Anasayfa
Başbakan'a Açık Çağrı: Lübnan'a Asker Göndermemeliyiz... Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008

Başbakan’a Açık Çağrı: Lübnan’a Asker Göndermemeliyiz…

Alp Ergenekon

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Dinlerarası diyalog, Medeniyetler ittifakı gibi söylemlerle Küresel Efendilerinin “Ilımlı İslam” modeline açıkça destek verip, BOP Eşbaşkanı olduğunu da açıkça söyleyen Erdoğan, T.C. Başbakan’ına yakışmayacak icraatlarına Lübnan’a asker gönderme isteği ile devam etmek istiyor.

Yeri gelmişken BOP’un ne olduğunu açıklayalım; Yahudilik’teki ahiret anlayışı, İslamiyet ve Hristiyanlığın  aksine,  “Yeni Dünya Düzeni” ya da “BOP : Büyük Ortadoğu Projesi” şeklinde,  mekan olarak Dünya üzerinde gerçekleştirilmek istenmektedir. Ancak İslamiyet ve Hristiyanlıkta ise mekan olarak Dünya dışında başka yerler kastedilir.

Geçelim…

Yahudi para babası Soros efendi Türkiye'ye geldiğinde haddini aşan küstah bir tavırla "Sizin ihraç edeceğiniz tek şey Mehmetçiğin kanı olabilir" mealinde sözler söylediğinde verilmek istenen mesajın ve yapılmak istenenin ne olduğunu anlamakta güçlük içinde idim ve konuyla alakalı  sağlıklı bir analiz yapıldığını da hatırlamıyorum. Ancak günler geçtikçe yapılanlar daha iyi anlaşılmaya ve verilmek istenen mesajın neler olabileceği net olarak görülmeye başladı;

Birinci Dünya savaşından yenik çıkmamızın ardından İngiliz ve Fransızlar tarafından tasarlanan ve şekil verilen Lübnan, bugün İsrail'in işine yaramıştır. Yaklaşık yüzbin dolayında askeri olan Lübnan ordusunun İsrail karşıtı tekbir kurşun atmaması sizce de garip değil mi ? Ancak buna rağmen İsrail ordusu yenilmiş ve verdiği kayıplarla, asla birlikte yaşayamayacağı korku ortamına sürüklenerek ateşkes yapmak durumunda kalmıştır. Bununla yetinmeyip; gerçekte,  Siyonist emeller doğrultusunda görev yapan Birleşmiş Milletlerden,  asker talebinde bulunmuştur. (İlerleyen günlerde Birleşmiş Milletler, IMF gibi kuruluşların da ne olduğunu açıklamaya çalışacağım.)

Konu sanıyorum daha belirgin bir hal almaya başladı; “Bir Türk öldür, rahat et” sözünün sahipleri olan Yahudiler, kendi  askeri ile yapamadıkları ya da yapmak istemediklerini Türk askeri ile yapmaya çalışmak istemektedirler, konu bu kadar açık ve nettir.

Lübnan’a asker gönderilmesi konusunda niyet ve isteğini açıkça ortaya koyan Başbakan ve  Dışişleri Bakanı dahil olmak üzere tüm AKP camiasına sesleniyorum;

1 - Bu olup bitenleri görmek istememe basiretsizliğinden sıyrılınız ve Ülkenize, Bayrağınıza ve Mehmetçiğinize sahip çıkınız !

2 – Çocuk katili İsrail’in elini güçlendirmeyiniz ve güçlendirmeye devam etmeyiniz !

3 – Fıtratlar değişse de kan yine o kandır” sözüne inanarak diyorum ki;  Bir Türk öldür, rahat et” sözünün sahiplerine artık yardım etmeyiniz !

4 – Benzeme, benzet” ilkesi ile hareket eden Siyonistlere artık benzemeyiniz, sizler onları benzetiniz !

5 – Biraz olsun pişmanlık var ve ne yaptığınızı bilemiyor iseniz MHP’yi izleyiniz ve yardım alınız !

6 – Dünya’ya nam salan Ecdadınızı tanıyıp bir zamanlar onların neler yaptığına bir bakınız ! Bunun için Kanuni Sultan Süleyman Han’ın bir mektubunu paylaşıyorum, buna bakınız ve aslınıza dönünüz !

 

Fransa Kralı I. Fransuva, 1525 Pavye Muharebesinde Almanlara esir düşünce, annesi Düşes Dangolem vasıtasıyla Osmanlılardan yardım istedi. Bunun üzerine Kanuni’nin krala gönderdiği mektup, onun Avrupa devletlerine bakış açısını çok güzel ifade etmektedir. Ocak 1526 tarihli mektup şöyledir:

Ben ki; Akdeniz ve Karadeniz'in Rumeli'nin Anadolu'nun Karaman ve Rum'un, Dulkadir vilayetlerinin, Diyarbakır, Azerbaycan ve Acem'in, Şam ve Halep'in, Mısır'ın, Mekke'nin ve Kudüs'ün bütün Arap diyarının, Yemen'in ve ecdadımın fethettikleri daha birçok diyarın Sultan'ı ve Padişah'ı, Sultan Beyazıt Han'ın torunu, Sultan Selim Han'ın oğlu Sultan Süleyman'ım!

Sen ki; Françe vilayetinin kralı olan Françesko’sun. Hükümdarların sığındığı kapımın eşiğine uzattığın tezkereden malumum oldu ki, memleketinin toprakları düşman tarafından zaptolunup, sen dahi şu anda onlar elinde esir bulunmaktasın ve kurtulmaklığın için bizden yardım dilemektesin. Bütün dünyanın sığındığı, padişahlığıma yakışan ayağımın toprağına maruzatın ulaşmakla her türlü halini öğrenip, olan bitenden haberdar oldum. Yüce seleflerimiz, Allah onların kabirlerini nur içinde tutsun, düşmanlarını kahretmek ve sayısız fetihlere ermek maksadiyle her vakit cihad için kılıç çekmek fırsatını kaçırmayıp, ben dahi onların açtığı çığırda harekete geçip, her günüm zorlu kaleler ve girilmesinde engeller bulunan şehirler fethetmiş bulunmaktayım. O sebepten gece ve gündüz atımız eyerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır”.

Aynı zamanda Alman Kralına  Yazılan mektuptan;

Biz ki, diyar-ı Trablusgarp’ın, Diyar-ı Libya’nın, Diyar-ı Mısır’ın, Diyar-ı Rum’un, Diyar-ı             ( vesaire yerler sayılıyor) ´nın Fatihi, Sultan Süleyman Han´ız. Sen ki, Almanya eyaletinin Kral’ı Sarlken´sin. Sana deriz ki, tez Fransız kral´ı kulumuzu serbest bırakasın ".

Muhteşem Süleyman´ın koskoca Almanya İmparatoruna olan hitabı işte bu şekilde olur. Yazdırdığı o nameyi Alman Kralına göndermek için bir paşa dahi tayin etmeye tenezzül etmeyen Süleyman Han, bu işe sıradan bir çavuşu vazifelendirmekle iktifa eder. Tabii netice mi ? Fransız Kralı derhal serbest bırakılır. Koskoca Kanuni Sultan Sülayman´a karsı durmak öyle kolay değildir.

 

Mektubun aslı Muhtemelen Süleymaniye Kütüphanesinden temin edilebilir.

 

Allah Türk’ü ve Yurdunu Korusun !

 

 


Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (0)add
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >
 
 

Murat Çavga