|
Eeee, Artık Bizde Varız; Yok Öğle Tek Taraflı Yazıp Çizmek (1) !
Alp Ergenekon
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Yazar : Çetin Altan
Konu : 11.09.2006 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanan “Divan’da Kadın” başlıklı yazısı
Yorum : Bu yazısı ile; Osmanlı’nın gerileme ve çöküş dönemlerinde Osmanlı Edebiyatı ve Osmanlı yazarlarının kadına olan bakış açılarını işleyen Çetin Altan dönemin yazarlarından bazı örneklerde vermiş. Tabii bunlar bizim gerçeklerimiz ancak neden böyle olunduğuna ilişkin sebep-sonuç ilişkisini de irdelemek gerekiyor. (Bu yanı ile çetin Altan’ın eksiğini tamamlamış olalım.)
Batı uygarlığının Rönesans öncesinde gerçekleştirdiği ve bu tarafı ile de Doğu (İslam) uygarlığından ayrıldığı devrim niteliğindeki en önemli aşama kadının toplumsal hayata girmesidir. Ardından Rönesans ile toplumsal öz bilincin oluşturulması ve her bireyin bu uğurda görev alması günümüz batı uygarlığının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Osmanlının gerileme ve çökme süreci ile aynı olan bu dönem içinde DÖNME’lerin Osmanlıyı nasıl bir kıskaca alıp emperyal politikaları tatbik ettikleri ortadadır. Ancak o dönem içinde dikkate alınması gerekli husus şudur; Osmanlı uygarlığı ile hiç örtüşmeyen ve çöküş dönemi yöneticilerinin adeta dışladıkları ve yabancı gördükleri TÜRK KÜLTÜRÜ. ( Kaynak: Ziya Gökalp’in “Türkçü’lüğün Esasları” adlı kitabı. )
Çetin Altan’ın yazısını işte bu tespiti yaparak değerlendirmeli ve kadının toplumsal yapı içindeki yerine, TÜRK KÜLTÜRÜ’nün Batı uygarlığından daha çok önem verdiğini belirtmeliyiz.
Yazar : Semih İdiz
Konu : 11.09.2006 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanan “Babacan AB’yi ikna edemiyor” başlıklı yazısı
Yorum : Babacan’ın “301’in değiştirilmesinin gündemde olmadığı yolundaki açıklamaları için Semih İdiz denen zavallı bakınız ne diyor; Bilindiği gibi bu madde, "Türklüğü, cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılamayı" suç sayıyor ve buna ceza öngörüyor. Bu tür bir maddeyi Avrupa'da da görmek isteyen milliyetçi kesimler tabii ki var. Ancak, benzeri bir madde hiçbir AB ülkesinde yok.
Merak ediyorum Semih İdiz; Demokratik, Laik Sosyal ve Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısında mısınız ki, Türklük sizi rahatsız ediyor mu ki, bu yorumu yapma gereği duydunuz.
Satılmış olduğundan artık asla şüphemiz olmayan sözde Türk Medyasının kalleş, onursuz, satılmış vatan haini kalemşörleri, şunu bilmelisiniz ki; Ne pahasına olursa olsun Anadolu toprakları Türk kimliği ile payidar olacaktır !
Yazar : Ruhat Mengi
Konu : 11.09.2006 tarihli Vatan gazetesinde yayımlanan “Diyanet Sorumluluğa ortaktır.” başlıklı yazısı
Yorum : Ruhat Hanım, Ahmet Hakan’dan cevap beklemeniz beyhude olur çünkü sorunuzun cevabını bildiklerini sanmıyorum. Bakınız, aynı yazarın yazısından alıntı yaptığım “"Tarikat Kardeşliği her şeyin üzerindedir ama cemaat içinde herkesin hemen fark edemediği iç çekişmeler de yaşanır.”
açıklaması için bazı sorularım oldu ancak henüz cevap alabilmiş değilim.
Sorularım şöyle idi ; “Tarikat Kardeşliği her şeyin üzerindedir !” sözü, son derece açık ve net olmasına rağmen bir o kadarda okuyanın farklı anlamlar yükleyebileceği tarzdadır. Şöyle ki;
- Peygamber efendimizin buyurdukları “Yardımlaşmaya en yakınızdan başlayınız” mealindeki sözlerine göre, Tarikat Kardeşliği yakınlık anlamında yine birinci sırada mı olmalıdır !
- Türkçülüğü kafatasçı olmakla eş sayan, Türk Milliyetçiliğini red eden “Ümmetçilik” yaklaşımı, Tarikat Kardeşliğini nasıl yorumlamaktadır !
Ruhat Hanım; Çetin Altan’ın bu günkü yazısı için yaptığım yorumu, ilgisi nedeniyle sizinle de paylaşıyorum; Batı uygarlığının Rönesans öncesinde gerçekleştirdiği ve bu tarafı ile de Doğu (İslam) uygarlığından ayrıldığı devrim niteliğindeki en önemli aşama kadının toplumsal hayata girmesidir. Ardından Rönesans ile toplumsal öz bilincin oluşturulması ve her bireyin bu uğurda görev alması günümüz batı uygarlığının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Osmanlının gerileme ve çökme süreci ile aynı olan bu dönem içinde DÖNME’lerin Osmanlıyı nasıl bir kıskaca alıp emperyal politikaları tatbik ettikleri ortadadır. Ancak o dönem içinde dikkate alınması gerekli husus şudur; Osmanlı uygarlığı ile hiç örtüşmeyen ve çöküş dönemi yöneticilerinin adeta dışladıkları ve yabancı gördükleri TÜRK KÜLTÜRÜ. ( Kaynak: Ziya Gökalp’in “Türkçü’lüğün Esasları” adlı kitabı. )
Batı uygarlığının bu denli başarılı olmasını Kadının toplumsal hayata girmesine de bağlamalıyız. Türk Kültürü içinde Kadın, sürekli olarak erkeğinin arkasında ya da önünde değil sürekli olarak yanında, yanıbaşında olmuştur. Dolayısı ile artık başka hususları da tartışmalı, kadınlarımızın kafaları ile şekil olarak uğraşmaktan vazgeçip kafalarının içindekilerden yararlanmanın yollarını aramalıyız; Kadınlarımız artık toplumsal hayata girmelidirler ve roplumun öz bilincini oluşturmaya yardımcı olmalıdırlar. Zira Türk Kültürüde bunu gerektirir.
Bu habere benzer haberler: Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
Yorum () |
|
|
|
|
|