etkili kişileri kulaklarına fısıldadıkları dedikoduları ile sürekli yönlendirmeye çalışmış ve istediklerini büyük ölçüde elde etmişlerdir. Naif kişilikleri nedeni ile, kulağına fısıldayanları güçsüz ve korunmaya ihtiyacı olan zayıf insanlar şeklinde düşünen Türk’ler, kullanıldıklarını hep son aşamada fark etmişler ancak kaçınılmaz olan acı sonu yaşamaktan bir türlü kurtulamamışlardır.
Türk’ün bu zayıf tarafını çok iyi bilen dış güçler, planlı kalleş oyunlarını tarih boyunca
· Kültürel
· Siyasi
· Ekonomik
· Askeri
· Ve Coğrafi
Alanlarında aralıksız uygulamışlar ve bunu günümüzde de sürdürmektedirler. Sıralamaya çalıştığım dış kaynaklı bu engellemeler rastgele değildir. Birisi üzerinde yapılacak saldırı ancak ve ancak bir önceki madde için gereğince işlem yapılmış olması şartına bağlıdır. Başka bir değişle; Örneğin, siyasi alanda yapılacak saldırının başlaması, Kültürel alanda yapılan saldırının başarılı bitmesi şartına bağlıdır.
Emperyalist güçlerce yapılan saldırının, mevcut durum itibarı ile ilk üç madde için yani “Kültürel”, “Siyasi” ve “Ekonomik” alanlarında başarılı olduğunu, “Askeri” ve “Coğrafi” alanlarda ise cephe açma hazırlığında olunduğunu üzülerek belirtmek isterim.
Tam bu noktada tarihsel gerçeklerden de istifade ederek, emperyalist güçlerin başarılı olmak adına ARAÇ olarak kullandıkları iki önemli hususu, altını çizerek paylaşmak istiyorum:
· TÜRK’ün fazlası ile naif olan tarafını kullanarak “TÜRK’ü Başkalaştırma” faaliyetleri. Diğer bilinen bir adı, “İnisiyasyon” !
· BİLİM Ve TEKNOLOJİ
Ancak diğer bir başka gerçeği de paylaşmamda yarar var :
O’da TÜRK’ün tam, “HERŞEY BİTTİ” denen noktada şahlanıp, istikbal ve istiklalini tüm dünya ya haykırarak kabul ettirdiği gerçeğidir !
Bu mücadeleye ilişkin neler yapılabileceğine geçmeden emperyalist güçler olarak tanımladığımız Avrupa Birliği ve ABD’ye ait birkaç önemli tespitte bulunarak içinde bulunduğumuz durumun o kadar da vahim olmadığını ortaya koymak istiyorum.
Avrupa Birliği:
· Başka milletlerin kanlarını emmeye alışkın emperyalist yönlerini tatmin edemiyorlar çünkü tüm sömürgelerini kaybetmiş durumdadırlar. Bu onlar için önemli bir kan kaybıdır. Çünkü ucuz iş gücü, sanayi üretimleri için gereklidir.
· Doğal kaynakları yoktur. Petrol ve bunun dışında diğer önemli stratejik kaynaklara sahip değildir.
· Kendini savunabilecek askeri gücü yoktur. NATO imkanları ile yetinmektedir.
· Başını Almanya ve İngiltere’nin çektiği zıt kutuplaşmalarla ciddi bir durgunluk yaşanmaktadır. Hatta bölünme aşamasına geldiği yazılıp çizilen haberler arasındadır.
· ABD ve dolayısı ile İsrail baskısı nedeniyle dış politikada istikrar sağlayamamaktadır.
· Çok ciddi demografik sorunlarla karşı karşıyadırlar.
ABD:
· Toplam nüfusu, genel içinde %12 -15 oranlarında olduğu bilinen Yahudi ya da Yahudi yanlısı evangelistlerin çılgınlığı ve kabul edilmez politik tercihleri diğer ABD vatandaşları tarafından tepkiyle karşılanmaktadır ve bu tepki çığ gibi her geçen gün daha da büyümektedir.
· Ortadoğu’da takip ettiği politika nedeniyle tam bir batağa girmiş durumdadır.
· Çin ve diğer gelişmekte olan ülke ekonomileri karşısında Dünyanın tek elden yönetilemeyecek kadar büyük olduğu gerçeğini görmüşler ve tam bir panik içindedirler.
Mevcut durumlarını analiz etmeye çalıştığım ABD ve AB güçlerinin an itibarı ile yapmaya çalıştıkları tek şey, mevcudu korumaya yönelik çabalarından ibarettir. Bunu yapabilmek için ihtiyaç duydukları parametreler ise geçmişte yararlandıkları gibi günümüzde de her türlü iletişim araçları ve adeta maşaları konumunda olan yerli işbirlikçileridir.
Tabii bu durumun farkında olan sadece bizler değiliz, Küresel Ekonominin doğal sonucu olan sömürü sistemine karşı olan bazı ülkeler de bu durumun farkındadırlar ve çözüm yollarını da gayet iyi bilmektedirler; Milli kimliği ve Milli çıkarları korumak, kollamak.
Başka bir değişle Milli Kültüre sahip çıkmak !
Durumu bu netlikte ortaya koymamın nedeni, tespiti yapılan çözüm yolunun bizim içinde geçerli olduğudur. Ancak “Milli Kültür” parametresine biz çok önemli bir hususu daha ilave etmek zorundayız. Bunlarla birlikte çözüm reçetemiz;
-
Milli Kültüre sahip çıkmak
-
Bireysel Gelişim ve Eğitim
Şeklinde ortaya çıkacaktır.
Bu hususlar üzerinde durmaya çalışacağım Yazının devamında buluşmak üzere…
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler: |