Anasayfa arrow Yazarlar arrow Alp Ergenekon arrow AKP Bundan Sonra Ne Yapmalı ?
AKP Bundan Sonra Ne Yapmalı ? Yazdır E-posta
Perşembe, 31 Temmuz 2008

AKP Bundan Sonra Ne Yapmalı ?

 

Alp Ergenekon

 
AKP nin kapatılma davasına ilişkin yüksek mahkeme nihayet süreci noktaladı ve kararını verdi: “AKP kapatılmasın”
 
Ancak, on bir üyeli yüksek mahkemenin altı üyesinden kapatma, dört üyesinden ise hazine yardımının kesilmesi kararının çıkması, AKP nin yaklaşık altı yıl içinde Türkiye ve Türk Milleti üzerinde oluşturduğu tahribatı meşru hale getirdiğinin açık ispatı olarak görülmelidir.
 
Neticede onbir üyenin onu gibi ezici bir çoğunluğundan ceza almış olan AKP, tüm bu olanlardan gerekli dersi çıkarmadan “durmak yok yola devam” diyemez ve dememelidirde.
 
Durup düşünmeli, özeleştirisini yapmalı, toplumu artık ayrıştıran değil ortak mutabakatta buluşturup kucaklaştıracak projeler üretmenin yollarını aramalıdır.
 
Bu sürece katkıda bulunmak adına, AKP icraatlarının karşıtı bir birey olarak, yapılması halinde AKP yi dahi kucaklayabileceğimizin altını çizerek bu sürece katkıda bulunmak adına yapılmasını istediğimiz hususları temel bazı ana başlıklar halinde ortaya koymaya çalışacağım.
 
Dış Politika :
 
“…AKP nin kapatılması ABD nin ulusal çıkarlarına karşıdır.” açıklamasını yapan ABD ye, AKP nin bu uğurda bir projesinin olamayacağı hatta ajandasında dahi böyle bir açıklamayı destekleyecek bir düşüncelerinin olmadığını en kısa sürede açıklayarak, Türk Toplumunu, samimi oldukları konusunda ikna etmelidir.
 
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin kapatılma davasına ilişkin yaptıkları talihsiz açıklamaya tepki göstermeli ve bu davanın Türkiye dışında hiç kimseyi ilgilendiremeyeceği mesajını diplomatik nezaketi çiğnemeden ancak gereken tonda da vermesini bilmelidir.
 
AKP ve dolayısı ile Türkiye çıkarlarının, ABD ve onun gayri resmi çocuğu İsrail’in ulusal çıkarları ile asla örtüşemeyeceğine ilişkin net mesajlar vermeli ve bunu somut projelere dönüştürmelidir. Dahası Hıristiyan kulübü olduğu kimi AB ülkeleri tarafından da ifade edilen AB ye üye olma yerine yüzünü öncelikli olarak Türk Cumhuriyetlerine dönmeli, Ortadoğu da ki Müslüman lider ülke arayışları için alternatif olmaya yönelik vizyoner aksiyonlar almalı ve gereğini yerine getirmeye çalışmalıdır.
 
Türkiye nin tanıtımını ya da dışarıda yapılmak istenenleri Cemaatlere bağlı oluşumlarla değil evrensel diplomatik ataklarla hayata geçirecek projeler üeretmelidir.
 
İç Politika :
 
Türkiye nin laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğuna mümkün olduğunca güçlü şekilde vurgu yapmalı ve bu açıklamanın gereği olarak projeler üretmeli ve toplumu inandırıcı eylemlere geçmelidir.
 
Bu amaçla Türban, Ulema, Tarikat, Cemaat vs. gibi kavramları kullanmaktan vazgeçerek ABD nin AKP ye yakıştırdığı gibi bir Politik Ilımlı İslam Hareketi değil tüm toplumu kucaklayan merkezi bir siyasi oluşum olduğunu açıklamalıdır.
 
Devletin Kurum ve Kuruluşları ile ilişkilerde devlet ciddiyetine yakışır tarzda yapıcı ilişkiler tesis edilmelidir.
 
Ekonomi :
 
Özelleştirmenin elde avuçta ne var ise satılması demek olmadığı artık bilinmelidir. “Zararın neresinden dönülürse kardır” sözünün gereği olarak şu ana kadar yürütülen iflas ettirici politikalardan vazgeçilmelidir.
 
Dışarıdan ithal edilenleri dinlemek yerine, Merkez Başkanının “Ulusal çıkar lehine olabilecek iradenin gösterilmesi halinde IMF yi gönderebiliriz” tarzındaki açıklamalarına kulak vermeli bu değerli bürokrattan ve diğerlerinden en maksimum derecede yararlanılmaya çalışılmalıdır.
 
Tüm bu önerdiklerimizin aksine hiçbir özeleştiri yapmadan mevcutta yapılanların devamı şeklinde “durmak yok yola devam” şeklinde hareket edilmesi halinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıda paylaştığım açıklamalarının Toplumsal Ortak Mutabakat olarak genel kabul görebileceği açıktır.
 
"Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi.
Siyasal ve askerî bir çember vardı.
 İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı.
Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı.
Yapamazlardı da.
Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, 'ordu' adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu.
İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve korumak olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor.
Buna kuvay-i milliye diyoruz!.. "

Bu habere benzer haberler:
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Yorum (1)add
Nevzat Dağlı: Çok şükür...
Partimiz açıktır, yollara devam,
Adalet akladı bizi çok şükür.
Dokunulmaz kaldı kişisel davam,
Kurtardık oğulu, kızı çok şükür.

Olayın içine AB’yi kattık,
Gerekli yerlerde nutuklar attık.
Çevirdik, çevirdik kıvamda tuttuk,
Yakmadık ocakta kazı çok şükür.

Hukukla güreşte tuşa hazırdık,
Her tür soğuk suyla duşa hazırdık.
Allah’ın izniyle kışa hazırdık,
Serince atlattık yazı çok şükür.

Sermaye sevin sen kurtuldu paran,
Garibim bekle sen sarılır yaran.
Senaryo bitmedi oyna figüran,
Reytingler alıyor dizi çok şükür.

Makası düzeldi şimdi trenin,
Üstünden geçeriz karşı duranın.
Önü açık bize destek verenin,
Daha kuruyacak tuzu çok şükür.

Mahkeme bitmiştir olmuşuz afif,
Suç ağır olsa da cezamız hafif.
Kara yazma bağlar şimdi muhalif,
Elinden alındı kozu çok şükür.

Eğer bir sır varsa etmeyin merak,
Gizli görüşsek de işimiz berrak.
Gördünüz partimiz şimdi daha ak,
Zemzemle yıkandı yüzü çok şükür.

Tehlike geçmiştir daha çok satın,
Karşı çıkan varsa içeri atın,
Gözünü korkuttuk ozan Nevzat’ın
Türkümüzü çaldı sazı çok şükür.

Halk Ozanı Karamanlı Nevzat
1

Temmuz 31, 2008
Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >